ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI'NA ÇEVRE DENETİM YÖNETMELİĞİ ÜZERİNE GÖRÜŞ GÖNDERİLDİ

13.08.2010

Çevre denetiminin usul ve esaslarını, denetim yapacak personelin nitelikleri ve görevlerini düzenlemek üzere hazırlanan Çevre Denetim Yönetmeliği taslağına üzerine TMMOB görüşü 13 Ağustos 2010 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığı’na gönderildi.

 

T.C.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI
Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü‘ne
ANKARA

İlgi: 23 Temmuz 2010 tarih ve B.18.0.ÇYG.0.05.01-010.13069 sayılı yazınız.

İlgi yazınızda, 2872 sayılı Çevre Kanunu‘nda öngörülen çevrenin korunması için tesis ve faaliyetin çalışmaya başlamasından sona erdirilmesine kadar olan süreçte, çevre denetiminin usul ve esaslarını, denetim yapacak personelin nitelikleri ve görevlerini düzenlemek üzere hazırlanan Çevre Denetim Yönetmeliği taslağına ilişkin Birliğimizden görüş sorulmaktadır.

Öncelikle çevre yönetimi; insan, bitki ve hayvan varlığının dengeli ve sağlıklı yaşaması için gerekli doğal kaynakların değerlendirilmesi, üretilmesi, ulaşımı ve tüketimi sırasında ortaya çıkabilecek olumsuzlukları saptamak, olumsuzluklara çözüm yolu aramak ve çözüm yollarını uygulama alanına koymak için yapılan planlama, eşgüdüm, haberleşme, denetim ve yürütme işlevlerinin bütünüdür.  Etkili bir çevre yönetimi için çevresel hedeflerin, stratejilerin belirlenmesi, çevre politikasının ve planlarının uygulanması gerekmektedir.

Bugün ekolojik bir krize dönüşen sorunların çözümünde bütüncül politikaların, hukuksal ve kurumsal düzenlemelerin geliştirilmesi ve uygulanması gereği açıktır.  Ancak ülkemizde çevre konusunda yapılan düzenlemeler,  siyasetin hukuku istediği biçimde yönlendirmesinden ibaret olup, Avrupa Birliği uyum süreci kapsamında birebir mevzuatın aktarılması ile sınırlı, uygulanabilirliği olmayan şekilsel nitelikte kalmıştır.

Bilindiği üzere, 05.01.2002 tarih ve 24631 sayılı Resmi Gazete‘de yayınlanan Çevre Denetimi Yönetmeliği yürürlüğe girmesinin ardından bir yıl içinde 3 kez (Yayın: 26.03.2002 tarih ve 24707 sayılı RG, 24.7.2002 tarih ve 24825 sayılı RG, 30.1.2003 tarih ve 25009 sayılı RG) değişikliğe uğramış, geçtiğimiz 7 yıl boyunca bir türlü uygulanmamış ve sonucunda 21.11.2008 tarihinde yeniden yayınlanarak 1.1.2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yürürlüğe girdiği andan itibaren Birliğimiz ve Odalarımızca, Yönetmeliğin, kamusal bir hizmet olan çevre yönetimi/denetimi hizmetini piyasaya açtığı ve başta Anayasa olmak üzere, 4856 sayılı Kanuna aykırı olarak Çevre ve Orman Bakanlığı‘na verilen "çevreye olumsuz etkileri olan her türlü faaliyeti ülke bütününde izlemek ve denetlemek görevinin devri" niteliğini taşıyan hükümler içerdiği belirtilmiş; hukuka aykırı olan Yönetmelik hükümlerinin düzeltilmesi istenmiş ve ilgili Yönetmelik yargıya taşınmıştır. Yargı süreci de halen devam etmektedir.

Bakanlığınızca hazırlanan taslak metin ile Yönetmelikte gündeme gelen değişikliğinin,  pek çok kez dile getirilen hukuka aykırılıkları ortadan kaldırmadığı, esasa dair düzenleme yapmaktan uzak olduğu, Yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerinin "Çevre Görevlisi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik Taslağı" ile "Çevre Denetimi Yönetmelik Taslağı" olarak iki ayrı Yönetmelik biçiminde düzenlenmesinden kaynaklı,  şekilsel bir düzeltmeden ibaret olduğu görülmektedir.

Yönetmelik taslağında "yetki devri"  halen ifade edilmektedir. Oysa ki 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun‘un 2inci maddesinin (j) bendi ile çevreye olumsuz etkileri olan her türlü faaliyeti ülke bütününde izlemek ve denetlemek görevi Bakanlığa verilmiş olup ilgili kanunda yetki devrine ilişkin bir husus belirtilmemiştir.

Bilindiği üzere çevre hizmetleri kamusal niteliktedir. Kamusal hizmetlerin ise geleneksel olarak; hizmetlerin sürekliliği, eşitlik (yansızlık), uyum (çağın gereklerine ve değişikliklere ayak uydurma) ve meccanilik (hizmetlerin karşılıksız ve parasız olması) gibi temel ilkeler doğrultusunda yürütülmesi gereklidir. Çevre denetimi işinde girdilerin, çıktıların, atık ve yan ürünlerin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi ve denetleyen mekanizmanın bağımsızlığı büyük önem taşımakta olup, Bakanlık tarafından yerine getirilmesi gereken denetim görev ve yetkisinin devredilmesi hukuka aykırıdır.

Yönetmelik taslağının genelinde,  kirletenin keyfi davranmasına olanak sağlanmış, "kirleten öder" bakış açısına göre düzenlemeler yapılmış, denetimin bir adım sonrası tamamen devre dışı bırakılmış, denetimin amacı sadece kirletene idari yaptırım uygulamakla sınırlı kalmış ve kirliliğin önlenmesi, azaltılması, çevre ve insan sağlığı için alınması gereken önlemler belirtilmemiştir.

Çevre denetimi gibi çok önemli bir alanın düzenlendiği Yönetmelik taslağı,  esasa dair dile getirdiğimiz hususlar haricinde pek çok maddi hatayı da barındırmakta olup, atıf yapılan madde numaraları dahi yanlış yazılmıştır.

Sonuç olarak; Yönetmelik taslağının, kamusal bir hizmet olan çevre yönetimi/denetimi hizmetini piyasaya açan ve başta Anayasa olmak üzere, 4856 sayılı Kanuna aykırı olarak Çevre ve Orman Bakanlığı‘na verilen çevreye olumsuz etkileri olan her türlü faaliyeti ülke bütününde izlemek ve denetlemek görevinin devri niteliğini taşıyan hükümler barındırdığı, halen yürürlükte olan Yönetmeliğe dair Birliğimizce ve Odalarımızca dile getirilen hukuka aykırılıkları ortadan kaldırmadığı, yapılan düzenlemenin tamamen şekilsel nitelikte olduğu görüldüğünden, taslak hakkında olumlu bir görüş beyan etmemiz olanaklı değildir. 

Bilgilerinize arz ederiz.

Saygılarımızla,

N.Hakan GENÇ
Genel Sekreter