3. ULUSAL ENERJİ VERİMLİLİĞİ FORUMU DÜZENLENDİ

13.01.2012

31. Enerji Verimliliği Haftası kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü koordinasyonuyla düzenlenen 3. Ulusal Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı 12-13 Ocak 2012 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi.

Forumun açılışında sırasıyla; Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Yusuf Yazar, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Dr. Kıvanç Dinçer, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mücahit Fındıklı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız konuştu.

Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü (YEGM) Genel Müdürü Yusuf Yazar yaptığı konuşmada, YEGM‘nin, 2011 yılındaki kanun hükmünde kararname ile kapatılan Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE)‘nin yerine, yenilenebilir enerji kaynakları ve teknolojileri, enerji verimliliği konularında  faaliyet yürütmek üzere kurulduğunu hatırlattı. Yazar, dünyanın ihtiyaç duyduğu temiz enerji devriminin göz ardı edilemez iki unsurunun yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği olduğunun altını çizerek kurum olarak bu iki konuya odaklandıklarını söyledi. Enerjinin daha verimli ve etkin kullanılmasını sağlamak için çaba içerisinde oldukları anlatan Yazar, bu kapsamda bilgilendirme, mevzuat geliştirme, eğitim ve proje destekleme de dahil olmak üzere geniş yelpazede çalışmalar yürüttüklerini, ilgili kurum ve kuruluşlarla, özel sektör ve sivil toplum temsilcileriyle işbirliği yaptıklarını belirtti.

"Türkiye‘nin yüzde 25 enerji tasarrufu potansiyeli var"

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Başkanı Mehmet Soğancı, enerjiden yararlanmanın çağdaş bir insan hakkı olduğunu söyleyerek enerjinin tüm tüketicilere yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir şekilde sunulmasının temel bir enerji politikası olması gerektiğini kaydetti. Enerji üretiminde ağırlığın yerli, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına verilmesi gerektiğini vurgulayan Soğancı, enerji planlamaları yapılırken hedeflenmesi gerekenlerin ulusal ve kamusal çıkarların korunması, toplumsal yararın artırılması, yurttaşların ucuz, sürekli ve güvenilir enerjiye kolaylıkla erişebilmesi olduğunu ifade etti.

Türkiye‘de çeşitli kurumların yaptığı araştırmaların tüm sektörlerin ortalaması göz önüne alındığında en az yüzde 25 oranında enerji tasarrufu potansiyeli olduğunu ortaya koyduğunu belirten Soğancı, "Türkiye‘nin 1990-2011 döneminde enerji talep, üretim, ithalat ve ihracatının gelişimi ile ilgili veriler incelendiğinde; 1990‘dan bu yana, dışa bağımlılığın hızla arttığını görmekteyiz. 1990‘da % 48.1 olan talebin yerli üretimle karşılanma oranı, 2008‘de % 27.2‘ye düşmüştür. Son dönemlerde izlenen politikaların sürdürülmesi halinde; birincil enerji tüketiminde dörtte üç oranında dışa bağımlığının devam edeceği ve daha da artacağını söylemek mümkündür. Ülkemizde 1980‘lerden bu yana izlenen ve son yıllarda en üst düzeye varan özelleştirme-piyasalaştırma faaliyetlerinin en yoğun olarak uygulandığı alanlardan biri enerji sektörü olmuştur. Özellikle elektrik üretimi alanında; kamunun yeni yatırım yapması önlenmiş, yatırımların tamamen özel sektör eliyle yapılması esası benimsenmiş ve uygulanmıştır. Elektrik üretimi, toptan satışı ve dağıtımında, rekabet getirileceği gerekçesiyle kamu varlığı özelleştirmeler eliyle yok edilirken, dağıtımda tek bir özel sektör şirketler grubunun, sektörün %30‘unu kontrol altında tutabilmesi rekabet hukukuna uygun görülebilmektedir. Belli başlı birkaç grup, sadece elektrik dağıtımında değil, üretimi ve toptan satış alanlarında da faaliyet göstererek yatay ve dikey bütünleşme ile hâkimiyetlerini perçinlemektedir. Kamu tekeli yerini hızla az sayıda özel tekele bırakmaktadır. Enerjide dışa bağımlılık arz güvenliğini ve ülkenin ekonomik ve sınaî geleceğini riske sokan önemli bir etkendir. Bu nedenle dışa bağımlılığımızı süratle azaltma yoluna gidilmelidir" dedi.

2007 yılı ve sonrasında enerji verimliliği alanında yasal çerçevede önemli değişiklikler yapıldığını ve 4.5 yıldır bu değişikliklerin uygulamaya dönüşmesi süreci yaşandığını anlatan Soğancı, "Türkiye‘de, son 55 ayda Enerji Verimliliği Kanunu ve onun üzerinde ikincil mevzuat ile bir mevzuat çerçevesi oluşturulmuş, yönetmeliklerin birçoğunda köklü değişimler yapılmıştır veya yapılma ihtiyacı doğmuştur. Bu yasal çerçeve ile TMMOB‘nin de yer aldığı, kurumlar arası bir koordinasyon mekanizması henüz çok etkin olmasa da oluşturulmuştur. TMMOB‘ye bağlı MMO ve EMO‘nun etkin olarak yer aldığı eğitim faaliyetlerinin yaygınlaşması sağlanmış, eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri, belli büyüklüklerde sanayi ve ticari binalara enerji yönetimi zorunluluğu, EVD olarak bilinen şirket yetkilendirmeleri ile enerji verimliliği hizmet sektörünün geliştirilmesi, KOBİ‘ler ve endüstriyel kuruluşlar için sınırlı bir hibe programı gibi konularda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Bununla birlikte, enerji talebinin somut şekilde azaltılabilmesi için, enerji verimliliği konusunda ülkemizin ve insanımızın ekonomik şartlarını ve kültürel seviye ve alışkanlıklarımızı da göz önünde tutarak daha etkin stratejiler geliştirilmesine ve adımlar atılmasına ihtiyaç duyulmaktadır" diye konuştu.

Elektrik İşleri Etüt İdaresi‘nin bir kanun hükmünde kararname ile lağvedilerek yerine Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü kurulması konusuna da değinen Soğancı, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü‘nün görev tanımının "sanayide ve binalarda enerjinin verimli kullanımı ile ilgili olarak farkındalık oluşturmak ve bu amaçla çalışmalar yürütmek,  Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu tarafından onaylanan enerji verimliliği uygulama projelerini ve araştırma ve geliştirme projelerini izlemek ve denetlemek" olarak sınırlandırılmasının enerji verimliliğinde daha etkin çalışmalar yapılmasının önünü kestiğini ifade etti. Soğancı, söz konusu kararname ile oluşturulan organizasyonun ve buralara atanan kadroların durumunun da belirsiz hale getirildiğini, hem kişilerde hak kayıplarına yol açtığını hem de çıkarılan mevzuatın uygulanmasının olanaksız hale getirildiğini kaydetti.

Mehmet Soğancı, binalarda enerji verimliliği konusuyla ilgili olarak da şunları söyledi:

"Son birkaç yıldır binalarda enerji verimliliği çalışmalarının daha etkin yürütülmesi için yeni yeni teşkilatlanıp kadrolar oluşturan Bayındırlık ve İskân Bakanlığı‘nı kaldırarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı haline getiren KHK‘de de enerji verimliliğine ilişkin düzenleme önemsiz ve vurgusuz şekilde; ‘Yapı denetimi sistemini oluşturmak ve yapılarda enerji verimliliğini artıran düzenlemeleri yapmak, yönetmek, izlemek; yapı malzemelerinin denetimine ve uygunluk değerlendirmesine ilişkin iş ve işlemleri yapmak‘ şeklinde belirtilmektedir. AB ve Amerika‘da 2020 yılında tüm yeni binaların "0" karbon binası olması öngörüsünden bahsedilirken, ülkemizde binalarda enerji verimliliği hususu yeni yasal çerçevede önemsiz bir unsur haline gelmiştir. Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği ile 2017 yılına kadar 9 milyon binaya ‘Enerji Kimlik Belgesi‘ verilmesi öngörülmüştü. Yetkilendirmenin durdurulması nedeniyle enerji kimlik belgesini verecek EVD sayısının 1 yıldır 20‘de kalması sonucunda 5 yıl içinde bu binaların sertifikasyon hedefi de tehlikeye girmiştir."

"Cari açığın önemli kısmı enerji ithalatından kaynaklanıyor"

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) Başkan Yardımcısı, Dr. Kıvanç Dinçer, Türkiye ekonomisindeki cari açığın önemli kısmının enerji ithalinden kaynaklandığına dikkat çekerek, TÜBİTAK olarak konunun öneminin farkında olduklarını söyledi. Dinçer, 2003-2011 yılları arasında enerji konulu projelere 216 proje için 30 milyon liranın üzerinde kaynak aktarıldığını, enerji verimliliği alanında ise 95 projeye 11 milyon lira hibe destek sağlandığını bildirdi.  Dinçer, "Enerji verimliliği alanında faaliyet gösteren firmalarımızı TÜBİTAK AR-GE teşviklerinden yararlanmaya davet ediyorum.  Aynı şekilde üniversitelerimize de bu konuda önemli hibe destekleri veriyoruz.  Öte yandan enerji verimliliği konusunda ciddi projeler yürütüyoruz. Bu proje ve desteklerle enerjide yerlilik oranının her geçen gün artacağına inanıyoruz" diye konuştu. 

"Enerjide tasarruf ettikçe para kazanırsınız"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, enerji tasarrufu sağlamanın petrol bulmakla eşdeğer olduğunu söyledi.  Türkiye‘de enerjinin çok ciddi biçimde verimsiz kullanıldığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Biz sanayide bir ürün elde etmek için Avrupalı‘nın iki katı enerji kullanmak zorundayız. Türkiye, 1000 dolarlık katma değer elde etmek için 270 kilo petrol eşdeğeri harcıyor, Almanya aynı üretim için 160 kilo petrol eşdeğeri harcıyor. Çünkü enerjisini verimli kullanıyor" diye konuştu.  Sanayicilere bu konuda önemli görevler düştüğüne dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, enerji bakanlığının enerji verimliliğine yönelik ciddi destekleri bulunduğunu, bunların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. TOBB Başkanı, "Enerji tasarrufu ettikçe para kazanırsınız, yani bu işte bedava para var" diye konuştu.

"Türkiye‘de 15 milyon buzdolabı değişmeli"

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mahmut Mücahit Fındık, enerjiyi verimsiz kullanmanın sürdürülebilir bir tarafı olmadığını belirtti. Bir verimlilik kültürünün yaratılması gerektiğini aktaran Fındık, kolay olmayan ama zorunlu bir dönüşümün yaşanmasının şart olduğunu hatta bu konuda bir seferberlik oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Hanelerde kullanılan 24 milyon buzdolabını örnek veren Fındık, "Bunların 15 milyonu verimliliği düşük ürünlerden oluşuyor. Bunların tamamının A+  ürünlerle değiştirilmesi Keban Barajı, bunların A++ ürünlerle değiştirilmesi ise Atatürk Barajı‘nın elde ettiği elektrik miktarı kadar tasarruf yapabilecek" diye konuştu. 

"2011 petrol ve doğalgaz ithalatının maliyeti 55 milyar dolar"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, petrol ve doğalgazın 2050 yılına kadar ağırlığını koruyacağını, Türkiye‘nin ithal ettiği bu kaynakların 2011 yılındaki maliyetinin 55 milyar dolar olduğunu söyledi. Bunun tamamının enerji sektörü için kullanılmadığını, araçlarda kullanılan petrol ve türevlerinin de bu kalem içinde yer aldığını anlatan Yıldız, "2011 yılı için 55 milyar doların 25 milyar dolarını, 15 milyondan fazla aracın tükettiği yakıt kalemi oluşturuyor" dedi.

Bakanlığın enerji verimliliği konusunda yakın zamanda bir strateji belgesi yayınlayacağını kaydeden Taner Yıldız, "2023 yılına kadar Türkiye, var olan enerji kalemlerini 2 katına çıkarmak zorunda. 120 bin MW‘lık bir lisans müracaatı söz konusu. Bunun 50 bin MW‘lık bölümü lisanlarını almış durumda. Bu firmaların yatırımlarını gerçekleştiriyor olması lazım. 2023 hedefine ulaşabilmemiz için yüzde 20‘lik bir enerji tasarrufu da gerekiyor. Elimizdeki somut veriler bu hedeflere ulaşabilmenin mümkün olduğunu gösteriyor."