İŞYERİ SAĞLIK VE GÜVENLİK BİRİMİ İLE ORTAK SAĞLIK VE GÜVENLİK BİRİMİ ÇALIŞMA ESASLARINI BELİRLEYEN YÖNETMELİK TASLAĞI HAKKINDAKİ TMMOB GÖRÜŞÜ BAKANLIĞA GÖNDERİLDİ

25.12.2008

"İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimi ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Biriminin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" taslağı hakkındaki TMMOB görüşü, 23 Aralık 2008 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'ne gönderildi.

Tarih : 23 Aralık 2008
Sayı : 2300

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI
İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü‘ne
ANKARA

Konu: 28 Kasım 2008 tarih 55478 sayılı yazı ekinde gönderilen "İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimi ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Biriminin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" taslağı hakkında görüşlerimizin sunulmasıdır.

1.) Bakanlığınız bünyesinde uzun süreden bu yana tartışılan "İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun" tasarısı taslağı ile Birliğimize gönderilen ilgi yönetmelik taslağı arasında bir ilişki kuramadığımızı ifade etmek isteriz. Kanun tüm işyerlerini kapsadığı halde yönetmelik taslağı ile kapsamı daraltma hangi ihtiyaca ve yasal gerekçeye dayanmaktadır. Şuan yürürlükteki İş Yasası‘nın 81. maddesi "İşverenler, devamlı olarak en az elli işçi çalıştırdıkları işyerlerinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, işçilerin ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla, işyerindeki işçi sayısı, işyerinin niteliği ve işin tehlike sınıf ve derecesine göre;
a) İşyeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturmakla,
b) Bir veya birden fazla işyeri hekimi ile gereğinde diğer sağlık personelini görevlendirmekle,
c) Sanayiden sayılan işlerde iş güvenliği uzmanı olan bir veya birden fazla mühendis veya teknik elemanı görevlendirmekle,
yükümlüdürler...."biçiminde olmasına karşın, yasanın kapsamı yönetmelikle daraltılmıştır. Yasa, sanayiden sayılan ve 50 üzeri işçi çalıştıran işyerlerinde iş güvenliği mühendisinin tam gün istihdamını öngörürken, Yönetmelik taslağı, işin niteliğine bakılmaksızın 50 ve fazla işçi çalıştıran işyerlerinde dahi iş güvenliği mühendis, teknik eleman ve iş yeri hekiminin istihdamını ihtiyari hale getirmiştir.
Yasanın kapsam maddesi gerek yürürlükteki İş Yasası, gerekse İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun tasarısı taslağına aykırıdır.

2.) İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı taslağında olduğu gibi Yönetmeliğin tanımlar bölümü sorunlu olup, eksiklikler de içermektedir. "İş güvenliği uzmanı" tanımını kabul etmediğimizi daha önce kanun tasarısı taslağı tartışmalarında ifade etmiş bulunduğumuz halde Bakanlığınızın tanım ısrarını anlayabilmiş değiliz. Tanımlarda iş yeri sağlık ve güvenlik kurulu olmamasına karşın bazı maddelerde bu kurula atıflar vardır ancak bu kuruldan ne kastedildiği anlaşılamamaktadır. Aynı zamanda, İş sağlığı ve Güvenliği Kanun tasarısı taslağında "çalışan" ibaresi kullanıldığı halde, yönetmelikte bu kavram "işçi" ile sınırlandırılmıştır.

Yönetmelik taslağında yeralan "işyeri sağlık ve güvenlik birimi" ile ortak sağlık ve güvenlik birimi" tanımları yanlış olup, yönetmelik içinde de çelişkili, amacı anlaşılamayan düzenlemelere yol açmıştır. Ortak sağlık ve güvenlik birimi, hizmet alan işverenler dışında 3. bir işveren tarafından ticari bir hizmet olarak örgütlenmiş bir birimi ifade etmesi kabul edilemez bir kurgu olup, bu kamusal bir hizmetin ticarileştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu düzenleme ve tanım, iş güvenliği ve sağlığı şirketleri tarafından bu alanın denetleneceği ve iş güvenliği ve işyeri hekimlerinin işyeri sahibi işverenlerle değil kendisini istihdam eden şirketle sözleşme yapacağını ifade etmektedir. Yani iki ayrı işveren üzerine kurgulanmış bir yapı ifade edilmektedir. Bu şirketlerin Bakanlık tarafından yetkilendirilmesi konusu da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Yönetmelik taslağında, hem iş güvenliği eğitimi hem de iş sağlığı ve güvenliği hizmetinin bu alanda kurulacak sektöre teslim edileceği açıkça düzenlenmiştir. Bu yaklaşım, hem bilim ve tekniğe hem de sosyal hukuk devletinin kamu hizmet anlayışına açıkça aykırıdır.

3.) Kanun tasarısı taslağının 25. maddesinde, işveren 50 ve daha fazla çalışanın bulunduğu işyerlerinde "İş sağlığı ve Güvenliği Kurulu" kurulmasını öngörmüş iken, yönetmelik taslağı (madde-7) "İşyeri sağlık ve Güvenlik Birimi" kurulmasını öngörmüştür. Görüleceği üzere esaslı bir anlayış değişikliği olup, Bakanlığın bu değişikliğe ilişkin doyurucu bir açıklama yapma zorunluluğu vardır.

4.) Yönetmelik taslağının 9. maddesi yine ortak sağlık ve güvenlik biriminin tanımına bağlı olarak sorunludur ve aynı zamanda tehlikeli sınıfta giren ve 500 çalışanın olduğu işyerlerinin ortak sağlık ve güvenlik biriminden hizmet alması da anlaşılabilir bir düzenleme değildir. Aynı zamanda bina donanım koşulları ve belirlenen uzaklık işin niteliğine, tehlike sınıfına ve iş sağlığı ve güvenliğinden beklenen amaca uygun değildir.

5.) Mesleki bağımsızlık ilkesinin ilke olarak kabulü olumlu anacak, yaşamda ifadesini bulması için hangi koşulların yaratılacağı açık değildir. Yönetmelik kapsamında, iş güvenliği mühendislerinin iki işverene bağlı (biri iş güvenliği ve sağlığı konusunda hizmet veren şirket diğeri ise bu hizmetin sunulduğu işyeri sahibi) çalışması da mesleki bağımsızlığın hayata geçmesi noktasında engel oluşturacaktır.

6.) Yönetmelik taslağının 6. Bölümünde düzenlenen "İş Güvenliği Uzmanlarının Nitelikleri, Sertifikalandırılması, Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esasları" başlığını taşıyan maddelerdeki düzenlemeler, kanun ve yönetmelik tartışmalarında sunmuş olduğumuz yanlışlıkları taşımaktadır. Yönetmelik taslağı, iş güvenliği mühendislerini eğitecek " yetkili kurum ve kuruluşları" hala belirlememiş olup, bu konuyu Bakanlıkça çıkarılacak tebliğe bırakmıştır. Oysa, Danıştay kararında eğitecek kurum ve kuruluş açık olup, bunlar üniversite ve meslek odalarıdır. Bu konunun hala muğlak bırakılması hukuk devletinde kabul edilebilecek bir durum değildir.

Sertifika konusunda ise eşitsiz bir durum sözkonusu olup, dava konusu yapmış olduğumuz bu konuda da yönetmelikte bir iyileştirme yapılmamıştır.

Yine iş güvenliği mühendislerinin işyerinde çalışma süreleri yetersiz olup, işin niteliğine göre tam gün istihdam değil, dışarıdan hizmet satın almaya dayalı bir çalışma öngörülmüştür. Bu yaklaşım da amacı sakatlamaktadır.

Sonuç olarak; Bakanlık tarafından yapılan her yeni düzenleme işçi sağlığı ve güvenliği alanını içerik bakımından geriye götürme niteliğine bürünmüş olup, Taslak mevcut haliyle ihtiyaca yanıt vermekten uzak olduğundan geri çekilmelidir.
Bilgilerinize arz ederiz.

Saygılarımızla,

N. Hakan GENÇ
Genel Sekreter

Ek: Madde bazında değerlendirme tablosu