JEOF. MO TÜRKİYE 17. ULUSLARARASI JEOFİZİK KONGRE VE SERGİSİ

14.11.2006

Sevgili katılımcılar,

Hepimiz biliyor ki; mühendislik, bilim ve teknolojiyi insanla buluşturan bir meslek. Bizim örgütümüz TMMOB; odağında, öznesinde insanın olduğu bir mesleğin uygulayıcılarının örgütü. İnsan odaklı olmasından dolayı, bizim mesleğimiz onurlu bir meslek ama bir o kadar da sorumlulukları olan bir meslek.

Biz, bir yandan insana ve insanlığa karşı işlenmiş suçlara karşı çıkıyoruz, öte yandan da insana ve insanlığa olan sorumluluklarımızı biliyoruz ve sorumluluklarımızın gereklerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Bir yandan da üyelerimizi haklarının elde edilmesine, taleplerinin gerçekleşmesine yönelik çabalarda bulunuyoruz.

Biz yanlış yapınca, yaptığımız binalar yıkılıyor, kazanlar patlıyor, trenler devriliyor, tarladan ürün alınamıyor, ormanlarımız, yeraltı ve yer üstü kaynaklarımız yağmalanıyor, yatırımlar boşa gidiyor. Mühendisler sıfır hata ile çalışmak zorundalar. Bunlar biliniyor.

Öte yandan, sorunlarımızın, toplumun ve halkın sorunlarından ayrı tutulamayacağını da biliyoruz. Sıkıntılı, sancılı, sorunlu bir ülkede yaşıyor olmanın tüm sonuçları mühendis kimliğimizle birlikte, yurttaş kimliklerimiz dolayısı ile gene bizi buluyor. Bunun için yazdıklarımızın sonunda, kamuoyuna duyurularımızın sonunda mutlaka "kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz" diyoruz.

Sevgili katılımcılar,

Biz çalışmalarımızı, kesişme noktaları çok olan iki ana eksende yürütüyoruz:

Birincisi: Mesleğimiz ile ilgili alanlarda, enerjiden ormana, ziraattan, kentleşmeye, sanayileşmeden, yer bilimlerine kadar tüm mühendislik alanlarında, ülke gerçeklerini tanımlamaya çalışıyoruz. Sorunları tespit ediyor, bunlara karşı aydınlık bir Türkiye için çözüm yollarını öneriyoruz.

İkincisi: Mesleki denetimin vaz geçilmez ön koşulu olarak gördüğümüz bir çalışmayı, üyelerin uzmanlaşması ve belgelenmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz.

İşte bu kongre ve benzerleri bu çabalarımızın gerçekleşmesine yönelik çalışmaların önemli bir kesişme noktasını oluşturuyor. Bu çalışmalarda bilim insanlarının ve uzmanların yoğun emek harcayarak oluşturduğu bilgi erişilebilir ve ulaşabilir hale geliyor. Bilgi bu etkinliklerimizde paylaşılıyor. Öte yandan meslek alanı ve sektör ile ilgili ülke gerçekleri ve sorunlar yapılan panellerde, açık oturumlarda konunun tarafları bir araya getirilerek, ortaya konuluyor.

Bu etkinliğimiz de jeofizik mühendisliği alanında sorunların ortaya konulmasında önemli bir işlevi yerine getirecektir. Buna eminim.

Odamız tarafından düzenlenen bu etkinliğimizin düzenleyicilerinin, bilgiyi bizimle paylaşacak bilim insanlarının ve uzmanların, panelde görüşlerini bizimle paylaşacak konuşmacıların ellerine, yüreklerine, beyinlerine sağlıklar diliyorum. Bilim insanlarının, uzmanların yoğun emekle hazırladıkları bildiriler, siz katılımcıların katkıları, panel konuşmaları ve bunların sonucunda hazırlanacak etkinlik sonuç bildirisinin ilgililerince ve siyasal iktidarca önemsenmesi gerektiğini ifade ediyorum. Odamız bu görüşlerin takipçisi olacaktır. Bunu biliyorum.

