İSTANBUL'U BİR AÇIK CEZAEVİNE ÇEVİREN İSTANBUL VALİSİ VE EMNİYET MÜDÜRÜ DERHAL İSTİFA ETMELİDİR!

09.05.2007

Sevgili Dostlar, Sayın Basın Mensupları

Fazla söze gerek yok. 1 Mayıs 2007 Salı günü yaşananlar herkesin gözü önünde yaşandı. Hatta bütün İstanbullular olayların bizzat içindeydi

Unutkan bir toplum olmamıza karşın uzun süre hatırlayacağımız bir gün yaşadık. Bu yıl, işçi sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü olan 1 Mayıs İşçi Bayramı‘nda, 1977 1 Mayıs‘ında Taksim Meydanı’nda katledilen arkadaşlarımızı ölümlerinin 30. yıl dönümünde katledildikleri yer olan Taksim‘de anmak istedik.

Ancak, yıl boyu polis yürüyüşünden, lale bayramına, konserlerden ralli yarışlarına kadar her türlü etkinliğe açık olan Taksim Meydanı, o gün işçilere kapatıldı. Sayın Vali, işçileri Taksim Meydanı‘na sokmamakta o kadar kararlıydı ki; bunun karşılığında bütün İstanbul‘u felç etmeyi tercih etti.

1 Mayıs 2007 Salı günü sabahın erken saatlerinden itibaren İstanbul‘da adeta sıkıyönetim ilan edildi. Bir dünya kenti olan İstanbul bir açık hava hapishanesine çevrildi. Sendikaların, meslek örgütlerinin, siyasi partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin yöneticileri dövülerek, coplanarak gözaltına alındılar. 1 Mayıs‘a katılmak için Dolmabahçe ve Taksim‘e gelmek isteyen işçiler gaz bombalarıyla ve coplarla karşılandılar. Evinden işine gitmek isteyen vatandaşlar bütün günü trafikte geçirdiler. Ve 75 yaşındaki İbrahim Sevindik isimli bir yurttaş, hiçbir kaygı duyulmadan bol miktarda atılan gaz bombalarının tesiriyle kriz geçirdi. Ancak, hastaneye zamanında yetiştirilemediği için bütün müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

O gün bütün İstanbul halkı ve basın yayın organları Taksim Meydanı‘nda atılan sloganı Haykırıyordu: "Vali istifa!"

1 Mayısla halay çekmek isterken cop yiyen öğrenciler, göz yaşartıcı gaz yüzünden hastalanan emekliler, 1 Mayıs ile ilgisi olmadığı halde polisin saldırısına uğrayan vatandaşlar ve esnaf, herkes günlerdir aynı sloganı tekrarlıyor: "Vali istifa, Vali istifa!"

Sevgili Dostlar, Taksim Meydanı‘nda işçileri görmeye tahammül edemeyen, Taksim Meydanı‘nda işçi resimleri görmeye tahammül edemeyen, İstanbul trafiğini felç ederek binlerce vatandaşı sokaklarda mahrum bırakarak onların seyahat özgürlüklerini de engelleyen Vali Güler, trafik haftası nedeniyle Taksim Meydanı‘na kendi posterlerini astırmaktan da geri kalmadı. Bu komik icraatın Muammer Güler‘in İstanbul‘da yaptığı son icraat olmasını diliyoruz. Çünkü 1 Mayıs‘ta gördük ki; Muammer Güler İstanbul‘u yönetemez. Hem İstanbul şehri hem İstanbullular bunu gösterdi.

İstanbul‘da terör estiren, hukuku ayaklar altına alan, tüm olayların sorumlusu olan Vali ve bu suça ortak olan İstanbul Emniyet Müdürü derhal istifa etmelidir.

Az sonra, 1 Mayıs 2007‘de yaşanan "Büyük İstanbul Rezaleti‘nin sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Keyfi uygulamaların arkasındaki zihniyetin ve İstanbul‘u bir korku filmine çevirenlerin tarih önünde olduğu gibi kanun önünde de hesap vermesini istiyoruz.

Buradan bir kez daha söylüyoruz. Emekçilere Taksim yasağı 12 Eylül‘dür. 1977 1 Mayıs katliamı ise Susurluk‘un ta kendisidir. Biz her gün, her yerde 12 Eylül‘le hesaplaşacağız. Her yerde Susurluk‘la hesaplaşacağız. Bu hesaplaşmayı her gün 1 Mayıs‘taki kadar kararlı bir şekilde yapacağız.

DİSK, KESK, TMMOB, TTB