ÖZGECAN İSYANIMIZDIR, KARARLIYIZ, KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURACAĞIZ!

17.02.2015

TMMOB Yönetim Kurulu Üyeleri Gölay Şakiroğulları, Zeyneti Bayrı Ünal, TMMOB Kadın Çalışma Grubu Başkanı Ülkü Karaalioğlu, Özgecan Aslan'ın vahşice öldürüldüğü Mersin'e giderek TMMOB Adana ve Mersin İl Koordinasyon Kurulları Kadın Çalışma Gruplarının da katılımıyla Mersin Forum Alanı'nda kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine karşı bir basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasından sonra Özgecan Aslan'ın ailesine taziye ziyaretinde bulunuldu. Aileyle görüşmenin ardından TMMOB Kadın Çalışma Grubu olarak Özgecan anısına açılan deftere de yazı yazıldı.

 

ÖZGECAN’I, BİR “CAN”IMIZI DAHA YAKTILAR!

ÖZGECAN İSYANIMIZDIR, KARARLIYIZ, KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURACAĞIZ!

 

Gitmesin kulaklarınızdan,

Büyüdükçe büyüsün çığlıklar.

Kapanmasın gözleriniz

Uykuya hasret kalsın akşamlar.

Kör gözlere, sağır kulaklara inat

İsyan bu!

Dinmeyecek acısı yüreklerde,

Renklerimizle

Açtıkça açacağız

her yerde…

 

Kızımım tek suçu minibüse binip eve gelmek miydi?” “Çok acı çekmiştir kızım, keşke kurşunla öldürselerdi” diyen ÖZGECAN’ın annesinin sözleri çınlasın kulaklarımızda ve göz yummayalım bundan sonra hiçbir yürek acısına.

Bilindiği üzere 20 yaşındaki Özgecan Aslan kardeşimize vahşice saldırıldı, yakılarak katledildi. Bu vahşet, haklı bir toplumsal infiale yol açtı, kadınların, kadın-erkek duyarlı herkesin haklı tepkilerine neden oldu. Zira AKP‘nin "yeni Türkiye"si, kadınların sürekli olarak aşağılandığı, ikincilleştirmenin sistematik hale geldiği, kadın cinayetlerinin yüzde 1.400 arttığı, kadın bedeninin, kimliğinin ve emeğinin bir bütün olarak sömürüldüğü, nesneleştirildiği, kadın cinayetlerinin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin arttığı; sokaklarında Türkiyeli-Suriyeli kadın ve çocukların dilenci yapıldığı ve pazarlandığı bir ülke haline gelmiştir.

Ülkemizde kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin her geçen gün artarak yükseldiğini çok değil, daha 2 ay önce, 25 Kasımda, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü”nde söylemiştik. Kadına yönelik şiddetin, olağan, günlük hale gelmesinin nedeni; içinde yaşadığımız bu coğrafyada savaşın ve şiddetin etkileri bu denli korkunç boyutlara ulaşmışken, AKP yönetimindeki devletin, inatla, ısrarla vahşi kapitalizmin uygulamalarını hayata geçirmesi ve özellikle dini referanslarla güçlendirerek kurumsallaştırdığı kadın düşmanı politikalarıdır.

İktidar, “erkek kadın fıtratının farklı olduğu” yaklaşımı ile kadına yönelik anlayışının çerçevesini çiziyor.

Erkek egemen bakışın yansıdığı yargı, 26 kişinin tecavüz ettiği  13 yaşında kız çocuğu için “istese karşı koyabilirdi” kararı vermekten imtina etmiyor.

Kadınlara sömürü, şiddet ve ölüm bir yaşam biçimi olarak dayatılıyor. Devletin desteğini alan katiller “öldürme hakkımı kullandım” diyecek kadar pervasızlaşıyor. Dün Güldünya’yı, bu gün de Özgecan Aslan’ı katlediyor.

Özgecan’ın katili; diğer kadın cinayetlerinde olduğu gibi, devletin hemen her kademesinde ve kurumunda yer bulan kadın düşmanı gerici ve baskıcı anlayıştır.

Yaşanan vahşetin sorumlusu; iktidara geldiği günden beri, açıkça "kadın erkek eşit değildir", "kızlı erkekli aynı merdiveni kullanıyorlar, kızlı erkekli aynı evde kalıyorlar, her kürtaj bir Uludere’dir" demekte hiçbir sakınca görmeyen; kahkaha atmayı iffetsizlik olarak gören; hamile kadınların sokağa çıkmasını gayri ahlaki bulan, “annelik bir kariyerdir” diyerek anneliğin kazandırdıklarıyla, sadece erkeklerin adaletine sığınarak var olabileceklerini söyleyen; "tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar", "tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur" diyebilen; kadına yönelik şiddetin değil, konuyla ilgili çıkan haber sayısının arttığını iddia edebilen AKP’dir.

Yaşanan vahşetin sorumlusu; kadın istihdamının engellenmesine yol açan, kadının kimliğini yok eden, aile içine hapseden ve kadın bedenini namus kavramının odağına koyan anlayışı/yaşam biçimini topluma bir model olarak dayatan iktidardır.

Bizler, TMMOB’li kadınlar olarak, evde sokakta ya da çalıştığımız yerlerde kadınlar olarak yaşadığımız baskı, şiddet ve sömürünün arkasında erkek egemen anlayışın olduğunu biliyoruz. Dilimiz, rengimiz, etnik kökenimiz, inancımız, statümüz, yaşımız farklı olabilir ama maruz kaldığımız sömürü, baskı ve şiddet aynıdır. Bizi yok sayan, emeğimiz ve bedenimiz üzerine çöreklenen bu erkek egemen tahakkümünü, eşitliğin değil adaletin savunulması gerektiğini söyleyenlerin adaletini reddediyoruz.

TMMOB olarak; bu zulüm, bu işkence, bu karanlık dünyanın karanlık yüzleri çekin ellerinizi üzerimizden diyerek, ÖZGECAN’ın canına kıyanları, bedenini yakanları, şiddetle ve nefretle kınıyoruz.

TMMOB üyeleri, kadınların ülke genelinde düzenleyeceği eylemleri destekleyecektir.

Kadına yönelik sömürüye, tacize, tecavüze ve şiddete karşı kadın erkek omuz omuza, yaşamın her alanında mücadeleye devam edeceğiz.

Yasta Değil, İsyandayız, Kadın Cinayetlerinin Hesabını Soracağız!

Susmadık Susmayacağız, Tecavüze Sessiz Kalmayacağız!

Özgecan İsyanımızdır, Kararlıyız, Kadın Cinayetlerini Durduracağız!

 

TMMOB Kadın Çalışma Grubu