
TMMOB İKK'LARDAN "14 EKİM MİTİNGİ" NE DAVET
TMMOB Adana, Bursa, Edremit, Hatay, İstanbul, Kırklareli, Kocaeli, Malatya ve Samsun İl Koordinasyon Kurulu 13 Eylül 2006 tarihinde birer basın açıklaması yaparak, tüm mühendis, mimar ve şehir plancılarını "emeğe, insana, mesleğe ve ülkeye sahip çıkmak" için 14 Ekim mitinginde Ankara'da buluşmaya çağırdı.
İl Koordinasyon Kurullarının açıklamaları şöyle:
BASINA VE KAMUOYUNA,
"EMEĞE, İNSANIMIZA, ÜYEMİZE, YAŞAMA, MESLEĞİMİZE, ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ"
14 EKİM 2006‘DA ANKARA‘DA "TMMOB MİTİNGİ"NDE BULUŞUYORUZ.
Bizler; bilim yoluyla elde edilmiş tüm bilgilerden akıl ve deneyim yoluyla
somut sentezlere vararak insana ve insanlığa yararlı oluşumları yaratma gücü
ve çabası içinde, bilimi, ekonomiyi, zamanı ve fiziksel kaynakları en iyi
şekilde değerlendirip, en ekonomik, en güvenli, çevresel ve sosyal olarak en
kabul edilebilir çözümleri bulan ve aldıkları kararları uygulamaya çalışan
mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları olarak;
Sermayenin güvenilirliği, kârı için düzenlenmiş rant ekonomisi içinde
erimeye, bu ekonominin yarattığı plansızlık ve karmaşa içinde yaşam
koşullarımızın yanında, mesleki kimliklerimizin de erozyona uğramasına hayır
diyoruz.
Her gün milyonlarca insanın kullandığı, tükettiği, içinde, üzerinde
yaşadığı, çalıştığı her şeyi, kısacası hayatın kendisini tasarlayan,
mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları, bugün ucuz emek piyasasında açlık
sınırıyla yoksulluk sınırı arasındaki ücretlerle yaşam mücadelesi vermeye
hayır diyor.
Bugün meslektaşlarımızın %25‘i işsiz. İşsizliğin doğal olduğu, işsizliğin
kader olduğu yalanlarına karşı çıkmak için, IMF‘nin, çokuluslu tekellerin ve
yerli tekelci sermayenin, emek düşmanı ekonomik, sosyal ve siyasal
dayatmalarına, ülkemizin kaynaklarının yağmalanmasına, insanımızın
yoksullaştırılmasına hayır diyoruz.
Eğitim, sağlık gibi en temel insan hakkı olan kamu hizmetlerinin, paralı
hale getirilmesine, ranta, faize, borç ödemelerine odaklanan bir bütçeye
hayır diyoruz.
100.000‘den fazla meslektaşımız işsizken, siyasal iktidarın yasamızda
yapacağı değişiklikle ülkemizin kapılarını akademik ve mesleki yeterliliği
kanıtlanmamış yabancı mühendis, mimar ve şehir plancılarına sonuna kadar
açmak için mecliste beklettiği, 4817 sayılı yasa taslağına hayır diyoruz.
Kendi ülkemizde bizleri yabancı konumuna getiren, yurttaşlık haklarını
elinden almak isteyen, mühendisini, mimarını, şehir plancısını gözden
çıkaran siyasal iktidara hayır diyoruz.
Mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları, uygulanan neo-liberal
politikaların yaşamlarında yarattığı tahribata, yoksullaşmaya, açlık
sınırında yaşamaya mahkum bırakılmaya, kendi ülkesinde yabancı konumuna
getirilmeye karşı; "Emeğe, İnsanımıza, Üyelerimize, Yaşama, Mesleğimize,
Ülkemize" sahip çıkmak için 14 Ekim‘de Ankara‘da "TMMOB Mitingi"nde
buluşuyor.
Başka bir yaşam, başka bir Türkiye, başka bir Dünya mümkün.
Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber, Ya Hiç Birimiz.
TMMOB Adana İKK Sekreteri Hüseyin Atıcı
BASINA VE KAMUOYUNA
Teknik elemanlar yine ayakta!...
Bu ülkenin mühendis, mimar ve şehir plancıları 14 Ekim 2006?da bir kez daha sokakta! Bir kez daha alanlarda! Bir kez daha Ankara‘da demokratik isyan haklarını kullanacak!...
Bu günlere nasıl gelindi? Yakın tarihe yani Cumhuriyet tarihimize bakıldığında, şunu net olarak görmek mümkün;
Dünyanın birçok yerinde ve kuruluşundan bugüne ülkemizde gelişen ve küreselleşen hayat standartları, toplumsal ve uluslararası etkileşim, küçülen pasta ve artan talepler ve adaletsiz bölüşüm nedeniyle, yönetimler ile halk arasındaki sorunlar niteliksel ve niceliksel bir şekilde artarak devam etmekte. Bu olumsuzluk nedeniyle, özellikle son yıllarda ülkeler cehenneme dönmüş, uluslar çeşitli bunalımlara sürüklenmiştir.
Bu duruma karşı, dünyada olduğu gibi ülkemiz halkı, örgütlü sivil yapıları aracılığı ile tepkilerini göstermiş ve hatta, örneğin "Emek Platformu" gibi geniş tabanlı bir blok oluşturup, güç birliği içinde haksızlıklara, adaletsizliklere, yolsuzluklara, yoksunluğa, savaşlara, gericiliğe karşı barış, adalet, demokrasi vb. taleplerle mücadele vermektedir.
Siyasi iktidarlar, yönetimleriyle her geçen gün ülkeye yabancılaşıyor, toplumsal dinamiklerin en doğal insani taleplerine karşı bile düşmanca tavır alıyorlar.?
O zaman şunu kendimize sormak durumundayız. Bu ülke bizim değil mi? Yoksa, bizi yönetenler bize gerçekten yabancılar mı?
Biz, bu ülkede doğup büyüdüğümüz kesin olduğu kadar; 12 Mart ve Eylül‘lerde bir kuşağı yok eden, düşük yoğunluklu savaşlarla halkını birbirine düşman kılan, yeniden yapılanma adı altında devleti şirket, vatandaşı müşteri gören anlayışla; eğitimde, sağlıkta, tarımda, sosyal güvenlikte vb. birçok alanda yurttaşımızın yaşam alanlarını daraltan, yer altı ve yer üstü doğal kaynaklarımızı üzerinde yaşayan insanı ile birlikte satılık meta olarak kabul eden yönetimlerin bize yabancı olduğu da kesin.
Evet, biz teknik elemanlar da toplumun bir parçasıyız. Bizde, işçimiz, köylümüz, esnafımız, eğitimcimiz, sağlıkçımız yani bu ülkede yaşayan her bir bireyimiz kadar yaşanan olumsuzluklardan etkilendiğimiz için, tepkilerimizi dile getiriyoruz. Ve, halkın da çıkarına olan taleplerimizi paylaşmak, bu mücadelemizde ülke ve toplum çıkarını kendi çıkarından önce gözeten tüm onurlu dostlarımızın gönül desteklerini almak istiyoruz.
Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz. Yaşasın TMMOB Örgütlülüğü
TMMOB Kırklareli İKK Sekreteri Hüseyin Kahraman
14 EKİM‘DE ANKARA‘DAYIZ
Bu ülkenin mühendisleri, mimarları, şehir plancıları 14 Ekim 2006‘da Ankara‘da,
TMMOB MİTİNGİNDE BULUŞUYOR...
Dünyanın en köklü uygarlık birikimine sahip ülkemizde; mesleki ve yaşam alanlarımızı etki altına alan olumsuzluklar ve insanımıza, üyemize, yaşama, mesleğimize ve ülkemize sahip çıkmak amacıyla 14 EKİM‘DE ANKARA‘DAYIZ...
