ÇMO GENEL KURUL SONUÇ BİLDİRGESİ YAYIMLANDI
Çevre Mühendisleri Odası'nın 29-30 Mart 2008 tarihlerinde yapılan Genel Kurul sonuç bildirgesi yayımlandı.
TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI‘NIN VARLIĞI,
ÇAĞDAŞ VE AYDINLIK BİR TÜRKİYE İÇİN UMUTTUR
Dünya ve ülke gündeminde ortaya çıkan olgu ve sorunlar, meslek ortamlarında yaşanan süreçler ve olumsuzluklar, tüm kesimleri olduğu gibi biz çevre mühendislerini de derinden etkilemeye devam ediyor.
DÜNYADA DURUM
Küreselleşme; tüm dünyada yoksulluk, açlık, savaş ve doğal varlıkların yok olmasına sebep olmaktadır. Uluslararası sermaye, vahşi kapitalizmin devamı ve "sürdürülebilirliği" adına, ülke işgalleri dahil, evrensel hukuk normları dışında, yaptırım ve uygulamaları hayata geçirmektedir.
Emperyalist güçler arasındaki rekabet giderek sertleşmekte, çıkar çatışmaları keskinleşmektedir. Bu çatlaklar derinleştikçe; kaynakları yağmalamak, pazarları ele geçirmek ve halkları tahakküm altına almak amacıyla yürütülen emperyalist politikalar daha da gericileşiyor. Emperyalist politikanın silahlarla sürdürülen biçimi olarak savaşlar gündemden çıkmıyor.
ÜLKEMİZDE DURUM
Emperyalist paylaşımın ve savaşların bitmek bilmediği bir coğrafyada bulunan ülkemiz ise bu konjonktürde yoksulluğun, yolsuzluğun kol gezdiği, işsizliğin dünya ortalamalarının çok üstünde oranlara ulaştığı, şiddetin hayatın her alanına yayıldığı bir ülke haline gelmiştir.
Milli gelirin arttığı iddia edilmektedir. Oysaki çalışanların ücretleri açlık sınırında bulunmaktadır. Bu durumda, milli gelir artışından, alım gücünün artmasından nasıl söz edilebilir? Kişi başına düşen gelir değil kişi başına düşen "zengin" artmıştır…
Böyle bir ortamda, AKP iktidarı; Dünya Bankası ve IMF direktifleri doğrultusunda, KİT‘leri (Telekom, Tekel, vb.) haraç mezat satışa sunmuştur. Bu durum, özelleştirmeci liberal programın, aslında yağma ve talandan başka bir şey olmadığının da kanıtı olmuştur.
Diğer yandan bir insan hakkı olarak kabul edilmesi gereken sosyal güvenlik, eğitim vb. haklar gitgide elimizden alınmakta, yaşamsal öneme sahip bu haklar piyasanın insafına, açgözlü sermayenin kar hırsına bırakılarak, "parası olan yaşar" söylemi dikte edilmektedir. Son günlerde ülke gündemine taşınan Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı bu planın en açık göstergelerinden biridir.
AKP hükümeti ekonomik alanda yıkım, talan politikalarına devam ederken, diğer taraftan demokrasi havarisi kesilmektedir. Oysa, AKP‘nin 5 yıllık iktidarında toplumsal linçler, siyasi cinayetler ve şiddet neredeyse hayatımızın sıradan bir parçası haline gelmiştir. Özgürlük yalnız türban meselesine indirgenerek karikatürize edilmiş, ülkemizin yakıcı bir gündemi olan demokrasi adına ise bir adımlık yol kat edilememiştir.
Ülkemizin 30 yıllık kanayan yarası olan Kürt sorununda çözüm yine askeri yöntemlere havale edilmiş, adil demokratik siyasal çözüm özlemleri yine başka bahara ertelenmiştir.
ÇEVRESEL DURUM
Bu arada dünyamız çevresel felaketlerin, doğal görülen afetlerin, endüstriyel kazaların ve kalkınma kıskacında suyun, toprağın, havanın yok edildiği günleri yaşamaktadır.
Bugün, küresel iklim değişikliği olarak ortaya çıkan çevresel yıkım bir sonuçtur. Bu sonucu doğuran etkenler ve nedenler açığa çıkarılmayıp, sadece sonuç üzerine yapılan değerlendirmeler ise çok doğaldır ki "pansuman" tedbir olmanın ötesine geçemeyeceklerdir.
Bir başka örnek, ülkemizden verilebilir; enerji ve madencilik politikalarının uluslararası tekellere bırakıldığı bir dönemde doğal varlıklarımız hem sömürülmekte hem de tüketilmektedir.
Bu noktada, "çevre"ci bir mücadele mutlaka anti-emperyalist bir çizgide olmak zorundadır. Ayrıca, çok açıktır ki çevreye yönelik kaygılarımız bir yandan da, özleştirme ve yağmaya karşı süren mücadele ile birleşmek, kaynaşmak durumundadır.
MESLEKİ HAKLARIMIZ
Ülkemiz, yeraltı ve yerüstü kaynakları, yabancı ve yerli tekelci sermaye aracılığı ile tüketilen, doğal ortamları yok edilen kirletilen, yarı sömürge bir ülke haline dönüştürülmüştür. Bu dönüşüm süreci sonucunda uluslararası ilişkilerin ABD ve AB arasında salınım gösterdiği kesitte, enerji, çevre ve altyapı başta olmak üzere birçok alanda program, proje ve yatırımların belirsizliğe doğru sürüklendiği görülmektedir.
Ülkemizin bulunduğu bu ortamda meslek alanımızda yaşanan hak kayıpları da önem taşımaktadır. Meslektaşlarımızın işsizlik ve istihdam sorunları, kamuda ve özel sektördeki çalışma yaşamında karşılaştıkları zorluklar, uzman kadroların doğru alanlardaki istihdamına yönelik sorunlar, bakanlık ve bağlı kurum ya da birimlerinde yürütülen çevre mühendisliği hizmetlerinde proje, denetim, izleme süreçlerinde çevre mühendisi istihdamına önem verilmemesi öne çıkan temel mesleki sorunlar olarak görülebilir.
Mesleğimizin karşısındaki diğer bir tehlike ise son yıllarda gündeme getirilen yetkin/yetkili/uzman mühendislik kavramıdır. ÇMO olarak bizlere dayatılan bu be benzeri kavramlara karşı çıkıyoruz.
SONUÇ
Bu sorunlara çözüm üretmek üzere yola çıkan, Don Kişotlar ve umudun yolcuları her yerde ve her zaman, umutla ve inatla demokrasinin sesi ve soluğu olmaya devam edecekler.
Bu umut, yüreklerde, yüreklerimiz ise;
Bergama‘da,
Eşme‘de,
Efemçukuru‘nda,
Sinop‘ta,
Akkuyu‘da,
Çamlıhemşin‘de,
Hasankeyf‘de,
Kaz Dağları‘nda,
Ergene‘de,
Kızılırmak‘ta,
Allianoi‘de ve ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde, dünyanın sokaklarında, yaşanabilir bir dünya için mücadele edenlerin yanında…
YAŞASIN DEMOKRASİ MÜCADELEMİZ! YAŞASIN DAYANIŞMA…
YAŞASIN TMMOB VE ÇMO ÖRGÜTLÜLÜĞÜ !


