JEOTERMAL KAYNAKLAR VE MİNERALLİ SULAR KANUN TASARISI ÜZERİNE TMMOB GÖRÜŞLERİ

19.04.2005

Jeotermal Kaynaklar ve Mineralli Sular Kanun Tasarısı Üzerine TMMOB Görüşü kamuoyuna duyuruldu.

Jeotermal Kaynaklar ve Mineralli Sular Kanun Tasarısı Üzerine TMMOB Görüşü kamuoyuna duyuruldu.

1926 yılında çıkarılan 927 sayılı Sıcak ve Soğuk Maden Suları İstismarı ile Kaplıcalar Tesisatı Hakkındaki Kanun, jeotermal sularının vergi ve kazanç hisselerini il özel idarelerine bırakmıştır. Bu kanun ile il özel idareleri bu suları doğrudan doğruya işletebilecekleri gibi, işletmeye talip olanlara işletme ruhsatnamesi vermek suretiyle ihale edebilmektedirler. Özel idarelerce işletilmek istenilmeyen veya ihale edilemeyen suların vergi ve kazanç hisseleri vilayetçe belediye ve köylere devredilebilmektedir.

78 yıldır uygulanmakta olan bu yasasının jeotermal sektörün gelişiminde ve oluşan problemlerin çözümünde yetersiz olması nedeniyle 1999 yılında Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ve 2003 yılında İçişleri Bakanlığı tarafından jeotermal kanun tasarıları hazırlanmıştır. 05.06.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5177 sayılı Kanun ile değişik 3213 sayılı Maden Kanunun geçici 4 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar bir yönetmelikle düzenlenmiştir.

Jeotermal Kaynaklar ve Mineralli Sular Kanun Tasarısı, kullanım alanları, sağlayacakları faydalar ve işletme büyüklükleri açısından çok büyük farklılıklar gösteren jeotermal ve mineralli suların tümünü birden kapsamaktadır. Diğer bir ifade ile oluşum ortamlarına göre farklı sıcaklık, debi, mineral içeriği ve derinlik gibi parametrelere bağlı olarak üretilen ve elektrik, konut ısıtmacılığı, seracılık, fizik tedavi, kaplıca, mineral kazanımı ve içme suyu gibi farklı amaçlar için kullanılan jeotermal ve mineralli sular aynı kanun kapsamında değerlendirilmiştir. Bu birbirinden çok farklı içeriğe ve kullanım alanlarına sahip kaynakların tümünün aynı kalıp içinde değerlendirilmesi ve aynı kanuni hak ve sorumluluklara tabi olmaları uygulamada bir çok soruna neden olacaktır. Bu nedenle, jeotermal kaynaklar sıcaklık ve kullanım amaçlarına göre sınıflandırılmalıdır.

Bu Kanun Tasarısının hazırlanılmasında; Maden Kanunu‘ndan (3213 sayılı Kanun) çok fazla esinlenildiği, fakat daha büyük benzerliklerin bulunduğu Yer Altı Suları Kanunu‘ndan (167 sayılı Kanun) ve Petrol Kanunundan (6326 sayılı Kanun) ise esinlenilmediği görülmektedir. 6326 sayılı Petrol Kanunu eksiklerine ve eleştirilen yönlerine rağmen 1954 yılında çıkarılmış ülkemizin en önemli Kanunlarından olup, günümüze kadar çeşitli revizelere rağmen güncelliğini yitirmeyen Kanunlardan biridir. Petrol Kanunu tek bir meslek disiplinini ön plana çıkaran değil, petrol arama ve üretiminin önünü açan işletme anlayışı ile yatırıma bakan, proje modelini öne çıkaran bir metindir.

Ayrıca bu Kanun Tasarısı AB üyeliği açısından bakıldığında da güncelliği yakalayamayan bir metindir. Kanun Tasarısı, Kanunlaştığı takdirde, AB sürecinde mevzuata uyum açısından revize edilmesi gerekecektir. Ayrıca dünyada jeotermal enerji kaynaklarını kullanan ve ileri teknoloji ile araştırmalar yapan ülke Kanunlarına bile bakılmamış olduğu açıkça görülmektedir.

Yasanın bu haliyle çıkması durumunda, yetki karmaşasının meydana gelmesi kaçınılmazdır. Yeraltı Suları Kanunu ve Petrol Kanunu ile çelişkiler oluşacaktır. Jeotermal enerji ve yer altı suları konusunda faaliyetlerde bulunan, yasa ve yönetmeliklerle görevlendirilmiş; DSİ, İller Bankası, TPAO, PİGM ve MTA gibi kuruluşların ilgili yasal düzenlemeleri dikkate alınmalıdır.

Jeotermal sektörün gelişiminde, özellikle sondaj ve jeotermal kaynağın kullanımı aşamasında son yıllarda artan bir şekilde ortaya çıkan çevresel sorunlara yönelik çözümlere, bu kanun tasarısı içerisinde yeterince yer verilmemiştir. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Programı içinde bulunan Çevre Programı (UNDP) ve bu programların ulusal düzeyde uygulanması için yapılan düzenlemeler, her sektörde olduğu gibi bu sektörün gelişimini de sınırlandırmaktadır. Jeotermal akışkanın içerdiği kimyasal maddelerin sebep olduğu çevresel kirlenmeler; gelişmiş ülkelerde bu sektöre yatırım yapan işletmelerin faaliyetlerinin durdurulmasına neden olmakta ve yapılan çevresel düzenlemeler işletmelerin maddi kayıplarını artırmaktadır. Bu nedenle sondaj çalışmaları ve jeotermal enerjinin kullanımı sırasında ortaya çıkabilecek çevresel sorunlar ve jeotermal atık su ve gazın çevreye zarar vermeyecek şekilde, kontrol altında tutma yöntemlerinin esasları Kanun Tasarısı içerisinde yer almalıdır. Arama ve İşletme aşamasında; toprak kirliliği kontrol yönetmeliği, su kirliliği kontrol yönetmeliği, hava kalitesinin korunması yönetmeliği, tehlikeli atıkların kontrol yönetmeliği, sulak alanların korunması yönetmeliği, gürültü kontrol yönetmeliği, Biyolojik çeşitliliğin korunması yönetmeliği ile ilgili her türlü tedbirin alınması zorunludur.

Kanun tasarısında; halen işletilmekte olan sıcak su kullanım tesisleri de, yasa içerisine gireceğinden, yasa tasarısının, boşluğu olarak görülen jeotermal rezervuarın ortak kullanımının nasıl yapılacağı ve yeni alınacak ruhsat alanı içerisinde kalacak eski işletmelerin kullanım hakları yasada mutlaka belirtilmelidir. Kaldı ki, jeotermal sahanın ruhsat alanı içinde bulunan rezervuarın, bir maden sahası rezervi yada petrol-gaz rezervinin kullanım ve paylaşımı kesinlikle farklı olduğundan bu oluşacak hakkın mutlaka yasada tanımlanması gerekmektedir.

Jeotermal Arama Faaliyeti dört aşamadan oluşur. Kanun tasarısında bu aşamalar dikkate alınarak gereken düzenlemeler yapılmalıdır. Jeotermal Arama Faaliyeti aşamaları şunlardır: Jeolojik Çalışmalar (Jeoloji Mühendisi), Jeokimyasal Çalışmalar (Kimya Mühendisi), Jeofizik Çalışmalar (Jeofizik Mühendisi), Sondaj ve Kuyu Test Çalışmaları (Maden/ Petrol Mühendisleri). Jeotermal saha içerisinde yapılan jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalar ile sahanın jeolojik yapısı ve rezervuar alanı belirlenir. Jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalardan elde edilen verilerin birleştirilmesi neticesi lokasyon noktaları belirlendikten sonra sondaj çalışmalarına başlanmaktadır. Sondajların güvenli ve verimli bir şekilde tamamlanması maden veya petrol mühendisinin idari ve teknik sorumluluğu altındadır. Sondaj çalışmaları sırasında kuyu litolojinin takibi jeoloji mühendislerince yapılmakta ve jeofizik mühendisleri tarafından rezervuar seviyelerinde kuyu içi ölçüleri alınmaktadır. Ayrıca maden veya petrol mühendisleri tarafından kuyu içi basınç ve sıcaklık ölçüleri alınmaktadır. Üç farklı disiplin tarafından elde edilen bu veriler, rezervuar seviyelerinin belirlenmesine ve ayrıca kuyu dizaynının yapılmasında (muhafaza borularının ve üretim borularının indirileceği seviyeler) sondaj mühendisine yardımcı olmaktadırlar. Sondaj çalışmaları sonucu üretim kuyularında, maden veya petrol mühendislerince gerekli testler yapılarak rezervuar alanının parametreleri belirlenmektedir. Ayrıca, jeotermal sahanın işletilmesi döneminde rezervuar parametrelerin takibi (debi, sıcaklık, basınç gibi) ve kuyu içerisinde oluşan problemlerin (kalsit kabuklaşması gibi) çözümü maden veya petrol mühendislerince yerine getirilmektedir. Diğer bir ifade ile jeotermal enerjinin işletilmesi sırasında sadece sondaj ve rezervuar mühendisi olarak çalışan maden veya petrol mühendisleri görev almaktadır. Örneğin; Kızıldere jeotermal elektrik santralı 1984 yılından bu yana elektrik üretimi yapmaktadır. Santralın kurulmasından öncesinde ve sonrasında bu sahadaki üretim testleri, maden veya petrol mühendislerince takip edilmekte, çalışma raporları hazırlanmakta ve sahanın geleceğine ilişkin öneriler sunulmaktadır. Ayrıca her yıl kuyular içerisinde oluşan kabuklaşmanın sondaj makinası ile temizlenmesi ve temizleme sonrası rezervuar parametrelerinde değişimin gözlenmesi için yapılan kuyu testleri bu disiplin dallarının çalışmaları ile yapılmaktadır. Bu çalışmalar sırasında elde edilen veriler her meslek grubu tarafından ayrı ayrı yorumlanır. Dolayısıyla jeotermal enerjinin kullanımına yönelik çalışmalar tek bir amaca hizmet eden birbirinden farklı disiplinlerin ortaklaşa yaptıkları çalışmalar, proje dahilinde gerçekleştirilmektedir. Yasa da bunlar tanımlanmak durumundadır.

Jeotermal sahalarda kuyuların açılması, üretim ve rezervuar verilerinin doğru değerlendirilmesi bu sahada yapılacak yatırımlar yönünden ve sahanın verimli olarak kullanılması açısından çok önemlidir. Hem arama hem de işletme sırasında sondaj kuyularında yapılacak faaliyetler, düzenlenecek bir yönetmelikle net olarak belirlenmelidir.

Kanun Tasarısında adı geçen Teknik Kurul‘un, üstleneceği görevler düşünüldüğünde, daha açık tanımlanması ve katılımcılarının meslek disiplinleri ve mesleki deneyimleri açısından daha belirginleştirilmesi gerekmektedir. "Teknik Kurul" özellikle jeotermal şehir ısıtmacılığı ve enerji üretimi gibi yüksek maliyetli projelerin değerlendirilmesi aşamasında, rezervin yeterliliği ve projenin olabilirliği açısından sorumluluk taşımalı, tüzük ve yönetmenliklerle üyelerinin meslekleri, deneyimleri ve görevleri belirlenmelidir. Teknik Kurul bünyesinde çeşitli meslek disiplininden uzmanları istihdam etmeli, arama ve işletme dönemlerindeki faaliyetlere göre, teknik uzmanlarını; "Teknik uzmanlık ilkeleri"ne göre yönlendirmelidir. Söz konusu uygulama "Petrol Kanunu"nda yaklaşık 50 yıldır uygulanmaktadır.

Yukarıda sayılan gerekçelerle, katılımcı bir anlayışla, ilgili tüm kurum ve kuruluşların görüş ve önerileri dikkate alınmalı ve kanun tasarısına yansıtılmalıdır.

Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı

EK: Kanun Tasarısında maddelere ilişkin değişiklik önerilerimiz ve gerekçeleri

EK: JEOTERMAL KAYNAKLAR VE MİNERALLİ SULAR KANUN TASARISI

Maddeler Hakkında Görüş ve Öneriler

Değişiklik Önerisi:
Kanunun adı ve kapsamı: "Jeotermal Kaynaklar ve Mineralli Sular Kanunu Tasarısı" yerine:"JEOTERMAL KAYNAKLAR KANUNU TASARISI" olarak değiştirilmesini öneriyoruz.

Gerekçe: Jeotermal Kaynaklar ve Mineralli Sular Kanunu Tasarısı, kullanım alanları, sağlayacakları faydalar ve işletme büyüklükleri açısından çok büyük farklılıklar gösteren jeotermal ve mineralli suların tümünü birden kapsamaktadır. Diğer bir ifade ile oluşum ortamlarına göre farklı sıcaklık, debi, mineral içeriği ve derinlik gibi parametrelere bağlı olarak üretilen ve elektrik, konut ısıtmacılığı, seracılık, fizik tedavi, kaplıca, mineral kazanımı ve içme suyu gibi farklı amaçlar için kullanılan jeotermal ve mineralli sular aynı Kanun kapsamında değerlendirilmiştir. Bu birbirinden çok farklı içeriğe ve kullanım alanlarına sahip kaynakların tümünün aynı kalıp içinde değerlendirilmesi ve aynı kanuni hak ve sorumluluklara tabi olmaları uygulamada bir çok soruna neden olacaktır. Bu nedenle, jeotermal kaynaklar sıcaklık ve kullanım amaçlarına yönelik olarak sınıflandırılmalıdır. Mineralli Sular bir enerji kaynağı olmadığı için, Jeotermal Kaynaklarla birlikte aynı Kanunda zikredilmesi uygulamada sıkıntılara neden olacaktır. Mineralli Sular ayrı bir Kanun ile yeniden düzenlenmelidir. Bu durumda şu anda görüşülen Kanun Tasarısı yenden düzenlenmelidir.
----------

BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Tanımlar

Madde 3 - Bu Kanunda geçen;
Kuyu/sondaj: Jeotermal akışkanları aramak, üretmek, enjekte ve re-enjekte etmek, rezervuarı gözlemlemek veya test etmek için bilimsel yöntemler ve uygun araçlar kullanılarak, gereken derinlik ve çapta yeryüzünden kaynağa doğru jeolojik takip ile kazılan ve amaca yönelik olarak teçhiz edilen delikleri,

