ODALARDAN SİVAS KATLİAMININ YILDÖNÜMÜNDE AÇIKLAMALAR

01.07.2009

2 Temmuz Sivas katliamının yıldönümü dolayısıyla Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Maden Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası ve Peyzaj Mimarları Odası birer basın açıklaması yaptı.

HKMO: SİVAS KATLİAMININ 16. YILINDA YAŞAMINI KAYBEDENLERİ ANIYORUZ

2 Temmuz 2009; 16 yıl geçti Sivas Katliamı‘nın üzerinden...

2 Temmuz, 35 insanın diri diri yakıldığı, yüreklerimizin parçalandığı, 35 aydının gencin yaşlının Madımakta can verdiği gün...

Bundan 16 yıl önce Sivas‘ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Otelinde 35 yurttaşımız canice yakılmıştı. Bu olayın arkasında yatan zihniyet ne yazık ki ne ilk kez ne de son kez ortaya çıkmıştı. Hoşgörüsüz, ayrımcı, tahammülsüz, uyum içinde birlikte yaşamaya çalışmak yerine karşısındakini yok eden gerici zihniyet 1930‘da Menemen olaylarında, Trabzon‘daki Papaz Santoro, iki yıl önce Hrant Dink ve Malatya‘daki Zirve Yayınevi cinayeti ile de kendini göstermeye devam etmektedir.

1993‘te Pir Sultan Abdal Şenlikleri‘ndeki etkinliklerin bir bölümünün Sivas‘ta yapılmasına karar verilmişti. Aziz Nesin‘in de içinde olduğu bir grup aydın, şair, yazar, müzisyen bu amaçla Sivas‘ta toplanmışlardı. Ne yazık ki toplanan sadece aydınlar değildi, ırkçı ve şeriatçı gruplar da çevre illerden Sivas‘a gelmişler ve yerel halkın dini duygularını tahrik etmek için bildiriler dağıtmaya başlamışlar, camilerde toplantılar yapmışlar ve yerel bazı medya grubu da tahrik amaçlı haberler yayınlamıştır. 2 Temmuz‘da, öğlen saatlerinde örgütlenmiş biçimde camilerden çıkan gruplar etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi‘ne giderek kargaşa ve çatışma çıkarma girişiminde bulunmuş, fakat olaylar fazla büyümeden durdurulmuştu. Bunun üzerine örgütlü olarak toplandığı sonradan anlaşılan grup slogan atarak Madımak Oteli‘ne sayıca artarak ulaştı ve "tekbirler" eşliğinde oteli ateşe verdiler. Önünde yeterli oranda koruma ve emniyet gücü olmayan Otele sığınmış olan 33 aydın, iki otel çalışanıyla birlikte yanarak ya da dumandan boğularak can verdi.

Her ne kadar olayları takip eden günlerde saldırganların bir kısmı gözaltına alınmış, yargılanmış ve 33‘ü idam cezasına çarptırılmış ve idam cezasının kaldırılmasıyla bu cezaları müebbet hapis cezasına dönüştürülmüşse de olayın asıl sorumluları, azmettiricileri firar etmiş, ya da yakalanamamıştır. Dönemin siyasetçilerinin açıklamaları da birçok kurumun bu olayda taraf tuttuğunu ortaya koyar niteliktedir.

Peki, o günden bugüne ne değişti? 21 inci yüzyılda yaşanılan bu utanç ve kaygı verici insanlık dışı zihniyet ve yaklaşımlar engellenebildi mi, yoksa hızla artarak yaşam alanlarımızı her noktasında tehdit eder konuma mı gelmiştir? Sivas‘ta yaşanılan bu utanç tablosunu unutmamak ve unutturmamak için Madımak Otelinin müzeye dönüştürülmesi talepleri bir türlü gerçekleştirilememiştir.

Toplumda son yıllarda hızla artan kutuplaşma, ‘ötekileştirme‘, düşmanlık ve saldırganlık, ‘biz ve onlar‘ fikrinin sürekli altını çizen siyasal iktidar Sivas ta yaşanılan bu barbarlığı asla yaşanmamış sayamaz. Ve asla birkaç densizin işidir diyemez ve dememelidir. Özellikle 1980‘lerde ortaya çıkartılan "Türk-İslam Sentezi" politikalarının yaşanılan bu süreçte ağırlığı ve besleyiciliği gözden kaçırılmamalıdır.  

