ŞPO: "ŞEKER FABRİKALARININ SATIŞI SANAYİNİN, TARIMIN ve KENTLERİN SONUNU GETİRECEK BİR ADIMDIR"

10.05.2018

TMMOB Şehir Plancıları Odası yönetim kurulu Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi üzerine 8 Mayıs 2018 tarihinde basın açıklaması gerçekleştirdi.

ŞEKER FABRİKALARININ SATIŞI SANAYİNİN, TARIMIN ve KENTLERİN SONUNU GETİRECEK BİR ADIMDIR. 

Ülkemizdeki şeker fabrikaları ilk olarak 2000 yılında özelleştirme kapsamına alınmış, 2008 yılında ise "şeker fabrikalarının özelleştirilmesi" teşebbüsü ile tekrar gündeme gelmiştir. Ancak o dönem işçi sendikaları ile pancar üreticilerinin direnişiyle ve açılan davalar sonucu Danıştay`ın 2008`de ihale şartnamelerini iptal etmesiyle durdurulabilmiştir. Ne yazık ki bu durmak bilmez süreç bugünlerde 14 şeker fabrikası için tekrar canlandırılmıştır.  Bu karar, kamuoyunda haklı bir gerekçe ile gıda güvenliğini tehdit edici boyutuyla ele alınıp tepki çekmişse de "şeker fabrikaları önemli bir kent ekonomisi ve tarımsal-kırsal sürdürülebilirlik bileşenidir" ve "özelleştirilmelerinin bu olumlu yapısal girdilerin kaybedilmesi problemi" olarak ele alınması gerekmektedir.

Özelleştirilen fabrikalar incelendiğinde, birçoğunun bulundukları illerin önemli tarımsal sanayi tesisleri oldukları hatta ilçelerdeki fabrikaların o ilçelerdeki en büyük sanayi tesisleri olduğu görülmektedir. Bu anlamda kuruldukları yerde büyük sayıda istihdam sağlayan bu fabrikalar, aynı zamanda kent ve kır ekonomilerinin de itici gücünü oluşturmaktadırlar. Şeker fabrikaları kentsel-kırsal istihdama ek olarak hayvancılığı besleyecek yan ürünlerin oluşmasını da sağlayarak bulundukları şehirlerdeki kırsal ekonomi ve istihdamı da büyük oranda besleyen, canlı tutan üretim alanlarıdır. Bu önemli ekonomik değerlerin yanında, sağladıkları imkânlarla işçilerin sosyal hayatını zenginleştiren mekân ve etkinlikler sunmuşlardır. 

Şeker Fabrikalarının üretim anlamında taşıdıkları bu pozitif dışsallıklara ilişkin bazı örnekler Türk Şeker A.Ş`nin resmi sitesinde şu örneklerle verilmiştir. 

  • Şeker pancarı "kırsal kesimde ayçiçeğine göre 4,4 kat, buğdaya göre 18 kat fazla istihdam oluşturmaktadır." 
  • "Mekanizasyon kullanımı açısından pancar tarımı buğdaydan 1,5 kat, ayçiçeğinden 1,9 kat daha fazla makina kullanımına olanak sağlamaktadır." 
  • "Bir hektar alandan elde edilen pancarın baş, yaprak ve küspesi hayvan yemi olarak değerlendirildiğinde yaklaşık 300 kg canlı hayvan ağırlığı elde edilmesi mümkündür." 
  • "Türk Şeker, bilhassa Doğu Anadolu‘da kurduğu fabrikalarla kırsal kesimde istihdam, iç göçün yavaşlatılması, bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması gibi sosyal işlevleri de yerine getirmektedir."  
  • Sektörde, hane halkı düzeyinde 2.5 milyondan fazla insanımız pancar tarımı ve şeker üretiminden geçimini sağlamaktadır." 
  • "Şeker pancarı tarımı, birçok bakımdan alternatif ürünlere göre karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir. Pancar üretimi için ton başına yapılan harcama buğdaydan 3.7, ayçiçeğinden 7 kat daha düşüktür. Buna karşın, birim alanda buğdaydan 3.3, ayçiçeğinden 2 kat daha fazla katma değer yaratmaktadır. Tarım ve sanayide yarattığı istihdam, alternatif ürünlerle kıyaslanmayacak büyüklüktedir". 

Ülkemizde işsizlik oranı resmi rakamlara göre %10-12 arasına yerleşmişken; tarım sektöründe yanlış tarım politikaları neticesinde her geçen gün gıda fiyatları dünya ile kıyas kabul etmeyecek biçimde yükselmeye başlamışken; hem kent ekonomilerini ayakta tutan, hem de kırsal nüfusun ekonomik gelir kaynağı olan, tarımsal üretimde güvence ve istihdam sürekliliği yaratan şeker fabrikalarının satışı, ilgili kentsel ve kırsal alanlarda yıkıcı sorunlar yaratacak, birçok kentin ekonomik hareketliliğini bitirmek anlamına gelecektir.

Özelleştirilen fabrikalarda "belirli sürelerle üretime devam edileceği, 5 dönem boyunca köylülerden pancar alımına devam edileceği" gibi satış sözleşmesi maddeleriyle, yerelde oluşan tepkiler geçiştirilmeye çalışılsa da, bu özelleştirmelerin sonucunda hem kentsel hem kırsal alanlarda yoğun bir işsizliğin ve ekonomik- sosyal krizlerin yaşanacağı açıktır.

Geçmişte SEKA, Et Balık Kurumu, TEKEL işletmeleri, SÜMERBANK gibi, kırsal alanlarda önemli ölçüde istihdam sağlayan ve ekonomik katma değer yaratan kamusal teşebbüslerin ve arsa-arazilerinin özelleştirilmesi ile ortaya çıkan olumsuz sonuçlar, şüphesiz ki şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile yeniden yaşanacaktır. Kamu iktisadi teşebbüsleri öncülüğünde üreten ve kendi kendine yeten, kenti besleyen kırsal alanlarda çalışan bir nüfus yerine, kente bağımlı, tüketim zincirine dahil olmuş, kente göç etmek zorunda kalarak kentsel alanlarda sermayenin ucuz iş gücü ihtiyacını karşılayan yığınlar oluşturan bir iktisadi politika yürüten iktidar, şeker fabrikalarını özelleştirerek kamu yararına aykırı uygulamalarına devam etmektedir.

Tüm bu nedenlerle, şeker fabrikalarının satışından bir an önce vazgeçilmesi;  geniş halk kesimlerini yoksulluğa, ülkeyi tarımda ve hayvancılıkta giderek artan oranlarda dışa bağımlılığa sürükleyecek düzenlemelere son verilmesi; düzenleyici değil, üretici devlet politikası temelinde, kamucu, üretken bir ekonominin yeniden hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

TMMOB Şehir Plancıları Odası