MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI ÖĞRENCİ ÜYE KURULTAYI YAPILDI
Maden Mühendisleri Odası 1'inci Öğrenci Üye Kurultayı 13-14 Nisan 2007 tarihlerinde Ankara'da toplandı. Türk-İş Konferans Salonu'nda düzenlenen kurultaya, çeşitli illerden gelen maden mühendisliği öğrencileri katıldı.
"Genç madenci geleceğine sahip çıkıyor" sloganıyla toplanan kurultayın açılışında bir konuşma yapan Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torun, 12 Eylül sonrası uygulanan politikalarla gençliğin adeta uyuşturulduğunu, ülke sorunları ve üretimden uzaklaştırıldığını belirterek, "Gençliğe milliyetçilik, tarikatçılık ve mafyalaşma dayatılıyor. Kurtlar Vadisi‘nin sahte kahramanları idol olarak gösteriliyor. Oysa bu ülkede bağımsızlık ve özgürlük için canını veren Denizler, Mahirler, İbolar ve onlar gibi birçok gerçek halk kahramanları yaşamıştır ve onların düşünceleri, dün olduğu gibi bugün de geçerliliğini korumaktadır" dedi. Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel‘in "ODTÜ‘lü öğrenciler nerede" sorusunu da hatırlatan Torun, "Sordukları kişiler, 12 Mart‘ta, 12 Eylül‘de beyaz atlara bindirilerek gönderildiler ama onları gönderenler şunu unuttular: Onların mücadeleleri milyonların yüreğinde filizlenmekte ve çığ gibi büyüyerek gençliğe ışık tutmaktadır" diye konuştu.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı da açılışta yaptığı konuşmada, TMMOB‘nin ilkeleri, politikaları ve çalışmaları hakkında bilgi verdikten sonra, kurultayın da gündeminde olan "yetkin-yetkili mühendislik" tartışmalarına değindi. Soğancı konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
"Gündeminizde olan yetkin-yetkili mühendislik konusuna ilişkin olarak TMMOB‘nin görüşlerini sizlerle paylaşarak tartışmalara katılmak isterim:
TMMOB‘nin meslek içi eğitim ve belgelendirme çalışmalarına karşı çıkarak söz söyleyenlere karşı şunları altını çizerek söylemek gerekiyor.
Bir kısım çevreler mühendislik lisans programının, herhangi bir mühendislik disiplinin tüm alanlarında sınırsız bir yetkiyle hizmet sunmak için yeterli olması gerektiğini savunmaktadırlar. Üniversite eğitiminin düzeyi yükselirse üniversite dışı pratik ve teorik eğitime gerek kalmayacağını söylemekte, dolayısıyla TMMOB ve bağlı odalarında yürütülen eğitim ve belgelendirme çalışmalarını sistemin açıklarını kapatmanın bir parçası olarak göstermektedirler.
Bize göre ise lisans eğitiminin kalitesinin yükseltilmesi, mühendislik eğitimi veren bölüm ve fakültelerde eğitim kalitesi ve alt yapı olanakları arasındaki dengesizliğin giderilmesi açısından hayati derecede önemlidir. Ancak tek başına yeterli değildir.
Çünkü günümüzde bilim ve teknolojinin eriştiği düzeyde, dünya üzerindeki bilgi her üç yılda ikiye katlanmaktadır. Yapılan araştırmalara göre mezuniyet bilgisinin %5‘i her yıl eski ve geçersiz hale gelmektedir. Yine yapılan araştırmalar mühendislik bilgisinin yarı ömrünün de, farklı mühendislik dallarına göre 2,5 ila 7,5 yıl arasında değiştiğini göstermektedir. Bu nedenle, günümüzde mühendislik lisans eğitimi, " meslek yaşamı boyunca sürecek meslek içi eğitime olanak sağlayacak temel bilimsel eğitim olarak” tanımlanmakta ve akademik programlar bu tanım çerçevesinde şekillendirilmektedir. Lisans eğitiminde mühendise kendini geliştirip, özgürce tasarlayabileceği yeni şeyler öğrenebileceği temel bilgiler verilmektedir.
Daha sonra ise ilgililer çalışacakları alana göre, uygulamaya yönelik teorik ve pratik ek eğitime tabi tutulmakta, yeterlilikleri ve mesleki gelişimleri belgelenmekte, izlenmekte ve denetlenmektedir. Bu hizmetler tüm gelişmiş ülkelerde Meslek Odaları kanalı ile yürütülmektedir. Çünkü toplumsal bir hizmet sunan mühendislerin bilgi ve deneyim eksikliğinden kaynaklı, hatalı tasarım ve uygulamalarının acı sonuçları, depremlerde, iş kazalarında, yangınlarda gördüğümüz gibi doğrudan topluma ve doğal çevreye yansımaktadır.
