MÜHENDİSLER, MİMARLAR VE ŞEHİR PLANCILARI SAHTE SENDİKA YASASINA KARŞI ÇIKIYOR !

21.06.2001

YASAKÇI DEĞİL! ÖZGÜRLÜKÇÜ SENDİKA YASASI!

MÜHENDİSLER, MİMARLAR ve ŞEHİR PLANCILARI SAHTE SENDİKA YASASINA KARŞI ÇIKIYOR

Soygun, sömürü ve vurgun düzeninin alternatifsiz tek yol haline getirildiği Türkiye‘de "Yolsuzluk ve yoksulluk" serüveni devam ediyor. Bankaların içini boşaltanların, hayali ihracatçıların, devletten aldıkları ucuz kredileri devlete borç olarak verenlerin, hırsızların, katillerin aklandığı, yoksulların, işçilerin, çiftçilerin, memurların, mühendislerin, mimarların olumsuzlukların sorumlusu ilan edildiği, bir karabasan ortamını birlikte yaşıyoruz.

Uluslararası sermayenin küreselleşme dayatmalarını emir kabul edenler Türkiye toplumu için hayati önem taşıyan yasaları arka arkaya meclisten geçiriveriyorlar. Milyonlarca çiftçiyi ilgilendiren Şeker Yasası kanunlaştırıldı, Tütün Yasası çıkacak, bankalar yasasındaki düzenlemeyle; çiftçi kredi olanaklarından yoksun kalacak. Toplumun oluşturduğu birikimle devletin müdahalesi olmaksızın sermaye tarafından yönlendirilecek. Endüstri Bölgeleri Yasası ile Türkiye gelişmiş ülkelerin çöplüğü haline gelmeyi parlamento iradesiyle kabul edecek, RTÜK Yasasıyla basın ve düşünce özgürlüğüne yeni kısıtlar getirilirken, sermayenin bu aladaki egemenliği güvence altına alınacaktır. Görüldüğü gibi çıkarılan ve çıkarılacak yasaların bir teki bile ücretlilerin, dar gelirlilerin, işsizlerin, çiftçilerin yararına olumluluk taşımıyor.

Yukarıda belirttiğimiz yasaları çıkaran Parlamento "Kamu Görevlileri Sendika Yasası"nı bugünlerde görüşecek.

Kamu çalışanlarının ekonomik ve demokratik haklarını gerçekten geliştirmek amacıyla mı bu yasa çıkacak?

Milyonları açlık ve yoksulluğa mahkum eden politika sahiplerinin mühendis, mimar ve şehir plancılarını da kapsayan milyonlarca kamu çalışanını gerçekten düşündüklerine inanalım mı?

Hepimizin bildiği bir söz var; "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz"

TMMOB olarak yıllardır mühendis, mimar ve şehir plancılarının hak ve çıkarlarını savurak demokrasi, özgürlük, insan hakları mücadelesinin bir boyutu olarak sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi içinde olduk. Ancak sermayeden ve devletten bağımsız, iç işleyişleri demokratik, çalışanların hak ve çıkarlarını koruyacak araçlara sahip bir sendikal örgütlenmenin, demokrasi ve özgürlüklerin güvencesi olacağını söyledik. Oysa Plan ve Bütçe Komisyonundan geçip TBMM Genel Kuruluna getirilen tasarı göstermelik bir sendikal örgütlenme ile, kamu çalışanlarını denetim altına almayı amaçlamaktadır. Yasaları bile bağlayıcı kabul etmeyen bir yönetim anlayışının egemen olduğu ülkemizde, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 256.maddesinde yer alan ancak uygulanmayan Danışma Kurullarını toplu görüşme kavramıyla sendikal çalışmaların odağına yerleştiren icazetçi, yasakçı bir sendika yasası düzenlemesi ile mühendis, mimar ve şehir plancılarının ekonomik, demokratik, sosyal haklarında iyileştirme sağlanması olası değildir.

Türkiye, sendikal hak ve özgürlükler ile ilgili yasakçı düzenlemeleriyle yıllardır ILO denetim organlarında eleştirilmekte kara listeye alınmaktadır.Yasa tasarısı genel kurula geldiği gibi kabul edilirse Türkiye‘;nin ILO organlarınca eleştirilen yasakçı yasalarına yenileri eklenecektir.

Yasal düzenleme Türkiye‘nin de kabul ettiği 87, 98, 151 sayılı ILO sözleşmelerinin özünü yok edici içerikte olmamalıdır. Bilindiği gibi 87 sayılı sözleşme çalışanlar arasında ayırım gözetilmemesini, çalışanların önceden izin almadan diledikleri örgütü kurma ve onlara üye olmasını, sendikaların etkinliklerini düzenleme özgürlüklerini, temel hak olarak düzenlemiş, yasal düzenlemelerin bu özgürlükleri kısıtlayıcı şekilde olamayacağını açık olarak belirterek sendika ve örgütleme özgürlüğünü güvenceye almıştır. ILO denetim organları da 87 sayılı sözleşmeye dayanarak grevin çalışanların ekonomik ve toplumsal çıkarlarını korumak ve geliştirmek için başvurabilecekleri temel ve yasal bir hak olarak kabul etmişlerdir. 98 sayılı sözleşme de kamu çalışanlarının toplu sözleşme yapma hakkını güvenceye alan sözleşmedir. Anayasa‘nın 90.maddesine göre onaylanmış uluslar arası anlaşmalar iç hukukun bir parçasıdır. Bu nedenle bu güvencelerin Anayasa‘ya aykırılık iddiaları inandırıcı değildir. Çalışma Bakanlığı tarafından konuyla ilgili olarak önceki Hükümet döneminde çeşitli Hukuk Fakültelerinden görüşler alınmıştır. Görüşleri alınan hukukçular bu hakların Anayasaya aykırı olmadığını açıkça belirtmişlerdir. Görülmektedir ki, Anayasa‘da yasak yoktur. Bununla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi‘nin, Danıştay‘ın ve bilim insanlarının çok sayıda görüşü vardır ve bunlar en azından Çalışma Bakanlığı yetkililerince de bilinmektedir. Anayasa toplu görüşme hakkını en alt bir hak olarak güvence altına almıştır. Diğer yandan grev hakkına ilişkin bir yasak getirmemiştir. "Bir hak açıkça yasaklanmadıkça vardır" ilkesinin temel bir hukuk ilkesi olduğu açıktır. Dolayısı ile "yasaklanmamış olan serbesttir" ilkesinin geleneksel hale geldiği Anayasa hukukçuları tarafından belirtilmektedir.

TMMOB olarak kamuda çalışan on binlerce üyemizi de etkileyecek bir yasanın temel sendikal hak ve özgürlükleri zedelemeyen, demokratik, katılımcı, özgürlükçü bir anlayışla ele alınmasını istiyor, grev ve toplu sözleşme içermeyen, "nasıl olursa olsun ama bir yasa olsun" anlayışıyla düzenlenen bir "Sendika Yasası"nın kamu çalışanlarına ve ülkemizin demokratikleşme süreçlerine katkıda bulunmayacağını belirtiyoruz.

Yıllardır mücadeleyle yaratılan sendikal yapıların yok edilmesine kamuda çalışan meslektaşlarımızın izin ve destek vermeyeceklerini biliyoruz.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği:

-Toplu sözleşme ve grev hakkı içermeyen, kamu çalışanları sendikalarını işlevsizleştiren ve idarenin müdahalesine olanak sağlayan yasa tasarısının geri çekilmesini,

- Sendikal hakların onaylanmış uluslar arası sözleşmelere, ILO sözleşmelerine ve yetkili organ kararlarına uygun hale getirecek, temel sendika hakları güvenceye alacak, özgürlükçü, demokratik, katılımcı bir yasa hazırlanmasını,
- Emek Platformu bileşenlerinden altına imza attıkları Emek Platformu Programında belirttikleri gibi onaylanmış uluslar arası sözleşmelere ILO sözleşmelerine ve yetkili organ kararlarına uygun sendikal hak düzenlemesinden yana tavır almasını, yasakçı bu yasayı kabul etmemesini talep etmekte,
- Bu amaca yönelik meşru ve demokratik haklarını kullanmakta kararlı olduğunu kamuoyuna ve ilgililere duyurmaktadır.

YASAKÇI DEĞİL! ÖZGÜRLÜKÇÜ SENDİKA YASASI!
BÜROKRATİK, GÜDÜMLÜ SENDİKALARA DEĞİL ; BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK SENDİKALARA GÜÇ VERELİM.
GREVLİ-TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKA !