ODALARDAN 12 EYLÜL BASIN AÇIKLAMALARI....
İMO, MADENMO ve MMO 12 Eylül Askeri Darbesinin 31. yıldönümü nedeniyle birer basın açıklaması yaptı.
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
12 EYLÜL FAŞİST DARBESİNİ 31. YILINDA KINIYORUZ
12 Eylül Faşist Askeri Darbesi nedeniyle İnşaat Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklama. 10 Eylül 2011
Ülkemizin son 30 yılı 12 Eylül darbesinin ve sonuçlarının yön verdiği bir rotada şekillendirilmiştir. Bundan tam 31 yıl önce 12 Eylül günü bu ülke tarihin en karanlık dönemine adım atmıştır. Ülkenin her yerinde işkence haneler kurulmuş, halka zulüm edilmiş, aydınlarımız, gençlerimiz katledilmiştir. Ülke adeta kapalı ve açık cezaevi haline getirilmiş, insanlarımızın birçoğu cezaevlerine toplanırken dışarıda kalanlar ise cezaevi koşullarında yaşamaya zorlanmıştır.
12 Eylül, Türk-İslam sentezi doğrultusunda toplumdaki demokratik ve özgürlükçü değerleri yok ederek, yerine gericiliği yerleştirmiştir. 12 Eylül faşist darbesinin ülkemiz açısından en önemli boyutu, uzun yıllar boyunca hemen hemen bütün alanlarda kendini hissettirecek bir iktidar gücüne dönüşmüş olmasıdır. Ekonomiden, siyasete, toplumsal yapıdan idari yapıya, kültürden sanata, eğitim sisteminden çalışma yaşamına kadar oldukça geniş bir yelpazeyi etkisi altına alan 12 Eylül faşist darbesinin etkileri hala sürmektedir. Bugün ülkemiz koşulları ne yazık ki darbe koşullarını aratmaz bir hale gelmiştir. AKP iktidarının yarattığı korku imparatorluğu, baskı ve zor yoluyla tüm muhalefeti ezmeye ve yok etmeye çalışırken yaşadığımız sahneler bizlere 12 Eylül faşist darbesinin uygulamalarını hatırlatmaktadır. Toplumsal bir travma olarak büyük yıkım yaratan 12 Eylül darbesinin altında yatan gerçeklerle yüzleşilmediği sürece darbeler ile hesaplaşılamaz. 12 Eylül‘ün gerçeği, zihniyeti ve tüm darbe kurumlarıyla hesaplaşılmalıdır. İnşaat Mühendisleri Odası olarak yakın tarihin bu en karanlık döneminin bütün sonuçlarıyla tartışılmasına ve ortadan kaldırılmasına ihtiyaç duymaktayız. Ülkemizin geleceği ve insanca bir yaşam ancak bu hesaplaşmadan sonra inşa edilebilir.
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI:
KARA BİR SAYFANIN ADIDIR; 12 EYLÜL
12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 31 yıl geçmiştir. Bundan 31 yıl önce, tank sesleriyle ve marşlarla uyandırılmamızla başlayan süreç Türkiye‘yi siyasal, sosyal, hukuksal ve bilimsel alanlarda büyük yıkımlara uğratmıştır. Hukuk, adalet, bilim, emek ve çalışma yaşamı yok edilmiş, emekçilerin kazanılmış bütün hakları zorla ellerinden alınmıştır.
12 Eylül sürecinde 650 bin kişinin gözaltına alınması, 1 milyon 683 bin kişinin fişlenmesi, 230 bin kişinin yargılanması, idam cezaları ve yüzlerce yıla varan cezaların verilmesi, bir toplu yok edişin göstergesi olmuştur. Aynı süreçte, 517 kişiye idam cezası verilmiş, idam cezası verilenlerden 50‘si asılmıştır. 388.000 kişiye pasaport verilmemiş, 30.000 kişi "sakıncalı" olduğu için işten atılmış, 14.000 kişi vatandaşlıktan çıkarılmıştır. 30.000 kişi "siyasi mülteci" olarak yurtdışına gitmek zorunda kalmış, 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldürülmüş ve 171 kişinin "işkenceden öldüğü" belgelenmiştir.
Türkiye‘yi 12 Eylül‘e götüren süreçte dış politika faktörleri, ekonomik faktörler, demokratik ve sosyal faktörler rol oynamıştır. 1970‘lerde işçi sınıfının demokratik ve sosyal haklarını geliştirmek için verdiği mücadeleye demokratik kitle örgütlerinin verdiği destek ve kazanımlar, aynı zamanda toplumsal ve siyasal muhalefetin ortak çabasını da yansıtmaktaydı. Gençliğin işçi sınıfına verdiği somut destek; işçilerin, köylülerin, gençlerin toplumsal muhalefet alanındaki çabaları ve başarıları, 1970‘leri niteleyen gelişmeler arasındadır.
Bu demokratik ve siyasi gelişmeler; iç savaş kışkırtmalarıyla, aydınlara yönelik suikastlarla, faili meçhul cinayetlerle ve nihayetinde Kahramanmaraş ve Çorum‘da yaşanan katliamlarla durdurulmaya, ülke bir askeri darbeye hazır hale getirilmeye çalışılmıştır. Bunda da başarılı olunmuştur.
11 Temmuz‘da yapılması planlanan darbe, "koşulların daha da olgunlaşması beklenerek" 12 Eylül‘e ertelenmiş ve darbe yapılmıştır. 11 Eylül‘de akan kanın 12 Eylül‘de bir anda nasıl kesildiği, neden sıkıyönetim koşullarında akan kana göz yumulduğu bugün hala darbecilerin yanıtlaması gereken sorular olarak durmaktadır.
