13.ULUSLARARASI ENERJİ, KOJENERASYON VE ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ KONFERANSI DÜZENLEDİ
13. Uluslararası Enerji, Kojenerasyon ve Çevre Teknolojileri Konferansı 30-31 Mayıs 2007 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleştirildi. Konferans kapsamında düzenlenen "Enerji Sektörünün Problemleri ve Çözüm Önerileri" başlıklı panelde TMMOB adına konuşmacı olarak Yönetim Kurulu II. Başkanı Hüseyin Yeşil yer aldı.
Bize göre yani Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği‘ne göre sektörün temel sorunları şunlardır:
1.1984‘de başlatılan ve sürdürülen kamu tekelinin dağıtılmış olması ve sektörün çok başlı hale getirilmesi (EPDK gibi üst kurullar, elektrik sektöründe TEİAŞ-TETAŞ-TEDAŞ v.b) Özellikle elektrik üretiminde yaratılan parçalı yapı, elektrik fiyatlarının ucuzlamasına değil daha da yükselmesine yol açmıştır. YİD, Yİ, serbest tüketici, otoprodüktörcüler, rüzgarcılar, kömürcüler, doğalgazcılar gibi yalnızca kendi pencerelerinden bakarak baskı unsuru oluşturan kesimlerin her biri kendi çıkarlarını koruma altına alınmasını talep etmektedirler. Bu da fiyatların artmasına neden olmaktadır.
2.Enerji sektöründe planlamanın terk edilmesi, sektörde 1984 yılında başlatılan ve bugün de sürdürülmeye çalışılan özelleştirme politikaları ve bunun yarattığı sorunlar.
3.Özelleştirme politikalarına güvenilerek kamunun yatırım yapmaması hatta 4628 Sayılı Yasa ile de kamunun yatırım yapmasının adeta yasaklanması. Bu da önümüzdeki yıllarda elektrik enerjisi talebini karşılamada sıkıntıya girmemize neden olacaktır. Ayrıca kamu 2005 yılında toplam kurulu gücün %58 ine sahip olmasına karşın elektrik üretiminin %45‘ini sağlamış, toplam kurulu gücün %42‘sini elinde bulunduran özel sektör toplam elektrik üretiminin %54‘ini gerçekleştirmiştir. Kamu kendi santrallerini çalıştırmak yerine, özel sektörden pahalı elektrik almak zorunda bırakılmıştır.( Alım garantili sözleşmeler v.b) yine Yİ, YİD santrallerinde kamu aleyhine işleyen sözleşmeler, alım garantileri nedeniyle oldukça kaygı verici bir durum ortaya çıkmıştır. Bunların sonucunda 1 Temmuz 2006‘da yaşananları hepimiz hatırlıyoruzdur. Otoprodüktör şirketleri elektrik fiyatlarının artırılmasını istediler, hükümet de buna yanaşmayınca (Burada kim haklıydı kim haksızda bunu tartışmak istemiyorum) üretimi durdurdular ve o gece 13 il 4-5 saat karanlıkta kaldı. İşte size özelleştirme politikalarının yarattığı en somut sorun.
4.Enerjide sürekli bir yönetim krizinin olması. Biz bunu şöyle tanımlıyoruz; enerji krizi yok yönetim krizi var. Bu sorun da özelleştirme politikasının sonucunda ortaya çıkmıştır. Uzun yıllardan bu yana enerji sektöründe adliyelik vakalar yaşanmaktadır. 2 eski enerji bakanı yüce divanda yargılanmaktadır. Ayrıca onlarca enerji bakanlığı bürokratı ve enerji sektöründe iş yapan firma sahip ve yöneticileri çeşitli nedenlerle yargılanmış, halen yargılanıyor. Kimisi ceza aldı, kimisi beraat etti. İktidar değiştiğinde mevcut bakanın ve bürokratların da aynı akıbete uğramayacağını kim garanti eder. Bunlarla söylemek istediğimiz bu alanda büyük bir rant var, dolayısıyla yine bu alanda büyük bir kavga da var. Bu dünya için de Ortadoğu için de böyledir. Yanıbaşımızda sürdürülen işgal ve savaşın en büyük nedenlerinden birisi de ABD‘nin bu bölgedeki enerji kaynaklarına sahip olma isteğidir. Bir ülke talan edilmiş yakılıp, yıkılmış ve milyonlarca insan öldürülmüştür. Şunu söylemek abartı olmayacak enerjinin olduğu yerde siyaset hatta kanlı siyaset vardır.
5. Elektrik enerjisi üretiminde doğalgazın payı giderek hızla artmakta (1990‘da %17,7,1995‘te %19,2,2000 yılında %37 ve 2005 yılında %43,8) dolayısıyla dışa bağımlılık büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
6.Özel olarak elektrik enerjisindeki kayıpların yüksek olması ve buna kaçakları da eklersek bu durum büyük bir sorun olarak karşınızda durmaktadır.
7.Otuz yıldır sürdürülen nükleer santral kurma inadı da sektörün önünde ayrı bir sorun olarak önemini korumaktadır. Bilindiği gibi bununla ilgili her türlü tepkiye rağmen çıkarılan yasa Cumhurbaşkanı‘ndan dönmüştür. Kendi doğal kaynaklarımızın henüz yaklaşık %30‘unu kullanırken bu oranı %70‘lere çıkarmak, yenilenebilir kaynakların bulunması ve geliştirilmesi için yatırım yapmamız gerekirken, atık sorunu çözülememiş, riskli ve pahalı bir kaynağın kullanılmasından ısrar etmek başlı başına bir sorundur.
8. Kojenerasyon santrallerinin kurulması için teşvik ve desteğin tam olarak verilmemesi de bu alanda bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğalgaz çevrim santrallerinde verim %55 iken kojenerasyon santrallerinde bu oran %90 civarındadır (elektrik üretimi açısından).
ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ
1. Enerji sektöründe dağıtılan kamu tekeli yeniden kurulmalıdır. EPDK ve bunun gibi kurumlar kaldırılmalıdır.
2. Enerji sektöründe planlı döneme dönülmelidir. Dünya Bankası ve IMF‘nin öneri ve direktifleri reddedilmelidir.
3. Önümüzdeki yıllarda karanlıkta kalmamak için kamu santral yatırımlarına hız vermelidir.
4. Özelleştirme politikasından vazgeçilmelidir.
5. Enerji yönetiminde sürekli kriz oluşmasına neden olan siyasi iktidar yanlısı kadrolaşma politikasından vazgeçilmeli ve bu iş yetenekli ve kurum içinden yetişen kadrolara bırakılmalıdır.
6. Elektrik üretiminde doğalgazın payı düşürülmeli ve giderek belli bir orana çekilmelidir. Doğal ve yenilenebilir kaynakların aranması, bulunması ve kullanılması için tüm olanaklar seferber edilmelidir. Çıkarılmasına destek verdiğimiz (bazı kısımlarına eleştirilerimiz olmasına karşın) “Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Enerji Verimliliği” yasalarının uygulanmasına hız verilmelidir.
7. Ektrik enerjisi dağıtımında kayıp oranı dünya ortalamasına çekilmeli, kaçakla mücadele sadece kurumlarda çalışan başta üyelerimiz olmak üzere teknik personele bırakılmamalıdır. Biliyorsunuz bu mücadele sırasında bir yöneticimizi kaybettik. Kaçak elektrik kullanan bir çete tarafından öldürüldü.
8. Nükleer santral kurma sevdasından vazgeçilmelidir.
Sonuç olarak TMMOB ve bağlı odaları, enerji sektöründe yaşanan sorunlara ilişkin görüşlerini ve çözüm önerilerini dün olduğu gibi bugün de yarın da söylemeye, kamuoyunu ve ilgilileri uyarmaya devam edecektir. Ayrıca bu konuda meşru, hukuki ve demokratik mücadelemizi de sürdürmeye devam edeceğiz.
Son söz olarak da; bu sektördeki özelleştirmelere talip olan ya da sözleşme yapan yerli ve yabancı kuruluşların dikkatini çekmek istiyorum. Yapılan ve yapılacak bütün özelleştirmeler
için ilgili odalarımız ve TMMOB hukuki mücadelesini sürdürmektedir ve sürdürecektir. Aktaş, Kepez, Çukurova ve diğer örneklerin unutulmamasını ve yatırımlarını ona göre yapmalarını öneririz. (12 yıllık bir hukuk mücadelesi sonunda Aktaş Elektrik‘in kamuya devredilmesini sağladık) Bu konuda sabırlı ve inatçıyız.