Değerli arkadaşlar,

Bu kongrenin açılışında Birliğimiz adına birkaç hususu ve temel sorunumuzu burada sizlerle ve sayın bakanımla paylaşmak isterim:

Birincisi Odamızın önündeki görevlere ilişkin: TMMOB onayı ile Nisan 2005 de Jeofizik Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği, Haziran 2005 ve Ağustos 2005 deki değişiklikleri Resmi Gazetede yayımlandı. Nisan 2006‘da Jeofizik MO Serbest Müşavirlik Hizmetleri Büro Tescil Mesleki Denetim Yönetmeliği ile Jeofizik MO Meslek İçi Eğitim ve Belgelendirme Yönetmeliği yayımlandı. Bu dönem bu yönetmeliklerin gereği odamız içerisinde ve üyelerimize yönelik eğitim ve belgelendirme çalışmalarının kurumsallaşarak gelişeceğine eminim.

Son yaşanan sel felaketinde de belirttik: Bu konu doğa olaylarının afetlere dönüşmesinde, depremlerde de önümüze hep çıkacak ve aslında bu konu Jeofizik mühendisliğinin temel çalışma alanlarından biri. Yapılacak "Deprem-Zemin-Yapı üçlüsünde güvenilir binalar için nasıl bir model olmalı" panelinde de uzmanlarımız ve bilim insanları konuyu bir kez daha gündeme getirecekler. Bu konu ile ilgili olarak TMMOB, görüşlerini her ortamda siyasal iktidara iletti. TMMOB, "Doğa olayları afetlere dönüşmez, yeter ki bilimin ve tekniğin gerekleri yapılsın." diyor. Doğa olaylarının afete dönüşümü engellenebilir. Yeter ki, odağında "insan" olan anlayış yaşama geçirilsin. İşte bu kongre, bu anlamda bilgi birikiminin ve paylaşılmasının aracı olarak önemli bir işlevi yerine getirecek. Yeter ki, siyasal iktidar ve yasa yapıcılar bunlardan yararlanmayı bilsinler. Yeter ki, yapıya, imara ve afetlere yönelik yasal düzenlemeleri parçacı anlayışın dışında bütüncül olarak ve odağında insanın olduğu bir şekilde gündemlerine alsın.

Gene bu kongrede "Petrolün ve doğalgazın ülkemizdeki varlığı, geleceği ve petrol kanun tasarısı" yapılacak panelde değerlendirilecek. Siyasal iktidarın burada söylenenleri ve değerlendirmeleri de yasal düzenlemede gündemine alacağına inanmak istiyoruz. Gene TMMOB ve bağlı odalarının "Jeotermal Enerji ve Doğal Mineralli Sular Yasa Tasarısı" üzerine ilettikleri görüşleri siyasal iktidarın olumlu olarak değerlendireceğini ve görüşlerimizi tasarıya yerleştirerek ivedilikle yasallaşmasını sağlayacağına inanmak istiyoruz.

TMMOB gene bu kongrenin de konusu ile ilgili olan, "Enerji verimliliği" yasa tasarısını desteklemektedir. Talebimiz bu taslağın bir an önce komisyonlardan geçirilerek meclis gündemine getirilmesidir. Bakanlığın bu taslağı bizim desteklediğimiz şekli ile yasalaştıracağına da inanmak istiyoruz.

Değerli katılımcılar,

Öte yandan Jeofizik mühendisliği ülkemizde sorunlu olan bir mühendislik alanıdır. Odamızın yaptığı araştırmalara göre jeofizik mühendislerinin %40 ı ya meslek dışı bir işte çalışmakta, ya da işsizdir. Bu durum üniversitelerimizde jeofizik mühendisliği bölümlerinin bir planlama dahilinde açılmadığını göstermektedir. Ve bu durum hepimizi çok yönlü sorun yumağını çözmeye itmektedir. Yeni bölümlerin açılmasında, mutlaka ilgili odamızın görüşleri alınmalı ve bu görüşlere değer verilmelidir. Mevcut bölümlerimizin eğitim düzeyi yükseltilmelidir. "Doğa olaylarının afete dönüşmesinin alışkanlığı yaşanan ülkemizde gerekli mühendislik bilgi birikiminin kullanımı ile bu alışkanlığın giderilmesi olasıdır" düşüncesinden hareketle, meslektaşlarımızın kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı zorunluluk olarak görülmelidir.

Bir son konu da siyasal iktidarı bir kez daha buradan uyarmamızı gerektiriyor: O da "Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı. Bu tasarı mutlaka meclis gündeminden düşürülmelidir. Neden?

Bu tasarı, hukuksal, bilimsel, teknik ve her türlü maddi temelden yoksundur.

Tasarının 14. maddesinde; "Avrupa Birliğine üye ülkelerden veya Bakanlar Kurulu‘nca belirlenecek diğer ülkelerden gelecek yabancı mimar ve mühendislerin çalışma izinlerinin verilmesinde, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun 3‘üncü ve 35‘inci maddeleri ile 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanunun 1‘inci ve 7‘nci maddeleri uygulanmaz" denilmektedir.

Bu madde, egemen bir devletin kendi kurumlarını ve yetkilerini inkâr eden, hiçbir ulusal kuralı tanımayan, yetişmiş teknik elemanlarını ulusal ve uluslararası sermayenin çıkarları adına yok sayan bir anlayışın maddesidir.

Bu tasarı yanlışlıkla(!) ve bu haliyle yasalaştığında, sonuçları ne olacaktır?

1. Akademik ve mesleki yeterliliği kanıtlanmamış kişiler bu ülkede "mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı mesleğini" icra edebilecek duruma geleceklerdir. Tasarıya göre, üniversite denkliğinin akademik kurum tarafından kanıtlanmasının gereği bulunmamaktadır. Bu anlamda, bu meslek ile ilgili "akademik bir alan" kaosa sürüklenecektir.

2- Bu tasarı yasalaştığında, yurtdışında okuyan ülkemiz vatandaşı, başka bir ülke vatandaşı ile yurtdışındaki aynı üniversiteden mezun olup ülkemize çalışmaya geldiğinde, yurttaşımız için denklik belgesi aranacak ama yabancı ülke vatandaşı için aranmayacaktır. Bu yaklaşım, Anayasa‘nın eşitlik ilkesine aykırıdır.

3- Yasa tasarısı ile TMMOB ve bağlı odalarına "yabancı ülke vatandaşı meslek mensuplarına hiçbir kural uygulamayınız" denilmektedir. Ülkemizde hukukun üstünlüğünü savunanlar, öncelikle ve asgari olarak; kendi yurttaşları için ne istiyorlarsa, yabancı ülke vatandaşları için de onu istemelidirler.

4- Bu tasarı yasalaştığında, "denetimsiz hizmet sunumu"nun önü açılacaktır. "Ülkemize denetimsiz yabancı girişi", ülkemiz mühendislik ve mimarlık hizmetini kamu çıkarından uzak bir noktaya getirecektir.

5- Bu tasarı yasalaştığında, haksız rekabetin önü açılacaktır. Yabancı "kilit ve idari" personelin, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı alanındaki tüm kurallardan muaf tutulması, yabancı meslek mensuplarının akademik ve mesleki yeterliliğinin aranmaması; ülkemiz mühendislerinin, mimarlarının ve şehir plancılarının mesleklerini icrasını engelleyecek ve meslek bürolarının kapanmasını gündeme getirecektir.

Siyasal iktidar şaşırmış durumdadır. Ama bilmelidir ki; ülkesinin mühendisini, mimarını, şehir plancısını gözden çıkararak yasal düzenlemeleri gündeme getiren siyasal iktidarı, bu ülkenin mühendisi, mimarı, şehir plancısı da gözden çıkarmaktadır. Siyasal iktidar bu tasarıları ivedilikle, derhal, şimdi meclis gündeminden çıkarmalıdır. Siyasal iktidar bilim ve tekniğin dışında "inadım inat" diyorsa, o zaman da bu milletin vekilleri bu tasarılara "evet" dememelidir.

Değerli arkadaşlar,

Son olarak mesleğinizle ilgili bir etkinliğimizi de buradan duyurmak isterim. Konu ile ilgili odalarımızın işbirliği ile 30 Kasım-1-2 Aralık tarihlerinde TMMOB "Jeotermal Enerji ve Aydın!daki Geleceği" başlıklı sempozyumu Aydın‘da düzenliyor. Ben siz değerli katılımcı arkadaşlarımızdan ilgilenenleri o etkinliğimize de davet ediyorum.

Sevgili arkadaşlar,

TMMOB, karanlığa karşı aydınlığı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, yanlışa karşı doğruyu savunmaya devam edecek ve bilimin ve tekniğin ışığında bilim insanları ve uzmanlarla birlikte ürettiklerini eğilip bükülmeden söylemeye devam edecektir.

Bu duygu ve düşüncelerimizle hepinize saygılar sunuyorum.