Evet, sürecin bir diğer sorumlu ise 12 Eylül‘ün darbecileri ve bu zihniyetinin toplumu muhafazakârlaştırmış olmasıdır. Darbeci zihniyet 2 Temmuz için arka planı hazırlamıştır. Anayasa‘nın geçici 15. Maddesinin değiştirilmesi ile geç de olsa 2 Temmuz 1993‘ün yaratılmasında etken olan 12 Eylül darbecilerinin yargılanması, demokrasi ve insan hakları adına olumlu bir adım olacaktır.

Sivas‘ı Unutmayacağız, unutturmayacağız...

Unutulmasın ki emperyalizme ve faşizme karşı duran insanlar yakılsa da, katliamlardan geçse de, darağacında asılsa da, barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesi devam edecektir...


TMMOB
HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI


İMO: 2 TEMMUZ GERİCİLİĞE KARŞI MÜCADELENİN SİMGESİDİR

2 Temmuz 1993‘te Sivas‘ta gerici güçler tarafından gerçekleştirilen katliamın üzerinden 16 yıl geçti. Sivas‘a kültür etkinliği için giden 35 aydın, yazar, sanatçı, semah öğrencisi, her şeyden önemlisi insan, Madımak Oteli‘nde gericiler tarafından yakılarak katledildi.

İnsanların, farklı düşünce, inanç ve kültürlerinden dolayı yakılarak öldürülmesi, tarihin sayfalarına kara bir not olarak düştü. Bu insanlık suçu ne yazık ki ülkemiz topraklarında işlendi. İlk değildi bu katliam; daha önce Malatya‘da, Kahramanmaraş‘ta, Çorum‘da benzer katliamlar gerçekleştirilmiş, ırkçı-gerici saldırganlar tarafından yüzlerce masum insanımız katledilmişti.  

Her yıl 2 Temmuz‘da bir araya gelen on binler, anma etkinlikleri kapsamında katliamı kınıyor, unutulmasına izin verilmeyeceğini haykırıyor, katliama yol açan zihniyetin sorgulanması, sorumlulardan hesap sorulması çağrısında bulunuyor. Son yıllarda ise katliamın yaşandığı Madımak Oteli‘nin müze haline getirilmesi talebinin 2 Temmuz etkinliklerinde öne çıktığı gözlemleniyor.

2 Temmuz 2009 vesilesiyle bir kez daha vurgulanmalıdır ki, ne anma etkinliklerinin devamlılığının sağlanması ne de Madımak Oteli‘nin müze yapılması tek başına yeterlidir.

Maraş‘ta, Malatya‘da, Çorum‘da, Madımak‘ta yaşanan acıların müsebbibi gericilik, çağdışı zihniyet, farklı görüş ve inançlara tahammülsüzlük ne yazık ki olanca ağırlığı ile varlığını hissettirmekte, geleceğimizi belirlemektedir. Önemli olan bu zihniyetin kültürümüzden, siyasal, sosyal hayatımızdan sökülüp atılmasıdır.

Ne yazık ki bugün bu noktadan çok uzağız. Türkiye AKP iktidarı eliyle adım adım muhafazakârlaştırılmakta, ılımlı İslam adı altında emperyalizmle bütünleşmiş gerici-neoliberal bir anlayış kalıcı kılınmaya çalışılmaktadır. Türkiye kabuk değiştirme sürecindedir ve dikkat edilmelidir ki kabukta, Maraş‘ın, Malatya‘nın, Sivas‘ın, Madımak‘ın izleri bulunmaktadır. Bu izi ne Madımak‘ın müze yapılması ortadan kaldırabilir ne de her yıl anma etkinliklerinin gerçekleştirilmesi.

Madımak katliamına yol açan zihniyet bugün değişik kisve altında iktidardadır. Dolayısıyla 2 Temmuz gericiliğe karşı mücadelenin simgesi olarak görülürse, Madımak‘ın müze yapılması bu mücadelenin moral gücü olarak algılanırsa asıl anlamına kavuşacaktır.

Bu duygularla  Sivas Madımak katliamını bir kez daha lanetliyor, kaybettiğimiz arkadaşlarımızı özlemle anıyoruz.


TMMOB
İnşaat Mühendisleri Odası

 

JFMO: SİVAS‘I UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ

2 Temmuz 1993 Madımak katliamı, Ülkemizin aydınlık yüzüne hunharca yapılmış bir saldırıdır. Katliamda hayatını kaybeden aydınlarımızın, yurtseverlerimizin anısının önünde saygıyla eğiliyor ve emekçi kesimlerle, gençlerle, işçilerle,yurdumuzun tüm aydınlık güçleriyle eşit, özgür, tam bağımsız Türkiye‘ye olan inancımızla omuz omuza mücadeleye devam edeceğimizi haykırıyoruz.

Madımak‘ta hayatını kaybeden aydınlarımızın ışığı, demokrasi mücadelesinde yolumuzu aydınlatıyor. TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası olarak,

"Sivas‘ı unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız"

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası
XII. Dönem Yönetim Kurulu

JMO: SİVASLARIN HESABI BİR GÜN SORULACAK

2 Temmuz 1993 günü Sivas‘ta faşist ve şeriatçı güçlerin gerçekleştirdikleri katliam sonucunda 35 demokrat, yurtsever ve devrimciyi yitirmemizin üzerinden tam 16 yıl geçti.

Katliam sırasında dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel‘in "Devlet halkla karşı karşıya getirilmemelidir"; dönemin başbakanı Tansu Çiller‘in "Devlet oradadır, otelin etrafını saran vatandaşlara hiçbir zarar gelmemiştir, onlardan ölen ve yaralanan yoktur"; dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcısı Nusret Demiral ‘ın "olayda örgüt yok, tahrik var" açıklamaları Sivas katliamının, devletin meşru görmediği inanç, etnik kimlik ve siyasal görüşlere karşı yapılan uygulamaların en can alıcı örneklerini oluşturmuştur.

En masum talepleri dile getiren bir basın açıklamasını bile güvenlik kuvvetleri görülmemiş bir şiddetle bastırırken, Türkiye‘nin orta yerinde beş bini aşkın kişinin 10 saati bulan vahşetinin devlet tarafından engellenmemiş olması, insanları yakmak gibi olağanüstü bir vahşetin saatlerce seyretmekle yetinilmesi, en hafif ifadeyle söz konusu katliama göz yumulduğunun açık göstergesidir.

Ülkemizde pek çok katliamın saldırganları farklı farklı olsa da, ne yazık ki olaylar arasında büyük benzerlikler bulunmaktadır: Hepsinde saldırının hedefi resmi ideolojinin/ kimliğin dışında kalanlardır. Saldırganların engellenmeyerek katliama çanak tutulması, ardından da olayın üstünün örtülmesi veya sadece bir kısım piyonun cezalandırılmasıyla yetinilmesi hepsinin ortak özelliğidir.

Yüzü aydınlığa dönük 35 aydın, sanatçımızı katleden bu yaklaşım,  ötekileştirilen her kesime karşı  cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan baskı ve zora dayanan  politikalarının bir devamıdır. Bu  baskı/zor uygulamaları 6-7 Eylül‘de İstanbul‘da, 70‘li yıllarda Maraş ‘ta, Çorum‘da, Erzincan‘da, 90‘lı 2000‘li yıllarda Cizre‘de, Şırnak ‘da, Gazi Mahallesi‘nde yinelenmiştir.

Bilinmelidir ki kardeşçe, gönüllü bir arada yaşamı düşleyenleri yakan, öldüren, yok eden karanlık güçler, demokrat devrimci güçlerin kararlı mücadeleleriyle dağıtılacaktır.

Unutmayacağız ve Unutturmayacağız; Sivas ‘ta 35 canın katlinin  zihnlerden silinmemesi için Madımak Oteli Müze olmalıdır.

Başta siyasi, idari, adli  olmak üzere her aşamadaki sorumlular en ağır şekilde cezalandırılmalı, kamu vicdanı rahatlatılmalıdır.

Başka bir dünya özlemiyle yaşayanlar özgürlük ve demokrasi mücadelesini inatla, emekle, inatla ve umutla sürdüreceklerdir.

Jeoloji Mühendisleri Odası olarak Sivas katliamı nezdinde  tüm yapılan katliamları bir kez daha kınıyor, yapanları, yaptıranları bir kez daha lanetliyoruz.

Canlarımızı anarken bir kez daha hep birlikte haykıracağız. 

SİVAS‘IN IŞIĞI SÖNMEYECEK... 

TMMOB
Jeoloji Mühendisleri Odası

 

 

KMO: SİVAS‘TA YAŞANANLARI UNUTTURMAYACAĞIZ !

Sivas Madımak otelinde yaşanan katliamın, gericiliğin, yobazlığın vahşete dönüşünün  üzerinden 16 yıl geçti. Vahşetin bedelini 33 aydın canıyla ödedi.

Aradan geçen yıllar boyunca gericilik, cemaatleşme giderek arttı ve toplumun geniş kesimlerine nüfus etmeye başladı. Artık kuşatılan sadece bedenlerimiz değil. Aklımız ve vicdanımızda kuşatılmış durumda.

Özgürlüğü, bilimsel düşünceyi savunanların yerini bilinmezciliğe sarılan,sorgulamadan kabullenen insan yığınları almaya başladı. Düzen artık bilimi, aklın özgürleşmesini savunanları kusuyor, çarkın dışına itiyor.

Cemaatleştirilmeye çalışılan toplum, biat kültürü ile başına gelen her şeyi olağan görmeye başlıyor. 16 yıl önce Sivas‘ta yaşanan gericilik sarmalı bugün memleketin hemen her yerinde bizi kuşatıyor, bizi teslimiyetçiliğe itiyor. 

Bugün ilerici, yurtsever, tüm demokrasi güçleri bizi kuşatmaya çalışan gericilik sarmalına karşı mücadele bayrağını yükseltmelidir.

Bağımlı, karanlık bir memleketten aydınlık günlere mücadele ederek, cemaatlere karşı örgütlenmeyi savunarak çıkacağız.  

Karanlık bulutları püskürtmek, Sivas‘ta yaşananları unutmamak, unutturmamak için,  2 Temmuz 2009 günü başta Ankara Toros sokak, İstanbul Kadıköy Naitulus mağazası önü olmak üzere, etkinlik yapılacak tüm illerimizde TMMOB pankartı altında buluşuyoruz. 

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
 

 

MADENMO: SİVASI  UNUTTURMAYACAĞIZ

Otuzyedi can
Otuzyedi gül çatlamış susuzluktan Sivas‘ın içinde
Döne döne semaha dönenler tutuştu önce
Sonra türküler
Sonra da şiir çığlıksız düştü türkülerin yanıbaşına...

2 Temmuz 1993 günü Sivas‘ta faşist ve şeriatçı güçlerin gerçekleştirdikleri katliam sonucunda 37 demokrat, yurtsever ve devrimci insanımız katledildi.

Sivas katliamını lanetliyor, yurtsever düşüncenin taşıyıcısı olan bu insanlarımızı saygı ve sevgiyle anıyoruz.

TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU


MMO: SİVAS‘IN IŞIĞI SÖNMEYECEK

1993 yılında düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri‘nin bir kısmının Sivas‘ta yapılması planlandığında bütün demokrat kamuoyu bunu memnuniyetle karşılamış; Sivas‘a giden aydın ve sanatçılar bir dizi etkinliğe katılmış ve Sivas‘ın farklı kültürlerin kaynaştığı bir coğrafya olarak önemine vurgu yapmışlardı. Ancak gerek idari sorumluların kışkırtmaları, gerekse dönemin üst düzey siyasetçilerinin tahrikleri ile 2 Temmuz günü Cuma namazı çıkışında slogan atarak konukların kaldığı Madımak Oteli önüne gelen gerici, yobaz, gözü dönmüş güruh oteli taşlamış ve yakmışlardır. Bunlar olup biterken güvenlik güçlerinin telsiz konuşmalarında geçen "bırakın yaksınlar" ifadeleri tüm Türkiye tarafından duyulmuştur.

O gün Sivas‘ta yaşananlar bir tarihselliğin ürünüdür ve ülkemizde gericiliğin, faşizmin en vahşi versiyonunun, kökleri çok eskilere uzanan nefret politikasının bir devamıdır. Geçmişte Çorum ve Maraş‘ta karanlık yüzlerini gördüğümüz bu tip çete katliamlarında tetiği çeken, ateşi yakanlar ve onları koruyanlar her kim ise bugün Türkiye‘nin demokratikleşmesinin önüne geçen, 12 Eylül rejimini yargılayamayanlar da aynı çevrelerdir.

Sorumlular; "Yeşil Kuşak" siyaseti ile İslam‘ı belirli güç ve amaçlara yönelik olarak 1970‘lerin sonları ve 1980‘lerde kullanan ABD, onunla çıkar ilişkisi içerisinde bölge politikalarına uygun olarak darbe tezgahları kuran 12 Eylül faşist cuntası ve onların yaptığı anayasa, "Otelin önünde toplanan vatandaşlarımıza zarar gelmemiştir" yüzsüzlüğünü takınanlar, barbarların avukatlığını yürüten, cezaevi ihtiyaçlarını karşılayan, daha sonra Adalet Bakanı olmakla ödüllendirilen siyasetçiler, bu karanlığı yaratan tüm ilişkiler silsilesi ve bu kliklerin bugüne uzanan devamcılarıdır. İstisnasız hepsinin elinde Sivas‘ta yanan onlarca insanımızın kanı vardır. Bu ilişki zinciri bugün de sürmekte, aynı tarzın iç politikadaki tezahürleri "Ilımlı İslam-Muhafazakar Demokrasi" tipi etiketlerle karşımıza çıkmakta, toplumumuz dinci gericileşmeye teslim olmaya çağırılmaktadır.

Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunların çözümü bütün sömürü merkezlerinden bağımsız, demokratik bir siyasetten ve tutarlı ve gerçek bir laiklikten geçmektedir. Dinin devletleştiği dönemlerde toplumların başına gelenler açıktır.

Devletin dinden elini tamamen çekmesi, dindar/dinsiz, inançlı/inançsız olmak ya da olmamanın devlet tarafından gözetilmemesi, bu bağlamda Diyanet İşleri Başkanlığı‘nın devletle olan ilişkisinin sönümlendirilmesi, farklı mezhep ve kültürel kimliklere yaşam ve nefes alma hakkı tanınması gerekmektedir. Bu gereklilikler ancak aydınlanmacı, bilimsel ve seküler temelli bir toplumsal yaşam ile gerçekleşebilir.

Türkiye‘nin tarihinde yaşanan gerici-faşist katliamlarla hesaplaşmak, karanlık dinci paradigmayı yıkmak, yarına özgür ve demokratik bir gelecek bırakmak mümkündür. TMMOB Makina Mühendisleri Odası olarak bu bilinçle Sivas‘ta katledilen insanlarımızın mirasına sahip çıkıyor, onları sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.

Ali Ekber ÇAKAR
TMMOB Makina Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Sekreteri

PEYZAJ MO: 2 Temmuz vesilesi ile TERCİH ZAMANI! 

Bu ülkede yaşanan katliam ve karanlık tezgâhların hepsinde ABD ve diğer emperyalist ülkeler vardır. Bu ülkeler için önemli olan dünyadaki sömürge ilişkilerinin devamıdır.

Kendi çıkarlarını,  o ülkenin çıkarları gibi gösterebilmek, o ülkenin yurttaşlarını ikna edebilmek için yerli işbirlikçiler olmazsa olmazlarıdır.

Ülke değerleri yok pahasına satılır, zengin sınıfların zenginlikleri artar, işsizlik rekor seviyeye ulaşırken bu işbirlikçiler, " ekonomi tıkırında, her şey yolunda" güzellemeleri ile topluma mesajlar verirler. Hatta bu durum o kadar ironik bir hâl alır ki; üretim tezgâhları bir bir kapanıp, yüz binlerce insan işsiz ve aç kalırken milyonlarca dolara lüks uçaklar alınır.

Bu ülkenin yurttaşları içinde bir kesim daha vardır ki hiç iflah olmazlar, emperyalistler ve işbirlikçiler tarafından sevilmezler.

Her şart ve koşulda bağımsız bir ülkenin mümkün olabileceğini, ülke kaynaklarının her yurttaşın mutlu yaşaması için yeteceğini, liberal borazancıların borazanlarını ABD ‘ nin arkasında savaştan savaşa koşmak için öttürdüklerini, gerici zihniyetlerin ülkeyi ortaçağ karanlığına götüreceğini çok iyi bilirler, bu ülkenin %90 ını oluşturan çalışan ve üreten kesimin yani emekçilerin değiştirebilecek gücü olduğunu söylerler; söylemekle kalmazlar, tükenmek bilmez enerjileri ile anlatır, bir araya gelip örgütlenirler ve mücadele ederler. Onurlu bir yaşama yürekten bağlıdırlar.

Onurlu yaşam mücadelesi verenler, işbirlikçiler tarafından baskılanır, engellenir hatta diri diri yakılır.
02 Temmuz 1993 yılında Sivas‘ ta olduğu gibi...  

Onurlu, aydın, yurtsever insanlarımız Sivas‘ta bu işbirlikçi gericiler tarafında bundan tam 16 yıl önce katledilmiştir.

Geride kalan 16 yılda bu ülke daha fazla yoksullaşmış, dışa bağımlı hale gelmiş felaketin eşiğine dayanmıştır.

Onurlu, aydın, adil, bağımsız bir ülkede mi?

Bağımlılık, yoksulluk, işsizlik, gericilik batağında yok edilmek istenen bir ülkede mi yaşamak istiyoruz?   

Şeyhülislamlık unvanının dağıtılmasını mı bekleyeceğiz?

Yoksa Cumhuriyet değerlerini hep birlikte ileriye mi taşıyacağız?

Tercih Zamanı...


Saygılarımızla.  

TMMOB
Peyzaj Mimarları Odası