KESK'İN KADINLARA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASINA TMMOB DE DESTEK VERDİ

20.04.2011

KESK, “Kimliğimin, Bedenimin ve Emeğimin Sömürülmesine Karşı Mücadele Ediyor, Barış İçin Yürüyorum” temasıyla, 8–12 Kasım 2010 tarihleri arasında İstanbul ve Hakkâri’den Ankara’ya başlatılan yürüyüş kapsamında Urfa’da yapılan basın açıklamasına katılanlara 2911 sayılı Kanuna muhalefetten açılan davanın 26 Nisan 2011 tarihinde gerçekleştirilecek duruşması öncesi bir basın toplantısı düzenledi. KESK Genel Merkezi’nde düzenlenen toplantıya TMMOB Yürütme Kurulu Üyesi Ayşegül Oruçkaptan da katılarak destek verdi.

KESK Genel Başkanı Döndü Taka Çınar tarafından okunan basın açıklamasında, kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, kadınlar arasında artan işsizlik, ücret düşüklüğü, kadının aşağılanması, ikinci sınıf insan uygulamalarının son dönemde daha da arttığına dikkat çekilerek, "Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, kadınlar arasında artan işsizlik, ücret düşüklüğü, kadının aşağılanması, ikinci sınıf insan uygulamaları son dönemde daha da artmış durumda. Kadına yönelik ayrımcılığın ve baskının en çarpıcı biçimde görüldüğü dönemin AKP‘nin hükümet olduğu yıllar olması tesadüf olmasa gerek. Kapitalizmin kadına dayattığı role, muhafazakar ve dini bakış açısı da eklenince, ortaya daha vahim bir tablo çıkmaktadır. Kadınlara çocuk yetiştirme, ev işleri ve mutfaktan ibaret bir hayat dayatan AKP, kadın ve erkeğin eşit olamayacağını düşünen ve her türlü politikayı buna uygun sürdüren bir hükümettir.  Kadınların yaşadığı ayrımcılığın, her türlü şiddetin ve yok saymanın temel dayanağı, erkek egemen kapitalist düzen ve onun polisi, yargısı, medyası ile tüm kurumlarıdır. Bu gerçeği en çarpıcı biçimiyle, N.Ç davasında, Siirt ve Muğla/Fethiye‘deki toplu tecavüz davalarında, savcılıklara yaptıkları başvurulara rağmen tedbir alınmayarak ölümüne göz yumulan kadınlarda ve başta Başbakan olmak üzere, farklı toplumsal statülere sahip kimi "erkek"lerin akla ziyan açıklamalarında görmekteyiz. 

Buradan iktidar erkini kullanan tüm yetkililere sesleniyoruz:

KADINA YÖNELİK ŞİDDETE VE KATLİAMLARA KARŞI MÜCADELE EDENLERİ DEĞİL, KATİLLERİ VE TECAVÜZCÜLERİ YARGILAYINIZ. Bizler biliyoruz ki, yargılanması gerekenler kadınlara uygulanan baskı ve kırıma karşı çıkan, direnen, mücadele eden kadınlar değildir.

*Asıl yargılanması gerekenler,  kadınlara hayatı zindan edenler ve onları katledenlerdir.

*Asıl yargılanması gerekenler, yasalarla bir nevi onları koruyan egemen zihniyetin iktidardaki temsilcileridir.

*Asıl yargılanması gerekenler, kadın bedenini bir meta gibi görüp kadına her türlü eziyeti, haksızlığı reva görenler, onu sömürenlerdir" denildi.