5. ULUSAL ENERJİ VERİMLİLİĞİ FORUMU/8-11 OCAK 2014/İSTANBUL

08.01.2014

Değerli Katılımcılar,

Hepinizi bugün sayısı 450.000‘e ulaşan bu ülkenin mühendisleri, mimarları, şehir plancıları adına, örgütüm TMMOB adına, Yönetim Kurulumuz adına, şahsım adına sevgi, saygı ve dostlukla selamlıyorum.

Öncelikle, kamunun, sektörün, bilim insanlarının ve meslek örgütlerinin bir araya geldiği bu etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese örgütüm adına teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi TMMOB bu ülkede mesleğini yapan mühendis, mimar ve şehir plancılarının örgütüdür. Onların hak ve çıkarlarını halkımızın hak ve çıkarları temelinde savunur, büyütür ve geliştirir. Öte yandan da meslek alanları ile ilgili ülke gerçeklerini okur, varsa sorunları tespit eder ve çözümü açısından önerilerini kamuoyuna sunar, ülke politikalarının insandan, emekten, haktan, hukuktan, adaletten yana hakim kılınması için mücadele eder.

Enerji ve enerji verimliliği de örgütümüzün önemli çalışma alanlarından birini oluşturmaktadır.

Değeri Katılımcılar,

Bir forum anlayışı ile oluşturulan bu etkinlikte de birliğimiz açısından konu ile ilgili önemsediğimiz konulara vurgu yapmak istedim. Başta Makina Mühendisleri Odası ve Elektrik Mühendisleri Odası olmak üzere odalarımız bu konudaki önerilerini, görüşlerini yayınladıkları raporlar, yaptıkları etkinlikler aracılığıyla kamuoyu ile paylaşmaktadır.

Burada bulunan herkes, hepimiz biliyoruz ki; enerjinin verimli kullanımı geleceğimiz açısından bir zorunluluk. Enerjide ülke açısından dışa bağımlılıktan bir nebze olsun kurtulmanın, dünya açısından sürdürülebilir bir ekosistem ve hayatın yolu enerjiyi verimli kullanmaktan geçiyor. Bu açıdan enerjinin verimli kullanımı için yasal ve toplumsal altyapının oluşturulması büyük önem taşıyor.

Son yıllarda enerji verimliliği yasal alanlardaki çerçevesi ve Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu kararları ile AR-GE yapısını güçlendirilmesi ile ilgili önemli gelişmelerin sağlandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Ama ciddi anlamda, üretimi ikame edecek, dış bağımlılığımızı azaltacak bir enerji tasarrufunu ortaya koymak için hala çok radikal karar ve girişimlere ihtiyacımız var. Söz konusu alanlardaki yetersizlikler, farkındalık eksikliği ve mevzuat problemleri bugüne kadar çok kereler sektördeki taraflarca da dile getirilmiş olmasına rağmen halen enerji tasarrufu konusunda güçlü bir rüzgâr yarattığımızı söyleyemeyiz.

 "2007 yılında çıkartılan Enerji Verimliliği Yasası‘ndan sonra onlarca yönetmelik ve tebliğ yayınlanmıştır. Bunların pek çoğunda çok kısa süreler içinde revizyon ihtiyacı doğmuş, yapılan değişiklikler ve yeni ek yükümlülükler, bu mevzuatı karışık, problemli ve zaman zaman da birbiri ile çelişir hale getirmiştir. Mevzuatın içselleştirilmesi ve uygulanabilmesi için; en kısa sürede topluca yeniden ele alınarak sadeleştirilmesi ve detayların her yıl hazırlanacak kılavuzlarla yönlendirilmesi şarttır." Geçen yıl bu cümleyi aynen söylemiştim ancak hala aynı noktada olduğumuzu üzülerek belirtmek isterim.  Mevzuatın sadeleştirilmesi ve kavuzların hazırlanması beklenirken özellikle eğitimlerle ilgili konularda, 2012 yılı içerisinde yeni tebliğler yine aynı doğrultuda yayınlanmış ve eğitim kurumlarının faaliyetleri bir süre askıya alınmıştır.  Eğitimler konusunda Makina Mühendisleri Odamız, 2009 ve 2013 yılları arasındaki dönemde toplam 76 kurs düzenlemiş ve bu kurslara 1621 mühendis katılmıştır.

Türkiye‘de mevcut bina stokunun %80‘lere varan önemli bir kısmının enerji verimliliği açısından yeterli şartlara sahip olmadığı sektörde sıkça dile getirilmektedir. Bunun bilinçsizlik, bilgisizlik, yetersiz yapı denetimi gibi bazı nedenleri olsa da en önemli nedeni finansman yetersizliğidir. Bu nedenle enerji verimliliği önlemlerinin daha etkin uygulanabilmesi için teşvik programlarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Öte yandan, yeni binalarda uyguladığımız standartlar diğer ülkelerdekine kıyasla zayıftır. Ayrıca sektörün ve ülkenin geleceği bakımından son derece önemli olan yeşil ve enerji verimli binalar ile önümüzdeki 10 yılda en az 25 milyar dolar tasarruf edileceği ilgili çevrelerce belirtilmektedir. Bu nedenle mevzuatla bu konu geliştirilip desteklenmelidir. Gelişmiş ülkelerde bina sektörü, ülkelerin "Düşük Karbonlu Ekonomiye Geçiş Stratejileri"nde sanayi ve ulaşım sektörlerine göre daha kolay ve maliyet etkin önlemlerin alınabilecek bir sektör olması sebebiyle öncelikli eylem alanı olarak yer almaktadır. AB, 2018 yılından itibaren tüm binalarını 2020‘den sonra da diğer binaları "net 0 (sıfır)" enerji binası yapmak üzere karar almış durumda. Amerika‘da da benzer hedefler var. Biz ise standartlarımızdaki ısı geçirgenlik limit değerlerini onda bir değiştirmek için bile bir süredir tartışıyoruz. Gelecek için biz de "net 0 (sıfır) enerji" standardı getirebiliriz. Şüphesiz bunun için devletin vereceği yerli malzeme üretim desteği ön koşul olacaktır.

Yasal mevzuatta var ama biz hala sanayinin atık ısısını, termik santrallerin atık ısısını havaya bırakıyoruz. Son birkaç yıldır bu konuda raporların hazırlandığını biliyoruz. Bir an önce de uygulamaları görmek istiyoruz. Şehirlerimizi bu atık ısılarla ve çöplerle ısıtmalıyız. Danimarka bu şekilde 2050 yılında ithal ettiği doğal gazı enerji arz yapısından çıkarmayı planladığını biliyoruz. Almanya‘nın güneş enerjisi ışınım şiddeti bizim güneş potansiyelini beğenmediğimiz Karadeniz Bölgemiz kadardır. Bu ülke hem elektrik hem ısı olarak güneş enerjisini bizden çok daha etkin kullanmaktadır. Bu cümleler bile enerji verimliliği konularında sanırım bazı gerçekleri özetliyor.

Son olarak vurgulamak isterim ki; enerji verimliliği çalışmaları için görevlendirilmiş olan YEGM‘nin organizasyon yapısının güçlendirilmesi, sorun yaratan mevzuatın daha fazla katılımcılıkla sade ve uygulanabilir hale getirilmesi, mali desteklerin yeniden ve tüm sektörleri ve özellikle halkı destekleyecek şekilde yeniden düzenlenmesi ve arttırılması, tüm finansman programlarının analiz ve değerlendirmelerinin izlenmesi, enerji hizmet piyasasının etkin olarak yaygınlaşması için bürokratik engeller azaltırken profesyonel sorumluluklarını yüklenmeleri sağlanmalıdır. Ayrıca Enerji Verimliliği Stratejisi eylemleri ekonometrik analizlerle yeniden tanımlanmalı, stratejik hedefleri gerçekleştirmek için gerekli tüm kaynaklar belirlenmelidir.

Çalışmalarımızda yer alan ve tanımlamaya çalıştığım bu eksiklik ve belirsizlikler, meslek odalarının, sektör derneklerinin, bu alanda çalışan mühendis ve mimar arkadaşlarımın başlangıçta yer alan heyecanlarını yitirmelerine yol açmıştır.

Ancak yine de söylüyoruz: TMMOB ve bağlı odaları ve konu ile ilgili mühendis, mimar meslektaşlarım enerji verimliliği alanının temel aktörlerindendir. Her zaman olduğu gibi bu konudaki görüş ve önerilerimizi kamuoyu ve ilgili kurumlarla paylaşmaya devam edeceğiz, enerji verimliliği çalışmalarının bir parçası olmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı