
METEOROLOJİMO: NÜKLEER FELAKET Mİ? İSRAİL VE ABD’NİN İRAN’A SALDIRISININ ARDINDAN
TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası, 22 Mart 2026 tarihinde "Nükleer Felaket Mi? İsrail ve ABD’nin İran’a Saldırısının Ardından" başlıklı bir basın açıklaması yaptı.
Nükleer Felaket Mi? İsrail ve ABD’nin İran’a Saldırısının Ardından
ABD ve İsrail saldırılarının en büyük felaketi, Gazze’de ve İran’da çoğu çocuk yüzlerce masumun katledilmesidir. Bu kayıplar insanlığın vicdanında kapanmaz bir yara açmıştır. Hiçbir gerekçe ve başka hiçbir felaket bu acıyı örtbas edemez. Ancak yeni acılar yaşanmaması için bir şeyleri şimdi yapmak gerekir.
Savaşların kazananı yoktur. Özellikle bu coğrafyada yaşamayanların savaş çığırtkanlığı yapması, bölge halkına dayatılan felaketin gerçek yüzünü gösterir. Masumların acısını anlamak, barışın gerekliliğini kavramakla başlar.
Yaşanan ve yaşanması kaçınılmaz yeni felaketlerin önlenmesi için, ABD ve İSRAİL’in saldırılarına bir an önce son vermesi ve bölgeyi hemen terk etmeleri ilk derecede zorunludur.
Nükleer Felaket mi geliyor?
İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından dünya kamuoyu enerji güvenliğini petrol ve doğal gaz üzerinden tartışmaya odaklanmış durumdadır. Ancak bu gelişmelerin gölgesinde, çok daha yıkıcı sonuçlar doğurabilecek yeni bir nükleer felaket ihtimali belirmektedir. İsrail’deki bir nükleer tesisin vurulduğu iddiası, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte endişe yaratmaktadır. Henüz resmi kaynaklardan nükleer sızıntı olduğuna dair doğrulanmış bir bilgi bulunmamaktadır. Fakat olası bir sızıntının atmosfer yoluyla taşınması, Türkiye dahil çevre ülkeleri doğrudan etkileyebilir. Özellikle rüzgâr yönleri, hava akımları ve yağış rejimleri radyoaktif parçacıkların sınır ötesine taşınmasında kritik rol oynar. Bu nedenle Türkiye’nin meteoroloji ve çevre kurumlarının durumu yakından izlemesi, erken uyarı sistemlerini devreye alması ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmesi hayati önem taşır.
Nükleer kazaların geçmiş örnekleri, etkilerin yalnızca tesis çevresiyle sınırlı kalmadığını göstermektedir. Çernobil felaketi, binlerce kilometre ötedeki ülkelerde bile tarım, su kaynakları ve halk sağlığı üzerinde uzun vadeli sonuçlar doğurmuştu. Fukuşima ise teknolojik gelişmişlik düzeyi yüksek bir ülkede bile nükleer güvenliğin mutlak olmadığını ortaya koymuştur. Benzer bir senaryonun tekrar yaşanması, Türkiye’nin gıda güvenliği, enerji politikaları ve çevre sağlığı açısından ciddi riskler barındırır.
Bu nedenle sürekli olarak yörünge analizleri yapılarak, ilgili kurumların durumu yakından izlemesi, erken uyarı sistemlerini devreye alması ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmesi hayati önem taşımaktadır.
Bu olaydan hareketle, geçmişte yaşanmış benzer nükleer kazaların sonuçları birlikte değerlendirilerek özellikle yakın coğrafyamızda ve ülkemizde kurulan ya da kurulması planlanan nükleer tesisler için kapsamlı analizler yapılmalıdır. Türkiye’nin enerji politikaları çerçevesinde gündeme gelen nükleer santraller, yalnızca enerji arz güvenliği açısından değil, halk sağlığı ve çevre açısından da çok boyutlu riskler barındırmaktadır. Bu nedenle karar süreçlerinde şeffaflık, bağımsız uzman görüşleri ve kamuoyunun etkin katılımı sağlanmalı; olası riskler bilimsel veriler ışığında tartışılmalıdır.
Çernobil felaketinin ardından Türkiye’de en çok etkilenen bölge Doğu Karadeniz oldu. Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun’da özellikle tiroit kanseri vakalarında belirgin artış gözlendi. Türk Tabipleri Birliği ve bağımsız araştırmalar, 1986 sonrası 20 yıl içinde bölgede kanser olaylarının Türkiye ortalamasının üzerinde seyrettiğini raporladı. Resmi kurumlar kesin rakamlar açıklamasa da, bağımsız çalışmalar Karadeniz’de kanser oranlarında %30-40 artış olduğunu ortaya koymuştur. Ülkemiz için, bu tip tartışmalarda Çernobil en güçlü referans noktasıdır.
Bugünkü gelişmeler, gelecekte benzer felaketlerin önlenmesi için daha güçlü ve kapsamlı çalışmaların zorunlu olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Yaşanması kaçınılmaz hale getirilen felaketlerin önlenmesi için, ABD ve İSRAİL’in saldırılarına bir an önce son vermesi ve bölgeyi hemen terk etmeleri ilk derecede zorunludur.
TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası


