TMMOB 13 EKİM 2004 DE İSTANBUL'DA "YAŞANACAK ÜCRET, İŞ GÜVENCESİ, HERKESE EŞİT-ÜCRETSİZ SAĞLIK HAKKI" İSTEDİĞİ İÇİN YARGILANACAK "DOSTLARI"NIN YANINDADIR.

11.10.2004

İstanbul'da, "Sağlık alanında, bugünün sorumlusu olan son yirmi küsur yıldır uygulana gelen politikaların devamı anlamındaki yasal düzenleme girişimlerinin durdurulması, genel bütçeden Sağlık Bakanlığı'na ayrılan payın %10'a çıkarılması, sağlık çalışanlarının emeklerinin karşılığını alması, özlük hakları, iş güvencesi ve halkın eşit, ulaşılabilir, ücretsiz sağlık hizmetinin sağlanması" taleplerini dile getirmek üzere basın toplantısı yapan İstanbul Tabip Odası ve 11 sendika, meslek örgütü ve sivil toplum örgütünden toplam 85 kişinin yargılanması üzerine TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı bir basın açıklaması yaptı.

İstanbul‘da, "Sağlık alanında, bugünün sorumlusu olan son yirmi küsur yıldır uygulana gelen politikaların devamı anlamındaki yasal düzenleme girişimlerinin durdurulması, genel bütçeden Sağlık Bakanlığı‘na ayrılan payın %10‘a çıkarılması, sağlık çalışanlarının emeklerinin karşılığını alması, özlük hakları, iş güvencesi ve halkın eşit, ulaşılabilir, ücretsiz sağlık hizmetinin sağlanması" taleplerini dile getirmek üzere basın toplantısı yapan İstanbul Tabip Odası ve 11 sendika, meslek örgütü ve sivil toplum örgütünden toplam 85 kişinin yargılanması üzerine TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı bir basın açıklaması yaptı.

TMMOB 13 EKİM 2004 DE İSTANBUL‘DA "İNSANCA YAŞANACAK ÜCRET, İŞ GÜVENCESİ, HERKESE EŞİT-ÜCRETSİZ SAĞLIK HAKKI" İSTEDİĞİ İÇİN YARGILANAN "DOSTLARI"NIN YANINDADIR

İstanbul Tabip Odası ve 11 sendika, meslek örgütü ve sivil toplum örgütünden toplam 85 kişi 255 yıla kadar ceza talebiyle 13 Ekim 2004‘de İstanbul‘da yargılanıyor.

85 kişi İstanbul‘da, "Sağlık alanında, bugünün sorumlusu olan son yirmi küsur yıldır uygulana gelen politikaların devamı anlamındaki yasal düzenleme girişimlerinin durdurulması, genel bütçeden Sağlık Bakanlığı‘na ayrılan payın %10‘a çıkarılması, sağlık çalışanlarının emeklerinin karşılığını alması, özlük hakları, iş güvencesi ve halkın eşit, ulaşılabilir, ücretsiz sağlık hizmetinin sağlanması" taleplerini dile getirdikleri için yargılanıyorlar.

Önce 5 Kasım‘da tabipler, sağlık emekçileri iş bırakırlar. Sonra yargılanan insanların örgütleri, sağlık emekçileri, tabipler hep birlikte, 22 Aralık‘ta İstanbul Tabip Odası‘nda yapılan basın toplantısında bulunurlar. Topluca, en demokratik haklarını kullanarak, bir yanlışlığı anlatırlar, nasıl olması gerektiğini, taleplerini kamuoyu ile paylaşırlar.

Derler ki:

"Ülkemizde kaynaklar borç faizi olarak aktarılmakta, bu kaynaklar bilim, akıl ve vicdan yardımıyla oluşturulmuş bir sağlık hizmet ortamına dönüştürülememektedir. Sonuç olarak pek çok bebeğimiz bir yaşına gelmeden ölmekte, pek çok anne doğum sırasında yaşamını kaybetmekte, önlenebilir pek çok hastalık nedeniyle yüksek sayıda ölüm ve sakatlık oluşmaktadır. İnsanlarımız nitelikli sağlık hizmetine ulaşamadıklarından sağlık hizmeti sunanlar bu sistemin süre gitmesinden mutsuzdurlar. Elbette bu durum değişmelidir ve herkes hak ettiği hizmeti, gerektiği anda, finansal ve diğer kaygılar olmadan ulaşabilmeli, hizmet sunanlar emeklerinin karşılığını alabilmelidirler. Bunun için bazı temel koşullar vardır: Sağlığa ayrılan kaynağın artırılması gibi"

Derler ki:

2004 bütçesinde halkın sağlık hizmetlerindeki beklentilerine, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin özlük haklarının iyileştirilmesine, bölgeler arası eşitsizliği giderecek sağlık politikalarına yer yoktur. Hükümet tercihini halktan yana değil, IMF‘den, Dünya Bankası‘ndan yani sermayeden yana kullanmıştır. Türkiye‘de sağlık sisteminde finans yetersizliği yaratılmıştır. İki büyük sağlık hizmeti üreticisi kurumun; Sağlık Bakanlığı ve SSK‘nın finansal kaynakları iyice kısıtlanarak  neredeyse hiçbir yatırım yapamaz hale getirilmiştir. Diğer taraftan da, sağlık hizmeti veren özel kuruluşların geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için özel teşviklerle ve kamu personelinin özele sevki uygulamasıyla bu kuruluşlara kaynak aktarımı yoluna gidilmiştir. 1989 yılında özelden sağlık hizmeti almak için kamudan aktarılan kaynak oranı %1.5 iken bu oran 1998 yılında % 24.3‘e yükselmiştir. AKP hükümetinin gündeminde olan Kamu Yönetimi Temel Kanunu taslağı ile  sürmekte olan uygulamalar meşrulaştırılmak istenmektedir. İş güvencemizin ortadan kaldırılacağı, devletin sosyal yönünün yok edileceği, kamu hizmetlerinin ticarileşeceği bu yasal düzenlemeler halk ve emekçi karşıtı politikalardır. "Sağlıkta Dönüşüm Programı" Kamu Yönetimi Temel Kanunu hazırlığının bir parçasıdır. Amaçlanan; Devletin, sağlık hizmeti vermekten elini çekerek "sağlık hizmetlerinin standardını ve sağlık politikalarını belirleyen, denetleyici ve düzenleyici" bir görevle sınırlanmasıdır. Kısaca yapılmak istenen, doğuştan kazanılmış ücretsiz, eşit ve nitelikli olması gereken halkın sağlık hakkının gasp edilmesidir. Sağlık hizmetinin piyasa koşullarına terk edilmesi, sağlık emekçilerinin performansına göre ücretlendirilerek iş güvencesiz, kölelik koşullarında çalıştırılmasıdır. Yapılması istenen bu yasal düzenlemelerin ortak yönü; kamu hizmeti alanının daraltılması, kamu kaynaklarının direkt veya dolaylı yollarla özel sektöre aktarılması, çalışanların iş güvencelerinin ortadan kaldırılarak sözleşmeli personel uygulamasına geçilmesidir. Hedef küresel sermayenin sömürü alanlarını genişletmektir. IMF, DB ve DTÖ politikalarına uygun bir yapısal düzenleme yaratmaktır. Oysa hepimiz biliyoruz ki, ülkemizi kasıp kavuran işsizliğin, yoksulluğun kaynağı bu politikalardır."

Sözlerini de şöyle bitirirler:

"Ücretimiz, iş güvencemiz ve sağlık hakkı için 24 Aralık 2003‘te GÖREVDEYİZ"

İşte bütün hikayenin aslı, yargılanmalarının esası budur.

TMMOB 13 Ekim‘de İstanbul‘da, Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD) Yönetim ve Denetleme Kurulu asıl ve yedek Üyelerinin, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyelerinin, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Yönetim Kurulu Üyelerinin, Hak-İş Marmara Bölge Başkanının, Türk-İş 1. Bölge Başkanının, DİSK Devrimci Sağlık İş Sendikası Yönetim Kurulu Üyelerinin, İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyelerinin, İstanbul Diş Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Üyelerinin, İstanbul Veteriner Hekimler Odası Başkanının, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası İstanbul-Aksaray, Bakırköy, Şişli Şubeleri Yönetim Kurulu Üyelerinin, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyelerinin, kısacası yürekleri insanlık ve emek için atanların, "Sağlık Hakkı Yargılanamaz" diyen dostlarının yanında olacaktır.

TMMOB, sağlık alanında çalışanların ve onların örgütlerinin, TTB‘nin, SES‘in "Özlük hakları, iş güvencesi ve halkın eşit, ulaşılabilir, ücretsiz sağlık hizmetinin sağlanması" taleplerini desteklemektedir.

TMMOB, dost örgütlerin onurlu yürüyüşlerinin ve o örgütlerin onurlu yöneticilerinin yanındadır.

Mehmet SOĞANCI
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı