AVRUPA PEYZAJ SÖZLEŞMESİNİN UYGULANMASI YOLUNDA TÜRKİYE SEMPOZYUMU BAŞLADI
Peyzaj Mimarları Odası ile Çevre ve Orman Bakanlığı'nın ortaklaşa düzenlediği Avrupa Peyzaj Sözleşmesinin Uygulanması Yolunda Türkiye Sempozyumu 17 Mayıs 2007 tarihinde Ankara Üniversitesi ATAUM Konferans Salonu'nda başladı.
Sempozyumun açılışında bir konuşma yapan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı şunları söyledi:
Değerli Konuklar,
Sevgili Meslektaşlarım,
Hepinizi TMMOB Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.
Peyzaj Mimarları Odamız ve TC Çevre ve Orman Bakanlığı‘nın ortaklaşa düzenlediği, A.Ü.Z.F. Peyzaj Mimarlığı Bölümünün desteğinin alındığı Avrupa Peyzaj Sözleşmesinin Uygulanması Yolunda Türkiye Sempozyumu‘nda burada olmaktan büyük bir onur duyuyorum.
Odamızın tanımına göre Peyzaj: doğal ve kültürel tüm değerler; Peyzaj mimarlığı: ülke kaynakları olan doğal ve kültürel varlıkların insan yaşamına / kullanımına açılışındaki planlama, tasarım, uygulama ve yönetimi disiplinidir. Ekolojik yönden sağlıklı, dengeli, doğa ile uyum içinde kendini yeniden yaratıp varlığını sürdürülebilir bir yaşam ortamı yaratmanın aracıdır.
Türkiye‘de Peyzaj Mimarlığı eğitimi ise, 1933 yılında kurulan Yüksek Ziraat Enstitüsü bünyesinde "Süs Nebatları Şubesi" ile başlamıştır. Ankara Üniversitesi‘nin 1946 yılında kurulması sonrasında, bu kuruluş içinde yer alan Ziraat Fakültesi bünyesinde "Bahçe Mimarisi ve Ağaçlandırma Kürsüsü" ile Peyzaj Mimarlığı eğitiminde yeni bir döneme geçilmiştir. Peyzaj Mimarlığı Bölümü; 1968 yılında eğitime başlamış ve ilk mezunlarını 1973 yılında vermiştir.
Günümüzde Peyzaj Mimarlığı eğitimi, değişik üniversitelerin Ziraat, Orman ve Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakülteleri bünyesinde verilmektedir.
1994 yılı Mayıs‘ında TMMOB 33. Genel Kurulu‘nda Odalaşma kararımızın çıkması ile Peyzaj Mimarları Odası kurulmuştur. Ülkemizdeki yasalara göre de Peyzaj mimarlığı yapacak meslektaşlarımız odamıza kayıtlı olmak zorunluluğundadır.
İşte bu tanımlarda çalışan meslektaşlarımız için, peyzaj mimarları için çalışma alanları ile ilgili bu çok önemli Sempozyumu‘nda değerli bilim insanları ve kamunun çok değerli yöneticileri ile bir arada yol haritasını belirlerken sorunlarımızı da dile getirmiş olacağız.
Doğal ve kültürel peyzajın bir bütün olarak korunması, yönetilmesi ve planlanması konusunda bir çerçeve sözleşmesi olan Avrupa Peyzaj Sözleşmesi ülkemiz tarafından imzalanmış olup, 10.06.2003 tarih ve 4881 no‘lu yasa ile TBMM‘nce onaylanmıştır.
Bu sözleşmeye göre peyzajın; kültürel, ekolojik, ve sosyal alanlarda kamu yararı taşıdığı, ekonomik faaliyetlerin uygulanmasında korunması, yönetimi ve planlanmasının iş olanaklarına önemli bir kaynak oluşturduğu; doğal ve kültürel mirasın korunması ve yönetilmesi için uluslar arası kabul gören antlaşmalar dikkate alınarak, bölgesel ve mekansal planlama ölçeğinde peyzajın kalite ve çeşitlilik yönünden işbirliğinin önemi vurgulanmaktadır.
Kapitalizm, küreselleşme, sınırsız liberalleşme ve sanayi kapitalizminin tüketim kültürü, insanı doğasına yabancılaştırmakta ve güzellikler karşısındaki duyarlılığını kaybettirmektedir. Maddi olmayan değerler hızla maddi değerlerle yer değiştirmektedir. Peyzaj Mimarlığı açısından ve genel olarak doğal ve kültürel değerlerimiz üzerinde karamsarlık yaratan tüm oluşumlara karşın, bu gün burada bir araya gelen topluluk umut verici ve heyecanlandırıcıdır.
Ülkemiz peyzaj değerlerinin korunması açısından en temel nokta, "ulusal bir politika"nın eksikliğidir. Avrupa Peyzaj Sözleşmesi‘nin en can alıcı noktası, imza koyan ülkelerin kendi ulusal peyzaj politikalarını oluşturmalarının gerekliliği üzerine yapılan vurgudur. Ülkemiz yasal ve yönetsel yapısı, farklı ölçek ve boyutlarda, duyarlı ve değerli doğal alanları ve kaynakları korumaya yönelik temel alt yapıya sahiptir. Buna karşın, ulusal bir peyzaj ve daha üst düzeyde ulusal çevre politikaların henüz oluşturulamamış olması önemli bir eksikliktir. Bu ise, peyzaja bakışta, uygulamada ve yönetimde bütünlüğün, yönetimlerde birliğin sağlanması yönünde önemli bir engel oluşturmaktadır. Peyzaj mimarlığı eğitim sürecinde edinilen bilgi ve deneyimlerin, uygulama sürecine yansıtılabilmesi ve değerli ülke peyzajının korunabilmesi için; kapsamlı bir peyzaj politikasının oluşturulması ve bu doğrultuda ilgili yasa, yönetmeliklerin gözden geçirilmesi öncelikli sorumluluğumuzdur.
Dileğimiz, planlamanın temel verilerinin tanımlandığı, 3194 sayılı İmar Kanunu, yönetmelikleri ve teknik izah namesinde; ekolojik ve biyolojik veriler ile peyzaj verilerinin bilimsel tanımlamalarının yer alması ve ilgili uluslar arası sözleşmelere de atıfların yapılması, 2873 sayılı Milli Parklar Kanununda olduğu gibi, plan yapmaya yetkili, tüm idarelerin yasal mevzuatlarında da gerekli düzenlemelerin yapılmasıdır.
Öte yandan peyzaj mimarları açısından şu hususu da belirtmek durumundayım: Ülkemizde birçok meslek alanlarında olduğu gibi peyzaj mimarlığı alanında da mesleğin tanımlanması sıkıntısı vardır. Son birkaç yıl içinde TMMOB ortamında odalarımızın ana yönetmeliklerinin ve serbest çalışan üyeleri ile ilgili yönetmeliklerinin hazırlanması, TMMOB ortamında karara bağlanması ile meslek alanlarının tanımlanması ve düzenlenmesi için oldukça mesafe kazanılmıştır. 2006 yılında Peyzaj Mimarları Odamıza ait ana yönetmeliğin ve serbest çalışan üyeleri ile ilgili yönetmeliğin yayımı ile odamızın meslek alanı tanımlanmış ve düzenlenmiştir.
Sorun çözülmüş müdür? Ne yazık ki cevap hayırdır. Siyasi iktidarı arkasına alan ve odayı vesayet altına alan bir biçimde çıkarılan orman mühendisliği hakkındaki kanun peyzaj mimarlığı ile ilgili alanlarda hak gaspı yaratmaktadır. Gerek kanunun çıkarılması sürecinde gerekse de sonraki süreçlerde Odamızın ve TMMOB‘nin girişimleri sonuç vermemiştir. Yasanın devamında çıkarılan yönetmeliklerde de aynı meslek ihlalleri devam etmektedir. Bakanlığın bu düzenlemelerde odamızın taleplerini dikkate alması ülkemiz için doğru olacaktır.
Ülkemizde yasal - yönetsel çerçevede peyzaj planlama, tasarım ve yönetimi ile ilgili olarak uygulanan farklı işleyişler, kurumsal çok başlılık ve koordinasyon eksikliği temel sorun oluşturmaktadır.
Yerel yönetimler alanı, mesleğe ilişkin bilimsel doğruların ve çağdaş uygulamaların en fazla sergilenmesi gereken alan olmalıdır. Yerel politikanın yerel siyasi iktidara odaklı olarak, fiziksel mekanın biçimlenmesi üzerine kurgulanmasından dolayı; peyzaj alanları yoğun spekülatif baskılara, rantlara yenik düşürülmektedir.
Peyzaj Mimarlığı‘nın çalışma alanlarında, peyzaj mimarlarının oluşturduğu insan kaynağı, yasa ve yönetmeliklerdeki tanımsızlıklar ve yönetsel işleyişten kaynaklı sorunlar nedeniyle yeterli düzeyde ve yetkinlikte çalışma olanağından yoksun bırakılmıştır. Peyzaj Mimarları var olan koşullarda, mesleklerini adeta yapamaz koşulları yaşamakta; "işsizlik", temel bir sorun alanı olarak karşımızda durmaktadır.
Kamu kurum ve kuruluşlarında, "Peyzaj Mimarı" kadro unvanının verilmeyişi nedeniyle, sıkıntılar yaşanmakta; açılan kamu personeli sınavlarında yanlış planlamalar sonucu peyzaj mimarlarının meslek alanları başka mesleklerin istihdamı ile doldurulmaktadır. Öte yandan, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen peyzaj mimarları, çalıştıkları yönetimlerin belirledikleri ve sınırladıkları ortam ve koşullarında, meslekleri ile ilgili gerekli açılımlarda bulunma konusunda da sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu durum, kamuda olması gereken ve özlediğimiz mesleki gelişmelerin gecikmesine, mesleğimiz açısından kamusal alanın geliştirilmesine, süreçleri algılama, tanımlama ve yeniden üretmemize engel oluşturmaktadır.
Özel sektörde serbest çalışan peyzaj mimarları ihale, imar, yapılaşma vb. mevzuatlarda mesleki olarak yer edinememenin ya da yeni edinmiş olmanın getirdiği tüm yasal - yönetsel sorunlar ile karşı karşıyadır. Bu durum, peyzaj mimarlarının yerleşim yerlerini ve yapılı çevreyi bir "yaşam biçimi" olarak örgütlenmelerinin önünde bir zaaf oluşturmakta; mesleki ve meslek içi eğitimin ve etik kuralların uygulanmasını engellemekte, yenilikçi ve yaratıcı unsurlarının, peyzaj mimarlarının mekânsal plan ve tasarımların da devre dışı kalmasını, sistematik bir biçimde kurgulamaktadır.
Peyzaj Mimarlığı eğitimi veren üniversitelerin ilgili bölümlerinin, son yıllarda plansız bir biçimde çok hızlı bir artış göstererek, gerekli altyapı ve personel olanaklarından yoksun olarak kurulmaları, bir başka temel sorun alanıdır. Ülke koşulları ve gerçeklerini göz önünde bulunduran, ülkemizde nitelik ve içerik bakımından yeterli düzeyde, eğitim ve öğretimde yeniden yapılanmayı hedefleyen çağdaş bir "Peyzaj Mimarlığı Eğitimi" programı başlatılmalıdır. Bu eğitim programı aynı zamanda uluslararası koşullarda akademik ortamda rekabet edebilir düzeyde olmalıdır.
Özellikle, üniversitelerimize bağlı peyzaj mimarlığı bölümleri için sürdürülmekte olan sayısal artış çaba ve düşüncesi önlenmeli; nitelik ve içerik bakımından yeterli düzeyde mesleki bilgi aktarımı temel ilke olarak benimsenmelidir.
Sözlerimi bitirirken;
Ulusal politikalarımıza yön vermek adına emek üretecek, ülkemizin önemli kaynak değerlerinin belirlenmesine ve yönetimine ışık tutacak önemli çalışmaların yapılacağı bu sempozyum bu anlamda önemlidir diyor, hepinize saygılar sunuyorum.