12 Eylül hukuku hala geçerliliğini korumaktadır. Askeri yönetim tarafından hazırlanan Anayasa temel hükümleriyle yürürlüktedir. 12 Eylül‘ün ideolojik sonuçları da hala geçerlidir. 12 Eylül; toplumsal dayanışma, sorumluluk, özveri, emek ve alınteri ile bir yerlere gelmek gibi değerleri zedelemiş; apolitiklik, bireycilik, köşe dönücülük, kısa sürede zenginleşmek, kişisel kurtuluşlar için her yolun mübah görülmesi gibi yeni değerleri teşvik etmiş ve yüceltmiştir.
12 Eylül; demokrasinin, özgürlüklerin kısıtlanması, her türden hak arama arayışının ve örgütlenme girişimlerinin baskı altına alınması, madencilik başta olmak üzere kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi, gençlerin geleceksizliğe mahkum edilmesi, toplumun gerici ve ırkçı akımların etkisi altında şekillendirilmesinin önünü açmış olmasıyla hatırlanmaktadır.
12 Eylül ve 12 Eylül‘ü oluşturanların yaratmış oldukları hukuksuzluğu ortadan kaldırmanın yolu, temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri tamamen kaldırmaktan ve örgütlü toplumu geliştirmekten geçmektedir.
TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU
11 Eylül 2011, Ankara
MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI
12 EYLÜL FAŞİZMİ SÜREKLİ BİR YÖNETİM BİÇİMİ HALİNE GELMİŞTİR
12 Eylül 1980 askeri darbesi ile Türkiye‘nin uluslararası emperyalizme bağımlılığı had safhaya ulaşmış, toplumsal muhalefet ve örgütlenme kültürü büyük yara almış, sosyo ekonomik yapıda önemli dönüşümler gerçekleşmiştir. Bu dönemde yüz binlerce insan kovuşturmaya uğramış, işkenceden geçirilmiş, gözaltında kaybedilmiş, 50 kişi idam edilmiştir.
NATO konseptinin bir parçası olan Türkiye‘de 12 Eylül darbesi bütünüyle ABD emperyalizminin yönelimleri doğrultusunda gerçekleşmiştir. Darbe öncesinde uluslararası kapitalizme ekonomik ve siyasi yönlerden bağımlı olan kesimler yükselen eşitlikçi, toplumcu, bağımsızlıkçı muhalefete karşı sayısız yıldırma ve yok etme yöntemini farklı biçimlerde uygulayarak darbenin koşullarının olgunlaşmasını beklemişlerdir.
12 Eylül‘ün ekonomik özü, neo liberal serbest pazar ekonomisine kapıların ardına kadar açılması, sömürünün sınırsızlaşması, emeğin haklarının parça parça eritilmesi, kalkınma ve sanayileşme perspektifinin tasfiye edilmesinde aranmalıdır. Sosyal, ekonomik kazanımların yok edildiği, özgürlüklerin kısıtlandığı, büyük bir gözaltı toplumuna geçiş böylece sağlanmıştır. Bu durum, bugün kendisi de 12 Eylül‘ün bir ürünü olan iktidar eliyle sürdürülmektedir.
Anti demokratik seçim barajı, örgütlenme özgürlüğü yasakları, üniversite özerkliğinin ortadan kaldırılması, YÖK garabeti, RTÜK gibi kurumlar 12 Eylül döneminin ürünleri olarak bugün mevcut iktidarca sürdürülmektedir. 2010‘da darbenin 30. yılında ‘askeri vesayete son verme‘ olarak lanse edilen referandumun içeriği ve sonrasında yaşanan gelişmeler bu gerçeğe işaret etmektedir. İktidarın 9 yılda yürüttüğü gerici ve piyasacı siyaset referandum sonrasında doruk noktasına ulaşmıştır. Üniversiteler, bilim kurumları, emniyet, yargı, bürokrasi, medya ve ordu, siyasi iktidarca dizayn edilmiş durumdadır. Emek alanı serbest, güvencesiz, taşeronlaşmayı özendiren politikalarla biçimlendirilmekte, sendikasızlaştırma yayılmaktadır. Özelleştirilen ülke birikimleri, ranta dayalı kâr maksimizasyonu adına doğal hayatın ve insan yaşamının bütün alanlarına yayılmaktadır. Gazetecilerin, öğrencilerin keyfi yollarla tutuklanması, yaşam ve üretim alanlarına HES‘lerin yapılmasına karşı çıkan halkın üzerine jandarma ve polisin sürülmesi, sosyal mekanların saldırıya uğraması, sınırlanması v.b. ülkenin büyük bir cezaevine dönüştürülmek istendiğinin kanıtları durumundadır.
Önümüzdeki günler bu baskıların yoğunlaşma evresine gireceğini göstermektedir. Kamu kurumu niteliğindeki anayasal meslek kuruluşları arasında bulunan birliğimiz TMMOB‘nin neo liberal sömürü ve rant politikaları karşısındaki net tutumu, bu baskıların hedefi olmasına yol açmıştır. İktidar son KHK‘lerle Birliğimizi ve Odalarımızı işlevsizleştirerek kendi hiyerarşisine dahil etmek istemekte, kamusal hizmet ve denetimi serbestleştirmektedir.
12 Eylül‘le gerçek hesaplaşma, onun piyasacı, özgürlükleri dışlayan, emperyalizme bağımlılığı pekiştiren bütün uygulamalarını tasfiye etmekten geçmektedir. Eşit, özgür, demokratik ve tam bağımsız bir Türkiye‘de 12 Eylül kurumlarına da bu zihniyetin güncel devamcılarına da ihtiyaç olmayacaktır.
Ali Ekber ÇAKAR
TMMOB Makina Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Başkanı


