İMO'DAN REKTÖR ATAMALARINA İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI
İnşaat Mühendisleri Odası, 7 Ağustos 2008 tarihinde rektör atamalarına ilişkin bir basın açıklaması yaptı.
BASIN AÇIKLAMASI
Rektör atamalarında yaşanan tartışma nedeniyle bir kez daha:
Özerk- demokratik üniversite
Rektör seçimleri ve sonrasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün tercihleri yeni bir krizin tetikleyicisi oldu. Yapılan seçimler sonucunda oluşan listeler Cumhurbaşkanı tarafından dikkate alınmadı. Cumhurbaşkanı Gül, üniversite bileşenlerinin eğilimini yansıtan sıralamaya göre değil, öznel tercihleriyle karar verdi.
Şimdi Gül‘ün tercihleriyle açığa çıkan şu tablonun tesadüften ibaret olduğunu kim iddia edebilir: Üniversitede AKP‘ye muhalif özellikleriyle tanınan, türban tartışmasında siyasi iktidarın yaklaşımıyla çelişen hiçbir aday Gül‘ün süzgecinden geçemedi. Bir başka ifadeyle, Gül, AKP‘ye ve mevcut YÖK başkanına muhalif tüm adayları çizdi.
Bu yıl yapılan rektör atamaları açıkçası üniversiteleri hakimiyetine alma operasyonun önemli bir ayağını oluşturdu. AKP, Türkiye‘yi ‘dikensiz gül bahçesi‘ haline çevirmek istiyor; bu hedefe ulaşmada önemli direniş noktası olan üniversiteleri rektör atamaları ile kendisi için sorun olmaktan çıkartmayı amaçlıyor. YÖK Başkanının değişmesiyle başlayan süreç, AKP‘ye yakınlığı ile bilinen isimlerin rektör olarak atanmasıyla bir başka aşamaya geçecek ki, artık üniversite özerkliğinden, bağımsızlığından ve demokratik üniversiteden söz etmek mümkün olmaktan çıkacak. AKP‘nin toplumsal hayata nüfuz etme, tüm kurumları ele geçirme planı, rektör atamaları ile önemli bir eşiği geçmiş olacak.
Türkiye AKP iktidarı ile demokratik teamüllerdeki çifte standardın, demokrasiyi sadece kendisi için isteyen anlayışın, içi boşaltılmış demokrasi kavramının nasıl bir şey olduğunu yaşayarak öğreniyor. İşbaşına geldiği günden bu yana ‘seçilmişlere saygı duyulması‘ gerektiğini ısrarla vurgulayan AKP‘nin, seçilmiş rektör adaylarını mağdur etmesi anlamak ve kabul etmek mümkün değildir. YÖK ve Cumhurbaşkanlığı, rektörleri kendi siyasal tercihleri doğrultusunda belirlemiş, zaten YÖK‘ün varlığı ile zedelenen üniversite hayatında, kapanması mümkün olmayan bir yara açılmıştır. ‘Demokratik, özerk ve siyasal otoriteden bağımsız üniversite‘ talebi, son atamalarla daha da uzaklaşmış, toplumun muhafazakârlaşma, eğitim kurumlarının ticarileşme süreci hızlanmıştır.
Üniversite yönetimleri sağcılaşmış, gericileşmiş, buna uygun bir aday olmayan yerlerde, liberal adaylar tercih edilmiştir. Belli önümüzdeki dönem üniversiteler, bilimin, bilimsel düşüncenin değil, gericiliğin ve liberalizmin odağı haline gelecektir.
İlginçtir ki, AKP, 1982 Anayasası‘nın bir ürünü olan YÖK ile ilgili sorunu, kadrolaşmasını tamamladıktan sonra ortadan kalkmıştır. AKP‘nin demokrasi diye bir sorununun olmadığı, tek sorununun bu kurumlarda kadrolaşamamak olduğu açığa çıkmıştır.
Bizler nasıl ki geçmişte, YÖK‘ün anti demokratik, üniversite bağımsızlığını ve özerkliğini yok eden anlayışına karşı çıktıysak, rektör atamalarındaki adaletsizliğe dikkat çektiysek, bugün de YÖK ve Cumhurbaşkanı eliyle üniversitelerin gericiliğin ve liberalizmin yedeği olmasına aynı hassasiyetle karşı çıkacağız.