Değişiklik Önerisi:
Kuyu/sondaj: Jeotermal akışkanları aramak, üretmek, enjekte ve re-enjekte etmek, rezervuarı gözlemlemek veya test etmek için bilimsel yöntemler ve uygun araçlar kullanılarak, gereken derinlik ve çapta yeryüzünden kaynağa doğru kazılan ve amaca yönelik olarak teçhiz edilen delikleri,

Gerekçe: Kuyu/sondaj tanımı yapılırken; jeolojik takip ile tanımı sondaj faaliyetinin kapsamını daralttığından, bu ifadenin madde metninden çıkarılmasını öneriyoruz.
---------

Madde 3 - Bu Kanunda geçen;
Enjeksiyon: Üretilen jeotermal akışkanların ya da diğer akışkanların doğrudan ve doğrudan olmayan yöntemlerle jeolojik formasyonlara basılmasını,

Değişiklik Önerisi
Enjeksiyon: Üretilen jeotermal akışkanların ya da diğer akışkanların doğrudan ve doğrudan olmayan yöntemlerle formasyonlara basılmasını,

Gerekçe: Jeolojik formasyon kavramı, terminolojiye uygun olmaması ve kapsamı daraltması nedeniyle jeolojik ifadesinin madde metninden çıkarılmasını öneriyoruz.
----------

Madde 3 - Bu Kanunda geçen;
Reenjeksiyon: Üretilen jeotermal akışkanların doğrudan ve doğrudan olmayan yöntemlerle kullanıldıktan sonra kalan kısmının üretildikleri jeolojik formasyonlara geri basılmasını,

Değişiklik Önerisi:
Reenjeksiyon: Üretilen jeotermal akışkanların doğrudan ve doğrudan olmayan yöntemlerle kullanıldıktan sonra kalan kısmının üretildikleri formasyonlara geri basılmasını,

Gerekçe: Jeolojik formasyon kavramı, terminolojiye uygun olmaması ve kapsamı daraltması nedeniyle jeolojik ifadesinin madde metninden çıkarılmasını öneriyoruz.
----------

Madde 3 - Bu Kanunda geçen;
Deşarj : Jeotermal akışkanın kullanımından sonra reenjekte edilemeyen kısmını veya tamamını fiziksel ve kimyasal özelliklerinin çevre kirliliğine neden olmayacak vasıfta olması halinde açık veya kapalı ortamda alıcı başka ortamlara gönderilmesini,

Değişiklik Önerisi:
Deşarj : Jeotermal akışkanın kullanımından sonra reenjekte edilemeyen kısmını veya tamamını fiziksel ve kimyasal özelliklerinin çevre kirliliğine neden olmayacak şekilde açık veya kapalı ortamda alıcı başka ortamlara gönderilmesini,

Gerekçe: Çevre kirliliğine neden olmayacak jeotermal kaynak sayısı yok denecek kadar azdır. Amaç bu atığın çevre kirliliği oluşturmadan deşarj edilmesidir. Maddenin yukarıdaki şekilde değiştirilmesini öneriyoruz.
---------

Madde 3 - Bu Kanunda geçen;
Arama : Jeotermal sistemin kavramsal modelini kurmak ve bu sistemden akışkan elde etmek amacıyla jeolojik araştırmalarla başlatılan, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalarla desteklenen, yapılan tüm çalışmalara ait verilerin değerlendirilmesi sonucu belirlenen lokasyon veya lokasyonlarda amaç ve tekniğine uygun olarak jeolojik takiple açılan sondaj çalışmalarını da içeren faaliyetler bütününü,

Değişiklik Önerisi:
Arama : Jeotermal sistemin kavramsal modelini kurmak ve bu sistemden akışkan elde etmek amacıyla jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmaların değerlendirilmesi sonucu belirlenen lokasyon veya lokasyonlarda amaç ve tekniğine uygun sondaj ve test çalışmalarını içeren faaliyetler bütününü,

Gerekçe: Jeotermal saha içerisinde yapılan jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalar ile sahanın jeolojik yapısı ve rezervuar alanı belirlenir. Jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalardan elde edilen verilerin birleştirilmesi neticesi lokasyon noktaları belirlendikten sonra sondaj ve test çalışmalarına başlanmaktadır. Jeotermal Kaynakların yeterli ve gerekli araştırmalar yapılarak, verimli bir şekilde kullanıma sunulması için bu tanımın, yukarıdaki şekilde değiştirilmesini öneriyoruz.
----------

Madde 3 - Bu Kanunda geçen;
Beklenmeyen Haller: Jeoloji, ulaştırma, pazarlama, sağlık ve alt yapı şartlarındaki beklenmeyen değişiklikler ile ilgili mevzuat gereğince diğer kurumlardan alınması gereken izinlerin alınmaması durumlarını,

Değişiklik Önerisi:
Beklenmeyen Haller: Ulaştırma, pazarlama, sağlık ve alt yapı şartlarındaki beklenmeyen değişiklikler ile ilgili mevzuat gereğince diğer kurumlardan alınması gereken izinlerin alınmaması durumlarını,

Gerekçe: Beklenmeyen haller tanımında yer alan jeoloji ifadesinin madde metni ile hiçbir ilgisi olmaması nedeniyle, jeoloji ifadesinin madde metninden çıkarılmasını öneriyoruz.
---------

Madde 3 - Bu Kanunda geçen;
Teknik kurul: Genel Müdürlükçe; projelerin nazari olarak ve/veya mahallinde incelenmesi, faaliyetlerin denetlenmesi ve gerektiğinde enjeksiyon, re-enjeksiyon, deşarj, kuyu açılması gibi diğer konulara ilişkin görüş oluşturulması amacıyla; faaliyetin yeri ve özelliğine göre Genel Müdürlük, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının katılımıyla oluşturulan kurulu,

Değişiklik Önerisi:
Teknik kurul: Genel Müdürlükçe; projelerin nazari olarak ve/veya mahallinde incelenmesi, faaliyetlerin denetlenmesi ve gerektiğinde enjeksiyon, re-enjeksiyon, deşarj, kuyu açılması gibi diğer konulara ilişkin görüş oluşturulması amacıyla; faaliyetin yeri ve özelliğine göre Genel Müdürlük, ilgili kamu kurum ve kuruluşları, TMMOB‘ye bağlı ilgili meslek odalarının katılımıyla oluşturulan kurulu,

Gerekçe:TMMOB‘ne Bağlı İlgili Meslek Odaları‘nın Teknik Kurulda yer alması uygun olacaktır. Maddenin yukarıdaki şekilde değiştirilmesini öneriyoruz.
-----------

İKİNCİ BÖLÜM
Ruhsatlar
Arama ruhsatı

Madde 7- İkinci Paragraf
Arama projesi, 1/25000 veya gerek duyulduğunda daha büyük ölçekte jeolojik araştırmalarla başlatılan, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalarla desteklenen, tüm çalışmaların değerlendirilmesi sonucu belirlenen lokasyon ve lokasyonlarda amaç ve tekniğine uygun jeolojik takiple açılan sondaj çalışmalarını içerir. İlgili yöntem ve esaslar yönetmelikle belirlenecektir.

Değişiklik Önerisi:
Madde 7- İkinci Paragraf

Arama projesi, 1/25000 veya gerek duyulduğunda daha büyük ölçekte jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmaların değerlendirilmesi sonucu belirlenen lokasyon veya lokasyonlarda amaç ve tekniğine uygun sondaj ve test çalışmalarını içerir. İlgili yöntem ve esaslar yönetmelikle belirlenecektir.

Gerekçe: Jeotermal saha içerisinde yapılan jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalar ile sahanın jeolojik yapısı ve rezervuar alanı belirlenir. Jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalardan elde edilen verilerin birleştirilmesi neticesi lokasyon noktaları belirlendikten sonra sondaj ve test çalışmalarına başlanmaktadır. Jeotermal Kaynakların yeterli ve gerekli araştırmalar yapılarak, verimli bir şekilde kullanıma sunulması için, arama faaliyetlerinin tanımlanmasında ve madde metinleri arasında uyumun sağlanması açısından, ifadenin yukarıdaki şekliyle değiştirilmesini öneriyoruz.
-----------

Arama ruhsatı
Madde 7- Üçüncü Paragraf

Arama ruhsatı verilmeden önce Genel Müdürlük, projenin bilimsel ve teknik yönden yeterli olup olmadığının tespiti için Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün görüşünü alır, gerektiğinde teknik kurulca da incelenmesini isteyebilir. Projenin uygun bulunması, harç ve teminatın yatırılması halinde arama ruhsatı verilir. Arama projesinde olmayıp çalışmalar sırasında zorunlu görülen ilave arama çalışmaları için ayrıca Genel Müdürlükten uygun görüş alınır.

Değişiklik Önerisi:
Madde 7- Üçüncü Paragraf

Arama ruhsatı verilmeden önce Genel Müdürlük, projenin bilimsel ve teknik yönden yeterli olup olmadığının tespiti için gerektiğinde; Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün ve/veya teknik kurulun görüşünü isteyebilir. Projenin uygun bulunması, harç ve teminatın yatırılması halinde arama ruhsatı verilir. Arama projesinde olmayıp çalışmalar sırasında zorunlu görülen ilave arama çalışmaları için ayrıca Genel Müdürlükten uygun görüş alınır.

Gerekçe: "Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün görüşü" alınır ifadesi, üçüncü şahıslara ait arama projelerinin, uygun bulunmaması durumunda uygulamada zorluklar ile karşılaşılabilir. Burada MTA karar merci konumuna gelmektedir. Bu nedenle gerekli hallerde MTA ve/veya Teknik Kuruldan görüş alması uygun olacaktır.
------------

Madde 7- Altıncı Paragraf
Arama ruhsatının verildiği tarihten itibaren geçen her yıl bir faaliyet dönemidir. Her faaliyet dönemi sonunda arama faaliyet raporlarının verilmesi zorunludur. Arama faaliyet raporları, jeoloji mühendisi ile faaliyetin niteliğine göre aramalara katılan jeofizik, petrol, maden ve kimya mühendisinin sorumluluğunda yapılır. Her faaliyet döneminde verilecek arama faaliyet raporları ilgili faaliyet döneminde, faaliyete katılan ve yeterliliği odalarınca belgelenmiş mühendis veya mühendislerce hazırlanır. Faaliyet raporları TMMOB‘a bağlı ilgili meslek odalarınca vize edilir.

Değişiklik Önerisi:
Madde 7- Altıncı Paragraf

Arama ruhsatının verildiği tarihten itibaren geçen her yıl bir faaliyet dönemidir. Her faaliyet dönemi sonunda arama faaliyet raporlarının verilmesi zorunludur. Arama faaliyet raporları, yapılan çalışmaların niteliği dikkate alınarak jeoloji, jeofizik, maden, petrol, kimya mühendisi veya mühendislerince hazırlanır. Her faaliyet döneminde verilecek arama faaliyet raporları ilgili faaliyet döneminde, faaliyete katılan ve yeterliliği odalarınca belgelenmiş mühendis veya mühendislerce hazırlanır. Faaliyet raporları TMMOB‘a bağlı ilgili meslek odalarınca mesleki denetimden geçirilir.

Gerekçe: Jeotermal saha içerisinde yapılan jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalar ile sahanın jeolojik yapısı ve rezervuar alanı belirlenir. Jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalardan elde edilen verilerin birleştirilmesi neticesi lokasyon noktaları belirlendikten sonra sondaj ve test çalışmalarına başlanmaktadır. Sondajların güvenli ve verimli bir şekilde tamamlanması maden veya petrol mühendisinin idari ve teknik sorumluluğu altındadır. Sondaj çalışmaları sırasında kuyu litolojinin takibi jeoloji mühendislerince yapılmakta ve jeofizik mühendisleri tarafından rezervuar seviyelerinde kuyu içi ölçüleri alınmaktadır. Ayrıca maden veya petrol mühendisleri tarafından kuyu içi basınç ve sıcaklık ölçüleri alınmaktadır. Dört farklı disiplin tarafından elde edilen bu veriler, rezervuar seviyelerinin belirlenmesine ve ayrıca kuyu dizaynının yapılmasında (muhafaza borularının ve üretim borularının indirileceği seviyeler) sondaj mühendisine yardımcı olmaktadırlar. Sondaj çalışmaları sonucu üretim kuyularında, maden veya petrol mühendislerince gerekli testler yapılarak rezervuar alanının parametreleri belirlenmektedir. Bu çalışmalar sırasında elde edilen veriler her meslek grubu tarafından ayrı ayrı yorumlanır. Dolayısıyla jeotermal enerjinin kullanımına yönelik çalışmalar tek bir amaca hizmet eden birbirinden farklı disiplinlerin ortaklaşa yaptıkları çalışmalar, proje dahilinde gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla bu sektör farklı disiplinlerin ortak çalışma alanı olarak kabul edilmektedir. Arama faaliyet raporları, faaliyetin niteliği dikkate alınarak, ilgili meslek disiplininden mühendis veya mühendisler tarafından hazırlanması bilimin ve tekniği gereğidir. Bu nedenle maddenin yukarıda önerildiği biçimde değiştirilmesini öneriyoruz.
----------

Madde 8 - Üçüncü Paragraf
Projeler, Genel Müdürlükçe ön değerlendirmeden geçirildikten sonra MTA‘ya ve/veya teknik kurula incelettirilir.

Değişiklik Önerisi:
Madde 8 - Üçüncü Paragraf

Projeler, Genel Müdürlükçe ön değerlendirmeden geçirildikten sonra Gerektiğinde projeler; Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne ve/veya teknik kurula incelettirilebilir.

Gerekçe: Projeler Genel Müdürlük tarafından değerlendirilmelidir. Aksi taktirde; MTA karar merci konumuna gelmektedir. Madde metninin yukarda ki şekilde değiştirilmesi uygun olacaktır.
--------------

Teknik sorumluluk
Madde 10 - Arama ve işletme ruhsatı süresince kaynağın; aranması, araştırılması, geliştirilmesi, korunması, üretimi, testi, reenjeksiyonu ve/veya deşarjı, enjeksiyonu jeoloji mühendisi ile birlikte faaliyetin niteliğine göre faaliyetlere katılan jeofizik, petrol , maden ve kimya mühendisinin sorumluluğunda yapılır. Kaynağın işletilmesine yönelik kullanım haklarının uygulanmasında diğer ilgili disiplinler de bulundurulabilir. Teknik sorumluluk alacak ilgili meslek sahipleri, mesleğini ilgilendiren jeotermal kaynak ve mineralli sular ile ilgili faaliyetler konusunda uzmanlığı ilgili meslek odalarınca onaylanmış en az 5 yıl deneyimli teknik personelden oluşur.

Değişiklik Önerisi:
Madde 10 -
Arama ve işletme ruhsatı süresince kaynağın; aranması, araştırılması, geliştirilmesi, korunması, üretimi, testi, reenjeksiyonu ve/veya deşarjı, enjeksiyonu faaliyetleri; yapılan çalışmaların niteliği dikkate alınarak jeoloji, jeofizik, maden, petrol, kimya mühendisi veya mühendislerinin sorumluluğunda yapılır. Kaynağın işletilmesine yönelik kullanım haklarının uygulanmasında diğer ilgili disiplinler de bulundurulabilir. Teknik sorumluluk alacak ilgili meslek sahipleri, mesleğini ilgilendiren jeotermal kaynak ve mineralli sular ile ilgili faaliyetler konusunda uzmanlığı ilgili meslek odalarınca onaylanmış en az 5 yıl deneyimli teknik personelden oluşur. İşletme raporları TMMOB‘a bağlı ilgili meslek odalarınca mesleki denetimden geçirilir.

Gerekçe: Jeotermal saha içerisinde yapılan jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalar ile sahanın jeolojik yapısı ve rezervuar alanı belirlenir. Jeolojik, jeokimyasal ve jeofizik çalışmalardan elde edilen verilerin birleştirilmesi neticesi lokasyon noktaları belirlendikten sonra sondaj ve test çalışmalarına başlanmaktadır. Sondajların güvenli ve verimli bir şekilde tamamlanması maden veya petrol mühendisinin idari ve teknik sorumluluğu altındadır. Sondaj çalışmaları sırasında kuyu litolojinin takibi jeoloji mühendislerince yapılmakta ve jeofizik mühendisleri tarafından rezervuar seviyelerinde kuyu içi ölçüleri alınmaktadır. Ayrıca maden veya petrol mühendisleri tarafından kuyu içi basınç ve sıcaklık ölçüleri alınmaktadır. Dört farklı disiplin tarafından elde edilen bu veriler, rezervuar seviyelerinin belirlenmesine ve ayrıca kuyu dizaynının yapılmasında (muhafaza borularının ve üretim borularının indirileceği seviyeler) sondaj mühendisine yardımcı olmaktadırlar. Sondaj çalışmaları sonucu üretim kuyularında, maden veya petrol mühendislerince gerekli testler yapılarak rezervuar alanının parametreleri belirlenmektedir. Örneğin; Kızıldere jeotermal elektrik santralı 1984 yılından bu yana elektrik üretimi yapmaktadır. Santralın kurulmasından öncesinde ve sonrasında bu sahadaki üretim testleri, maden veya petrol mühendislerince takip edilmekte, çalışma raporları hazırlanmakta ve sahanın geleceğine ilişkin öneriler sunulmaktadır. Ayrıca her yıl kuyular içerisinde oluşan kabuklaşmanın sondaj makinası ile temizlenmesi ve temizleme sonrası rezervuar parametrelerinde değişimin gözlenmesi için yapılan kuyu testleri bu disiplin dallarının çalışmaları ile yapılmaktadır. Bu çalışmalar sırasında elde edilen veriler her meslek grubu tarafından ayrı ayrı yorumlanır. Tüm bu çalışmaların bir mühendislik disiplini tarafından yorumlanıp değerlendirilmesi bilimsel olarak mümkün değildir. Dolayısıyla jeotermal enerjinin kullanımına yönelik çalışmalar tek bir amaca hizmet eden birbirinden farklı disiplinlerin ortaklaşa yaptıkları çalışmalar, proje dahilinde gerçekleştirilmektedir.Bu nedenle, teknik sorumlulukların; jeotermal faaliyetin (arama, işletme vb.) türüne göre ilgili meslek disiplininden mühendislere verilmesi gerekir. Jeotermal sahaların farklı sıcaklığa bağlı olarak oluşturduğu jeotermal sistemler için yapılacak araştırma yöntemlerinin ve kulanım alanlarının oldukça farklı olması sebebiyle çok disiplinli ve geniş bir çalışmaya gereksinim vardır. Bu nedenle dünyanın hiçbir ülkesinde bir meslek disiplinini öne çıkaran bir yönetmelik veya yasa tasarısı yoktur. Bu sektör değişik meslek gruplarından uzmanların çalıştığı, geniş bir meslek yelpazesini içerir. Araştırma programının temel amacı çok geniş ve doğru araştırma ile alanının yerini ve büyüklüğünü belirlemek ve bu alan için en uygun üretim yöntemini önermektir. Araştırma programının başlama noktası jeolojik ve hidrojeolojik çalışmalardır. Bu çalışmalar ülkemizde jeoloji ve hidrojeoloji mühendislerince gerçekleştirilmektedir. Jeokimyasal araştırmalar jeotermal sistemin su veya buhar yoğunluklu olduğunu, derinliğe bağlı olarak minimum sıcaklığın tahmini, su kaynağının homojenliğinin tahmini, derin sıvıların kimyasal yapısının ortaya çıkarılması, üretilen sıvının kaynağının belirlenmesini sağlamaktır. Çalışmaların başarısı; akışkanı en iyi temsil eden örneklerden ölçüm ve analizler yapmakla başlar. Bu faaliyetlerin tümü konusunda deneyimli kimya mühendislerince yapılmaktadır. Jeofizik araştırmalar, yüzeyden derine doğru jeolojik formasyonların fiziksel parametrelerindeki değişikliklerden faydalanılarak sahanın jeolojik yapısını, şeklini, boyutunu, derinliğini ve diğer karakteristikleri hakkında önemli bilgiler vermektedirler. Bu çalışmalar jeofizik mühendislerince gerçekleştirilmektedir. Araştırma kuyu sondajlarının açılması, jeotermal araştırmaların son aşamasıdır. Bu sondajlar jeotermal rezervuarın gerçek karakteristiğini ve sahanın potansiyelini ortaya çıkarır. Ülkemizde 1960‘lardan bu yana yapılan jeotermal araştırmalarının sondaj aşamasında Maden ve Petrol Mühendisleri görev yapmaktadırlar. Bir kuyunun planlama, açma ve tamamlanma aşamasından sonra da jeotermal kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlamak için yapılan kuyu testleri de maden ve petrol mühendislerince yapılmaktadır. Böylece sahanın potansiyeli doğru olarak ortaya konulması sonucu rezervuar davranışları önceden kestirilmekte ve gerekli önlemlerin zamanında alınmasını sağlayacak verilere bu testlerle ulaşılmaktadır. Dolayısıyla bu sektör farklı disiplinlerin ortak çalışma alanı olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle maddenin yukarıda önerildiği biçimde değiştirilmesini öneriyoruz.
-----------

Teknik kurulun teşkili, görev ve yetkileri
Madde 11-
Teknik kurul, kaynağın bulunduğu coğrafi konum, tabi olduğu jeolojik sistem ve çevre özellikleri dikkate alınarak, Genel Müdürlük, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, ilgili mülki ve/veya mahalli idare temsilcilerinden Genel Müdürlükçe teşkil edilir. Kurula, ayrıca projenin konusu, faaliyetin yeri ve özelliğine göre, meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri de dahil edilebilir. Koordinasyon Genel Müdürlükçe sağlanır.

Değişiklik Önerisi:
Teknik kurulun teşkili, görev ve yetkileri
Madde 11-
Teknik kurul, kaynağın bulunduğu coğrafi konum, tabi olduğu jeolojik sistem ve çevre özellikleri dikkate alınarak, Genel Müdürlük, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, ilgili mahalli idare ve TMMOB‘ye Bağlı İlgili Meslek Odalarının temsilcilerinden Genel Müdürlükçe teşkil edilir. Kurula, ayrıca projenin konusu, faaliyetin yeri ve özelliğine göre Sağlık Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve ilgili diğer bakanlık temsilcileri de dahil edilebilir. Koordinasyon Genel Müdürlükçe sağlanır.

Gerekçe: hazırlanacak arama ve işletme faaliyet raporları ilgili meslek odaları tarafından vize edileceğinden, denetim faaliyetlerinde de ilgili mühendislik disiplinlerine görev ve sorumluluk verilmesi uygun olacaktır. bu nedenle, meslek odaları ifadesinin yerine, TMMOB‘ye bağlı ilgili meslek odaları ifadesinin madde metninde yer almasını öneriyoruz.
--------

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Ortak Hükümler
Madde 18- Üçüncü - Beşinci - Altıncı Paragraflar

Bu Kanuna tabi faaliyetlerde kaynağı oluşturan sistemin korunması, kaynağın israf edilmemesi ve çevre kirliliğinin önlenmesi esastır. Koruma alanları içinde sisteme zarar verecek ve yapısını bozacak faaliyetlerde bulunulamaz. İşletme faaliyeti öncesinde kaynağın koruma alanları etüdünün yapılması zorunludur. Koruma alanlarının belirlenmemiş olması veya yenilenmesi halinde, etütler yapılarak tedbirler belirlenir. Koruma alanlarının belirlenmesi, ruhsat sahibi tarafından yapılır veya Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne yaptırılır. İşletme ruhsat sahibi tarafından yapılması halinde, koruma alanlarına ilişkin Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün uygun görüşü doğrultusunda Genel Müdürlüğü‘n onayının alınması zorunludur.

İşlet