ÇMO: "AVRUPA BİRLİĞİ TARAFINDAN AÇIKLANAN TÜRKİYE 2007 'İLERLEME' RAPORU'NDA ÇEVRE YİNE EN 'GERİLERDE'"

08.11.2007

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, 8 Kasım 2007 tarihinde bir basın açıklaması yaparak, Avrupa Komisyonu'nun 6 Kasım 2007 tarihinde yayınladığı "2007 İlerleme Raporu"nun çevreyle ilgili bölümlerini değerlendirdi.

Avrupa Komisyonu, 6 Kasım 2007 tarihinde, Türkiye ile süren uyum ve müzakere sürecinin bir değerlendirmesini yaparak, "Türkiye 2007 İlerleme Raporu"nu yayınlamıştır. Son bir yıllık süreçte karşılaştırmalı olarak değişik alanlar itibarı ile Türkiye‘nin Avrupa Birliği‘ne (AB) uyum ve üyelik sürecinde kat ettiği aşamayı değerlendiren rapor, "Çevre" konusunda Türkiye‘nin ilerleme kaydetmesinden ziyade yerinde saydığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Hükümetin çevre performansı, AB tarafından yapılan ödev kontrolü ile tespit edilmiş, karnesi ise rapor ile belgelenmiştir. Odamızın sürece ilişkin tespit ve görüşlerinin kamuoyu ile paylaşılması bu noktada son derece önem taşımaktadır.

Bu noktada, AB İlerleme Raporu‘nda yer alan tespit, eleştiri ve öneriler, Türkiye‘de çevre politikası ve çevre yönetimi alanındaki eksiklikleri, yetersizlikleri ve yanlışlıkları ortaya koyması bakımından ilginçtir. AB kaynaklı bu eleştirilerin dikkate alınıp, alınmayacağı tarafımızca bilinmemekle birlikte, yıllardır Odamızın eleştirdiği yanlış ve tutarsız çevre politikalarının, bugün Avrupa Birliği tarafından da eleştirilmesi traji-komik bir durumu ortaya koymaktadır.

İlerleme Raporu‘nda Fasıl 27 olarak tanımlanan "Çevre" başlığı altında, özellikle vurgu yapılan olgu mevzuat alanında önemli bir ilerleme kaydedilmemesidir. 1999 Helsinki sürecinden bu yana, TBMM gündemine gelen bir dizi yasa ve yönetmeliği düşündüğümüzde, bir karmaşanın olduğunu söylemek yanlış olmasa gerekir. Türkiye‘nin özgün koşulları göz ardı edilerek sadece "çeviri" metinler olarak karşımıza çıkan bu yasal düzenlemelerin her birinin bu süre zarfında kaçar kere değişikliğe uğradığı, birbiriyle hatta bazen mevcut yasalar ile çeliştiği bu karmaşanın en somut göstergesidir. İşte bu noktada, doğru ve akılcı bir politikaya, kamusal bir yönetim anlayışına dayanmayan "mevzuat uyumu", doğal olarak "uyumsuzluk" olarak yansımaktadır. İlerleme Raporu‘nda, Hava Kalitesi, Atık Yönetimi, Su Kalitesi, Doğanın Korunması, Endüstriyel Kirlenme Kontrolü ve Risk Yönetimi, Kimyasallar Genetik Açıdan Değiştirilmiş Organizmalar ve Gürültü gibi alt başlıklarda yaşanan sorunlar dile getirilirken, Türkiye‘nin bu alanlarda karşı karşıya olduğu çevresel sorunları çözüme kavuşturması için iyi bir yönetim ve planlama süreci ihtiyacı ortaya konulmaktadır.

Türkiye‘de gerek ulusal düzeyde, gerekse uluslararası taahhütler doğrultusunda, bugüne kadar çevre alanında birçok çalışma yapılmıştır. Bu süreçte çevre sorunları daha yaygın ve yoğun olarak Türkiye‘nin gündeminde yer almış, mevzuatta ve uluslararası ilişkilerde değişimler olmuştur.

Ancak bütün bu çalışmaların, üretilen ölçüde uygulamaya yansıtılmış olduğunu söylemek mümkün değildir. Türkiye‘de çevre konusu, toplumdaki tüm kesimlerin faaliyetlerinin karar alma, planlama ve uygulama süreçleri ile içselleştirilememiş, kısaca sorunların çözümlenmesine yönelik bütünleşik ve dinamik bir bakış açısı geliştirilememiştir. Bu nedenle, Türkiye‘de bir çevre politikasının ve etkili bir "çevre yönetim sistemi"nin var olduğundan söz etmek mümkün değildir.

Yakın zamana kadar, çevre sorunlarının, önlem ve çözüm olanaklarının tali bir konu olarak ele alınmış olmasından kaynaklanan yetersiz uygulamalar ve ülkenin kamu yönetimi sisteminde yaşanan karmaşa ile gelinen noktada, Türkiye‘de çevrenin ve doğal varlıkların tahribinin hızlandığı gözlemlenmektedir.

Bu tespitler çerçevesinde, Türkiye‘de çevre yönetiminde yaşanan zaaflar bir kaç ana noktada toplanabilir. Bunlar; Türkiye‘nin bir çevre politikasının olmaması ve siyasi iradenin bu konudaki zaafı, çevresel gerekliliklerin diğer sektör politikalarıyla entegre edilememesi, çevresel altyapı yatırımlarına ayrılan kaynakların yetersizliği, çevre politikalarının oluşum sürecine ve karar-mekanizmalarına halkın ve tüm kesimlerin aktif katılımının sağlanmaması, doğru istihdam politikalarının hayata geçirilememesi ve çevresel veri ve bilgi sistemlerinin yetersizliğidir.

Ülkemizde çevre alanında izlenen yanlış politikalar ve hükümetin bu konuda gösterdiği aciz tutum, doğal ve kültürel varlıklarımızı tahrip ve gelecek kuşakların yaşam alanlarını tehdit etmekte ve hala önümüzde önemli bir sorun alanı olarak durmaktadır. Ülkemizin çevre sorunlarının çözümünde umudu, sadece mevzuat uyumlaştırma çalışmaları ile Avrupa Birliği‘ne bağlamak ise, başka bir yanlış politikanın ürünü olarak ortaya çıkmaktadır.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu