MÜHENDİS MİMARLIK ÖRGÜTLENMESİNİN 100. YILI DOLAYISIYLA BİRGÜN'DE YAYIMLANAN SÖYLEŞİ...
Mühendis mimarlık örgütlenmesinin 100. yılı dolayısıyla Birgün gazetesinin 20 Eylül 2008 tarihli sayısında TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ile yapılan bir röportaj yayımlandı.
TMMOB YÖNETİM KURULU BAŞKANI MEHMET SOĞANCI:
"TMMOB birlik ve mücadelenin ürünüdür"
Mühendis ve mimarlar örgütlülüğün 100. yıldönümünü kutluyor. TMMOB da örgütlülük sürecinde 54. yaşına girdi. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, 1970‘li yıllardaki Teoman Öztürk ve arkadaşlarının kararlılığının bugün de sürdüğünü söyledi.
Mühendislerin ve mimarların örgütlülüğünün 100‘üncü, TMMOB‘un ise 54‘üncü yılında TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ile konuştuk. TMMOB‘un birlik ve mücadele geleneğinin ürünü olduğunu ifade eden Soğancı, "1970‘li yılların TMMOB Başkanı Teoman Öztürk ve arkadaşları Türkiye‘nin o günkü siyasal atmosferinde emekten ve halktan yana antiemperyalist anlayışı savunmuştur.
TMMOB o dönemde yükselen halk muhale/etinin önemli bir öznesi olmuştur. Bugün TMMOB‘un temel ilkeleri hakkında söylediğimiz her şey öğünlerde yaratılan değerlerin üzerine kuruludur" dedi.
Gündemdeki gelişmeleri de değerlendiren Soğancı, 24 Eylül‘de yapılacak nükleer santral ihalesinin çok yanlış olduğunu belirterek, "TMMOB olarak nükleer santrallarla ilgili çıkartılan yönetmeliğe karşı mart ayında açtığımız dava henüz sonuçlanmadı. AKP hükümetinin dava süreci dahi bitmeden konuyu oldubittiye getirmesi felakete davetiye çıkartıyor. Nükleer lobiler başka ülkeler kabul etmediği için Türkiye‘de santral yapmak istiyor, hükümet de buna uyum sağlıyor. Üretilen enerjinin dışarıya satılması planlanıyor"dedi.
»54. yılını kutlayan TMMOB‘un kuruluş amacı nedir?
1954 yılında kurulan TMMOB, kökleri 1900‘lü yılların başına dayanan bir örgütlenme, birlik ve mücadele geleneğinin ürünüdür.
TMMOB, ülkemizdeki mühendisleri, mimarları, mesleki, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda temsil etmek, hak ve çıkarlarını halkımızın çıkarları temelinde korumak ve geliştirmek, mesleki sosyal ve kültürel gelişmelerini sağlamak ve mesleki birikimlerini toplum yararına kullanmalarının zeminini yaratmak amacıyla kuruldu. TMMOB‘un bugün itibarıyla 23 odası ve üç yüz bini aşkın üyesi bulunuyor. Demokrat ve yurtsever karakterde olan TMMOB, emekten ve halktan yanadır, antiemperyalisttir, yeni dünya düzeni teorilerinin, ırkçılığın ve gericiliğin karşısındadır.
»TMMOB kurulduğunda tartışmalar yaşanmış?
Evet. Dönemin siyasal atmosferi içinde kimileri, böyle bir örgütlü yapının sömürü düzenine uyum anlamına geleceğini söylerken kimileri de mühendislerin ve mimarların yasal bir düzenleme içinde birliklerini oluşturduklarını ifade etti. Ancak tartışmalar ne olursa olsun mimarlık mühendislik, bilim ve teknolojiyi insanla buluşturan, öznesinin insan olduğu bir meslektir. Mühendis kimliğine ulaşan insanlar tarihleri boyunca örgütlenme sorunları yaşadı ve Türkiye‘de tam yüz yıl önce okullardan çıkan dönemin mühendisleri örgütlü yapıyı oluşturdu. Ekim 1954‘te de Meclis‘ten geçen yasayla TMMOB kuruldu.
»1970‘li yılların TMMOB Başkanı Teoman Öztürk için ne dersiniz?
TMMOB açısından simgeleşmiş bir isimdir. 1970-80‘lerin efsane başkanıdır, Öztürk ve arkadaşları Türkiye‘nin o günkü siyasal atmosferinde emekten ve halktan yana antiemperyalist, özgürlükçü eşitlikçi anlayışlarını savundu ve TMMOB yönetiminde bulundular. 19 Eylül 1979‘da TMMOB için çok önemlidir. O gün mühendis ve mimarların özlük haklarını savunmak için 1 günlük iş bırakma eylemi yapıldı. TMMOB, o dönemde yükselen halk muhalefetinin önemli bir öznesi oldu, DİSK, TÖBDER, TÜMDER ve TÜSDER‘le birlikte demokrasi mücadelesi verdi. TMMOB‘un yol haritası o dönemde belirlendi. Bugün TMMOB‘un temel ilkeleri hakkında söylediğimiz her şey o günlerde yaratılan değerlerin üzerine kuruluyor. Teoman Öztürkler tüm bunları başlatan insanlardır.
Kendilerini saygıyla anıyoruz.
»O yıllarda öğrenci miydiniz, TMMOB‘la bir ilişkiniz var mıydı?
1979‘da ODTÜ Makine Mühendisliği‘nde öğrenciydim. Öğrenci temsilcileri konseyinde gençlik hareketi içinde bulunuyordum. TMMOB o dönemde de şimdi olduğu gibi Türkiye‘nin geleceği olan gençlerin yanındaydı. Konur Sokak‘ta bir binanın alt katında bulunan TMMOB, gençlerin buluşma yeri oldu. Hatta o dönem ODTÜ‘de başlattığımız bir kampanyanın tüm afiş ve bildirileri orada basıldı. Benim TMMOB‘la ilk kişisel ilişkim o afişlerin basımı sırasında başladı.
»Kamu çalışanlarına yapılan son zamları nasıl değerlendiriyorsunuz
Günümüzde kapitalist küreselleşme tüm yapılanmaları denetliyor. Bu denetlemeler Irak‘ta işgal, bizimki gibi ülkelerde ise uyum yasaları adı altında emperyalizme bağımlılık olarak kendisini gösteriyor. AKP iktidarı da kamu çalışanlarına yapılan zamlar da dahil olmak üzere kapitalist küreselleşmeye uyum göstermek dışında herhangi bir şey yapmıyor, önemli olan kamu çalışanlarına yapılan zammın ötesinde bir ülkenin demokratikleştirilmesi noktasında yapılacak işlemlerdir. Grevli toplu sözleşmeli sendikal haklar kamu çalışanlarına uluslararası sözleşmelerde geçtiği gibi tanınmadığı, hak alma mücadelesinin önüne engeller konulduğu ve çalışma yaşamını belirleyen yasalar demokratikleştirilmediği sürece kamu çalışanının ücretlerini konuşmak komik olacaktır. Türkiye‘de toplu sözleşme değil toplu görüşme süreci işletiliyor, her dönem kamu çalışanlarına verilen ücret asgari geçim rakamlarının altında kalıyor.
»Önümüzdeki dönemde kamu çalışanları için somut bir eylem planı var mı?
Türkiye‘deki demokrasi mücadelesi, içinde kamu emekçilerinin haklı taleplerinin yerine getirilmesinde asıl özne onların kendi sendikalarıdır. Kamu çalışanlarının örgütlü gücünün kendi geleceklerini daha iyi bir noktaya götürebileceğine inanıyoruz. TMMOB olarak ise tarihimiz boyunca olduğu gibi KESK‘le omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz. TMMOB mücadele zeminlerinde tutkal görevi görmüş, emekçi örgütleriyle, emek platformu içinde yer alan örgütlerle eylem birlikleri oluşturdu. Önümüzdeki dönemde de bu görevimizi sürdüreceğimize inanıyorum.
»Türkiye‘de yabancı mühendislerin çalışmasına ilişkin yasa tasarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Söz konusu tasarı önceki Cumhurbaşkanı tarafından veto edildi. Şimdi yeniden gündeme geldi. TMMOB mühendislik ve mimarlığın evrensel bir meslek olduğunu vurgular ve her mimar ve mühendisin her ülkede çalışabileceğini söyler. Elbette yabancı uyruklu bir mühendis ve mimar da Türkiye‘de çalışabilir. Ancak tasarıda mühendislik ve mimarlık kimlikleri onaylanmamış bir takım kişilerin ülkemizde çalışmalarının önü açılıyor. YÖK‘ün söz konusu kişilerin mühendisliklerini ya da mimarlıklarını onaylaması yani denklik belgesi vermesi gerekirken tasarı, denetimi ortadan kaldırıyor.
»Devlet Denetleme Kurulu meslek odalarını denetleyebiliyor?
Evet. Devlet Denetleme Kurulu tarihinde ilk defa Cumhurbaşkanının verdiği talimatla araştırma ve inceleme yapmak üzere bizimle birlikte 17 meslek birliğinde görevlendirildi. Etkin ve verimli çalışmayı artırmak üzere yapıldığı söylenen denetim kapsamında bizim dışımızda Türk Tabipleri, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları, Veterinerler, Diş Hekimleri, Eczacılar ve Baro Birlikleri gibi akademik meslek unvanlı birlikler de yer alıyor. Oysa söz konusu birliklerin kendi özel kuruluş yasaları, organları var. Üye aidatlarına dayanan gelirleri olan son derece şeffaf birlikler. Yöneticiler genel kurullarında üyelerine hesap verir. Tüm bilgi ve belgeleri açıktır. Denetleme için bizden istenen seçim sonuçları, mali portreler, kuruluş yasamız, üye sayılarımız gibi belgeleri kendilerine ilettik. İncelemelerinin sonucunda daha verimli çalışmamız için ne önereceklerini merakla bekliyoruz. Ancak söz konusu denetim başka bir amaca hizmet edecekse bu Türkiye‘nin çok şey kaybetmesine yol açacaktır.
»Nükleer santral yapımı gündemde?
Evet, gündemde ancak nükleer santral Türkiye için çok büyük bir yanlışlıktır. Enerji planlaması yapılmadan, enerji arz güvenliği sağlanmadan, hiçbir teknik alt donanıma sahip olmadan nükleer santral yasası çıkartmak, yönetmelikler yapmak tam bir fiyaskodur. Ancak bu ülkede hangi siyasi iktidar nükleer santral adını ağzına alsa enerji bakanı arkasından gitti. Şimdi de öyle olacaktır. Dünyada nükleer santralların güvenliği tam olarak sağlanamamış, kaza anında güvenlik tedbiri sorunu çözülememiştir. 24 Eylül‘de gerçekleştirilecek nükleer santral ihalesi derhal iptal edilmeli, nükleer santral yasası gündemden çıkarılmalıdır. Üstelik mart ayında TMMOB olarak nükleer santrallarla ilgili çıkartılan yönetmeliğe karşı açtığımız dava henüz sonuçlanmadı. Dava süreci bile sonuçlanmadan siyasal iktidarın konuyu oldu bittiye getirmesi felakete davetiye çıkartıyor. Nükleer lobiler, başka ülkeler kabul etmediği için Türkiye‘de santral yapmak istiyor. AKP hükümeti de buna uyum sağlıyor. Yasanın ve yönetmeliğin ara satırlarından üretilen enerjinin Türkiye dışına satılacağı da görülüyor.
»Deniz Feneri skandalını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye‘de Deniz Feneri gibi onlarca fener var. Siyasetin ekonomiyle karıştığı ve kirli ilişkilerin olduğu her yerde bu tür olaylara çokça rastlanılmıştır. Bu iğrenç piyasa ilişkilerinde ‘Beyaz enerji‘ operasyonları ya da ihalelerde görülen çürümüşlük, kapitalizmin kendi çürümüşlüğüdür. İnsanların barış içinde bir arada kardeşçe yaşadıkları bir ortamda böyle skandallara rastlanmayacaktır.


