"BARIŞ İÇİNDE YAŞANILAN BİR TÜRKİYE MÜMKÜNDÜR" DİYENLER 14 EKİM'DE TMMOB MİTİNGİNDE, ANKARA'DA!

13.10.2006

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı 13.10.2006 tarihinde 14 Ekim "TMMOB Mitingi"ne yönelik basın açıklaması yaptı.

Dünyanın bir çok yerinde yaşanmakta olan çatışmalar, savaşlar ve terör insanlığın geleceğini tehdit etmekte ve insanın en temel evrensel hakkı olan "yaşama hakkı"nı elinden almaktadır. Küresel eşitsizliğin yarattığı yoksulluk, yoksulluğun getirdiği açlık, açlığa eklenen savaş ve çatışmalar, olağan bir duruma gelmiştir.

Dünyanın efendisi ABD, "özgürlük getirme" iddiası ile Irak‘ı cehenneme çevirdi. İnsanlığın bütün değerleri ve kazanımları bütün dünyanın gözleri önünde, ayaklar altına alındı. Şimdi bütün dünyada terör bahanesiyle, anti-terör yasaları, kısıtlamalar ve anti demokratik uygulamalar hayata geçirilmekte.

Ülkemizde kapitalist küreselleşmenin getirdiklerinden gerekli nasibini almaktadır. Ülkemizde de yıllardır süren ve çözülmeyen sorunlar; çatışmanın ve toplumsal gerilimin yükselmesine yol açmaktadır.

TMMOB Genel kurul delegeleri Mayıs 2006 Sonuç Bildirisinde özellikle vurguladı:

Ülkemizin en temel sorunlarından olan Kürt sorununun, demokrasinin Türkiye‘de tüm kurum ve kurullarıyla köklü bir şekilde yerleşmesinin önünde engel olduğu, bu sorunun demokratik yollarla çözülmeyişinden ötürü sürdürülmekte olan savaş ülke kaynaklarını tüketmekte olduğu gibi, ülkenin gelecekteki ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel gelişimini de ipotek altına almaktadır. Kürt sorunu tarihsel, siyasal ve sosyal boyutları olan bir sorundur.

Barış, ancak demokrasi, özgürlük ve insan haklarının olduğu bir ortamda yaşama geçirilebilir. Sorun demokrasi ve özgürlük taleplerine uygun demokratik, adil, eşitlik temelinde barışçıl yöntemlerle çözülmelidir.

Ancak bu gün yaşananlara baktığımızda bu çözümden ne kadar uzakta olduğumuzu görüyoruz. Şemdinli‘de ve sonrasında yaşananlar, ne yazık ki TMMOB‘nin söylemlerinden ve çözüm önerilerinden ne kadar uzakta olunduğunu bir kez daha göstermiştir.

Yine günümüzde sıkça yaşanan faşist güruhların, şeriatçı-gerici yapılanmaların, azgın şiddet eylemcilerinin afiş asmak, nü resim yapmak gibi en doğal eylemlere bile tahammülsüzlükleri ve linç girişimleri bizlere geçmişte uygulanan oyunları hatırlatmaktadır. Özellikle güvenlik güçlerinin olaylara müdahale etmekte zayıf kalmaları, izleyici pozisyonda olmaları, bizlere Sivas katliamını bir kez daha anımsatmaktadır. Fakat bu toplum, bizler, biz mühendisler, mimarlar, şehir plancıları aynı oyunun bir daha oynanmasına asla izin vermeyeceğiz.

Önümüzdeki dönemde de, Odaları ve üyeleriyle birlikte çalışma, uygulama ilkesiyle ülkemizdeki ve dünyadaki emek güçleriyle dayanışma içinde, bağımsızlıkçı, eşitlik ve özgürlükçü bir Türkiye ve Dünya için çalışmalarını sürdürecektir.

Kapitalizmin ve emperyalizmin askeri, ekonomik, politik ve kültürel tüm örgütlerinden bağımsız, "Bir Başka Dünya, Bir Başka Türkiye Mümkün"dür.

39. Dönem TMMOB Çalışma Programında şunlar da yazıldı:

Bu dönemde de, TMMOB, geçmişte olduğu gibi taraf olacaktır. TMMOB, bu toplumu kim çatışma ortamına sürüklüyorsa; kim şiddet ve baskı politikalarında ısrar ediyorsa; kim çok kimlikli, çok kültürlü bir toplumsal modeli dışlayarak, barışın kalıcı hale getirilmesinden kaçınıyorsa; kim iç ve dış politikada gerilim yaratmaktan medet umuyorsa; kim demokratikleşmeyi AB ile pazarlık sınırında tutup, hak arama mücadelesini anti-demokratik yöntemlerle engelliyorsa onlara karşı taraf olacaktır. TMMOB, Kim karşısındakinin kimliğine, kültürüne, inancına saygı gösteriyorsa; kim "Kürt Sorunu" dâhil, ülkenin sorunlarına özgürlük ve demokrasi zemininde çözüm arıyorsa onlardan yana taraf olacaktır.

Biz barışın, demokrasinin ve insan haklarının yerleşmediği bir ülkede emekçilerin haklarının korunmasının olanaklı olmadığının biliyoruz. Yıllar önce yaşanılan Susurluk‘u hatırlatan Şemdinli‘de ortaya çıkan olay, Cumhuriyet Gazetesine, Danıştay‘a yapılan saldırı, sağda solda patlayan bombalar birbiriyle ilgidir. Bunlarla bir kaos ortamı yaratılmak istenmektedir. Laik-anti-laik, Kürt-Türk gibi sahte ikilemlerle ülke gündeminin kaydırılarak kısıtlı da olsa var olan demokratik hak ve özgürlükler budanmaktadır. Ülkemizde son dönemde yaşanan ve toplumu kaos ortamına sürüklemek isteyen olayların ABD‘nin Büyük Ortadoğu Projesi, İran ve Irak‘taki gelişmelerden bağımsız olduğu düşünülemez. Bu kargaşada; geleceğimizi karartacak yasalardan biri olan Terörle Mücadele Yasası tekrar çıkarıldı. Döviz, borsa sarmalıyla yine bir avuç mutlu azınlığa sermaye aktarıldı ve aktarılmaya devam edilmektedir.

Bu yaşananlara karşı; şimdi tam da; karanlığa karşı aydınlık; baskıcı, otoriter yönetim anlayışına karşı, özgürlük, demokrasi; ırkçı ve milliyetçi anlayışın beslediği linç kültürüne karşı, bir arada kardeşçe ve barış içinde yaşama; her şeyin para - kâr olduğu piyasa anlayışına karşı eşitlik; emekçi sınıfların haklar mücadelesi; işsizlik, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele taleplerine sahip çıkma zamanıdır. Şimdi tam da, eşit, özgür, demokratik bir Türkiye‘de bir arada yaşamı savunma, bunun için mücadele etme zamanıdır. TMMOB, korkmadan, sinmeden, geri adım atmadan temel hak ve özgürlüklere sahip çıkacak ve ülkemizin sürüklendiği muhtemel felaketin önüne geçmek için inisiyatif kullanacak ve mücadele edecektir.

Başka bir yaşam mümkündür:

Biz, sorunların çözümünde şiddet ve baskı politikalarında ısrar edenlerin, çok kimlikli çok kültürlü bir toplumsal modeli dışlayarak, barışın kalıcı hale getirilmesinden kaçınanların, iç ve dış politikada, gerilim yaratmaktan medet umanların, demokratikleşmeyi AB ile pazarlıkların sınırında tutup, hak arama mücadelesini anti-demokratik olarak görenlerin, yasal düzenlemelerdeki gelişmeleri bile hayata geçirmeyenlerin, barışın önünde en büyük engel olduğunu biliyoruz.

Biz, barışın, demokrasinin ve insan haklarının yerleşmediği bir ülkede emekçilerin haklarının korunmasının olanaklı olmadığını da biliyoruz.

Biz, bütün dünyada ekilen nefret tohumlarına, halklar arasında yaratılan düşmanlığa karşı barış istiyoruz, dostluk ve kardeşlik içinde yaşamak istiyoruz, kültürel ve insani haklara saygı gösterilmesini istiyoruz.

Biz, yayılmacı ve teslimiyetçi bir dış politika izlemeyen, savaşa, işgale ve talana ortak olmayan, demokratik, sosyal hukuk devleti niteliğine sahip, kimliği, kültürü, dili, dini, mezhebi, görüşü ne olursa olsun, eşit haklara sahip yurttaşlar olarak yaşayabileceğimiz, ülkemizin ve toplumumuzun bir daha savaş ve şiddeti yaşamaması için öncelikle demokratikleşmeye yönelik çözümlerin benimsendiği, bağımsız, demokratik ve barış içinde yaşayabileceğimiz bir Türkiye istiyoruz.

14 Ekim‘de hep birlikte haykıracağız: "Barış içinde yaşanılan bir Türkiye mümkündür!"

Mehmet SOĞANCI
TMMOB Yönetim Kurulu Başkan