Yine kimi çevreler uzmanlık ve belgelendirme çalışmalarının emperyalist ülkelerin, AB ve GATS anlaşmalarının bir dayatması olduğunu iddia etmektedirler. Doğru olan ise bu söylemin tamamen tersidir. Emperyalizm her şeyi ihraç eder, ancak bilgiyi ihraç etmez. Çünkü emperyalist sömürünün devamlılığı, sömürge ülkelerin teknolojik düzeyinin düşüklüğü ile bire bir orantılıdır.
GATS anlaşması ile mühendislik hizmetleri serbest dolaşıma açılmıştır. Ancak hizmetin serbest dolaşımı için hizmeti sunan kişi, hizmet sunduğu ülkede aranan yeterlilik koşullarına haiz olmak zorundadır. Kendi yeterlilik sistemlerini 1900‘lü yılların hemen başında oluşturan emperyalist ülkeler en az bu söylemin sahipleri kadar Odalarımızın ve TMMOB‘nin uygulamalarından rahatsız olmaktadırlar. Ülkelerinde çalışacak olan ülkemiz mühendislerini 5-6 yıla varan staja ve seviye ölçüm sınavlarına tabi tutarken, kendi mühendislerinin hiçbir engelle karşılaşmadan ülkemizde sınırsız bir yetkiyle hizmet sunmasını istemektedirler.
Mesleki düzenlemelerimizi ivedilikle oluşturup uygulamaya sokmazsak ve gereken önlemleri almazsak mühendislik hizmetleri emperyalist ülkelerden ülkemize tek yanlı olarak akmaya devam edecektir.
Bu nedenledir ki bırakınız TMMOB‘nin yetkilerini genişletmeyi, isterik bir şekilde, TMMOB yasası ile Mühendislik ve Mimarlık Hakkındaki Kanun‘un yabancı mühendislerle ilgili maddelerini kaldırmak istiyorlar.
Çünkü TMMOB yasasına göre şu anda yabancı mühendislerin ülkemizde çalışabilmesi için Çalışma Bakanlığı‘nın TMMOB‘den görüş istemesi zorunludur. Yine Mühendislik ve Mimarlık Hakkındaki Kanun‘da değişiklik yaparak kendi ülkelerinin meslek kuruluşlarına üye ise yabancı mühendislerden denklik belgesinin kaldırılmasını istiyorlar.
Yine aynı çevreler, bu uygulamaların ayrıcalıklı bir seçkin mühendis zümresi oluşturacağını, yeni mezun mühendislerin ya da mühendislik öğrencilerinin kazanılmış haklarını ortadan kaldıracağını, meslek uygulama alanlarını daraltacağını iddia etmektedirler.
TMMOB Meslek İçi Eğitim ve Belgelendirme Yönetmeliği 14 Aralık 2004 tarihli ve 25670 sayılı Resmi Gazete‘de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Eğer elit bir sınıf yaratılıyor ise bu sınıf yönetmeliklerimizin kapsadığı alanlarda hizmet sunan tüm Oda üyeleridir.
Diğer tüm çalışma konularımızda olduğu gibi TMMOB ve bağlı Odalarımızın belgelendirme faaliyetleri de yurtsever, anti emperyalist, bağımsızlıkçı, toplumcu çalışma anlayışımızın bir ürünüdür. Üreten, sanayileşen, demokratikleşen, hakça bölüşen bir Türkiye için mühendislik bilgi birikiminin artırılmasıdır. Meslek uygulama alanlarımızın toplumcu bir anlayışla düzenlenmesi, mesleğin uygulanmasına yönelik gerekli iyileştirmelerin yapılması ve bu alanda yurt dışı sömürüye karşı çıkılmasıdır.
Sevgili arkadaşlar,
Ülkemizde demokrasiden, eşitlikten, barıştan, emekten yana olan kesimlere yönelik saldırılar linççi, kundakçı yöntemlerle sürmektedir. Bu olaylar, Türkiye‘de siyasal, sosyal ortamın nasıl zehirlendiğinin bir işaretidir.
Türkiye linççi ve kendisi gibi düşünmeyen, herkesi yok etmeyi meşru gören anlayışlarla gericiliğin, şovenizmin ve faşizan düşüncelerin egemen kılınmaya çalışıldığı bir süreçten geçmektedir. Ancak geleceğimizi karartmak isteyen, Türkiye‘yi gericiliğin, faşizmin, tek tipliliğin ve korkunun hakim olduğu bir ülke haline getirmek isteyenlere izin vermeyeceğimiz bilinmelidir. Karanlık güçlere karşı halkların kardeşliği, emek, barış demokrasi güçlerinin eşitlikçi, özgürlükçü ve bağımsızlıkçı karşı duruşu, Türkiye‘nin geleceğinin güvencesi olacaktır."


