20. TÜRKİYE ULUSLARARASI MADENCİLİK KONGRESİ YAPILDI

11.06.2007

TMMOB Maden Mühendisleri Odası tarafından iki yılda bir düzenlenen Türkiye Uluslararası Madencilik Kongresi'nin yirmincisi 6-8 Haziran 2007 tarihlerinde Ankara Dedeman Oteli'nde gerçekleştirildi. Kongre ile birlikte madencilik sektörüne hizmet veren kurum ve kuruluşların katıldığı bir de sergi düzenlendi. 500 yerli ve yabancı delegenin katıldığı Kongre süresince; toplam 60 adet bildiri, farklı ülkelerin madencilik sektörlerinde faaliyet gösteren akademisyen, araştırmacı, uzman ve mühendisler tarafından sunuldu. Uzman bilim adamları ve araştırmacıların katıldığı Kongrede, bilimsel ve teknik konuların yanında ülkemiz madencilik sektörünün toplumsal, politik ve ekonomik boyutları ile çevresel boyutu da ele alındı. Kongre kapsamında, "Enerji Politikalarında Madenciliğin Yeri" ve "Madencilik Sektöründe Özelleştirme ve Sonuçları" başlıklı iki ayrı panel düzenlendi.

Kongrenin açılışında konuşan Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun, madenciliğin zor, yıpratıcı, yüksek oranda risk taşıyan, bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren, dünyanın en ağır iş kolu olduğunu belirterek, tüm maden işletmelerinde maden üretiminin mutlaka en az bir maden mühendisi nezaretinde yapılması gerektiğini vurguladı. Mehmet Torun, madencilik sektörünün ülkemiz için önemi göz önüne alındığında, sorunların çözümü ve sektörün ülke ekonomisi içindeki payının artırılması için "Madencilik Bakanlığı"nın kurulmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı da açılışta yaptığı konuşmada, Türkiye‘nin madenlerini aramaktan vazgeçtiğini belirterek, "Kamu madencilik kuruluşları giderek küçültülmüş, yatırım yapılmamak suretiyle eskimeye ve verimsizliğe terkedilmiştir. Madencilik sektörüne finans sağlayan Etibank Bankacılık yok edilmiştir. Madencilik sektöründe, kamu mülkiyetinin özel sektöre devrinin, ekonomide etkinlik ve verimliliği sağlamak için yeterli olmadığı görülmektedir. Gerçek sorunlar gözardı edilirken, çözümün sadece mülkiyet devrinde aranması, bilimsellikten son derece uzak bir yaklaşım olarak önümüzde durmaktadır" dedi.

Türkiye‘nin ihtiyacı olan enerjinin, yerli maden kaynaklarından karşılanmasının öncelikli hedef olması gerektiğinin altını çizen Soğancı, maden aramalarının uzun yıllardır ihmal edildiğini belirterek, "Bu amaçla Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü yeniden yapılandırılarak, uzun yıllardır ihmal edilen maden aramaları konusunda yeniden lokomotif kuruluş konumuna getirilmelidir. Bu amaçla MTA‘ya gereken kaynak ayrılmalıdır" diye konuştu.

Soğancı, madencilik sektörünün en önemli darboğazlarından birinin, gerek kamu gerekse özel kuruluşlardaki yönetsel yapıların verimsizliği olduğunu ifade ederek, bu yapıların verimliliğine yönelik çalışmaların, madencilik sektörünün gelişimi bakımından son derece önemli olduğunu söyledi.

Konuşmasında madencilik faaliyetlerinde çevre faktörünün önemine de değinen Soğancı şunları söyledi:

"Çevre faktörü göz ardı edilerek madencilik faaliyetlerinin yürütülmesi, içinde bulunduğumuz yüzyılda mümkün değildir. Ancak, madencilik sektöründe, çevre dostu teknoloji ve yöntemlerin kullanılması, madencilik süreçlerinde ya da sonrasında çevrenin korunmasına ya da yenilenmesine yönelik önlemlerin alınması, sektörün gelişimini engellemeyecek, aksine genel anlamda sektörün gelişimine yönelik katkıyı yapacaktır. Yerel halkın onayını almamış hiçbir ekonomik girişiminden başarı şansı beklenemez. Madencilik sektörüne ilişkin alınacak kararlarda ilgili yöre halkının da katılımı sağlanmalıdır. Toplumsal, ekonomik ve çevresel bakımdan sürdürülebilir bir madencilik sektörünün gelişimi; devlet, sektörde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar ile demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum örgütlerinin yapıcı işbirliği ile mümkündür. Söz konusu tarafların doğrudan katılımları olmaksızın hazırlanacak herhangi bir sektör planının ya da plan uygulamasının başarılı olması mümkün görülmemektedir."