Gerek yaşamımız ve gerekse ülkemiz coğrafyası üzerinde dayatılan hızlı değişiklikler, insan hayatının ve kültürlerinin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır.
Toplum ve ülke olarak varlık nedenimiz, barışın, kültürün ve insan yaşamının öncelikli hedeflendiği bir dünya olmalıdır. İnsanları, kültürleri ve yaşam alanlarını yok eden olumsuz gelişmelere son verilmelidir.
Bir devletin doğal kaynakları, toplumsal, siyasal ve ekonomik yapısı ile yani var oluşu ile doğrudan ilişkilidir. Doğal kaynaklar yaşamımızın ve kalkınmamızın temel girdisidir. Ülke kaynaklarının doğa, tarih ve kentsel değerleri yok ederek hukuk tanımaz bir şekilde tahrip edilmesine son verilmelidir.
Yaşamakta olduğumuz süreçte "dönüşüm" adı altında, ülke kaynaklarımız, kentlerimiz, yaşam alanlarımız, küresel sermayeye terk edilmektedir. Bilim dışı, insan odaklı olmayan dönüşümlere son verilmelidir. Kentsel Planlama kavramıyla ilgisi olmayan "imar" ve "dönüşüm" anlayışının yerine; doğal ve kültürel mirasların korunması, orman ve tarım alanlarının yapılaşmaya açılmamasını da kapsayan ve odak noktasına insanı yerleştiren ranttan uzak bir kentleşme süreci gelmelidir.
Kentlerimiz ve yapılarımızın sağlıklı gelişimi ve dönüşümü, imar, yapı ve çevre mevzuatının bir bütün olarak sistemleştirilmesi ve uygulanması ile mümkündür. Ranta dayalı uygulamalara izin vermeyen, planlama ve yapılaşma anlayışı ile imar, yapı ve çevre hukuku geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.
Uluslararası toplum, Dünya Ticaret Örgütü‘nün, hizmet ticaretine (GATS) ilişkin olarak dolaşımı serbestleştirirken oluşturduğu eşitsizlik ve kültürel tahribatı açıkça eleştirmektedir. Ulusal ve uluslar arası pazarda mimarlık mühendislik hizmet sunumunun koşulları değişmekte iken, yabancı mimar ve mühendislerin denetimsiz olarak hizmet sunabilecekleri bir ulusal pazarda Türk mühendis ve mimarların rekabet etme şansı kalmayacaktır. Akademik ve mesleki yeterlilik aranmadan yabancı işgücünün girişine olanak tanınmasına, yerli hizmet sunucuları bakımından haksız rekabet ortamını yaratılmasına izin verilmemelidir.
Üretim gücü azalan ülkemizde, akılcı olmayan kar elde etme yöntemleri nedeniyle işsizlik ve yoksulluk artmaktadır. Çalışmak tüm insanlar için devlet güvencesi altına alınması gereken bir haktır. Ancak, ülkemiz insanının içinde bulunduğu durum buna ters bir göstergedir. İşsizlik için istihdam arttırıcı bir kalkınma hedeflenmeli, sadece para kazanmaya yönelik özelleştirmelere son verilmelidir. Kamusal varlıkların yani hepimize ait olan doğal ve kültürel varlıkların ve işletmelerin, yabancı sermayeye kanalize edilmesi durdurulmalıdır.
TOPLUM YARARINA ALINACAK HER TÜRLÜ KARAR VE UYGULAMANIN
MESLEK ODALARINCA DA DESTEKLENECEĞİNİ VE
PAYIMIZA DÜŞEN GÖREVİ ÜSTLENECEĞİMİZİ
BİR KEZ DAHA SÖYLEYEREK,
KENTİN VE ÜLKENİN HER BİR DİSİPLİNİ İLE
YAŞAMA DAİR TÜM SORUNLARIMIZI PAYLAŞMAYA
HAZIR OLDUĞUMUZU BİLDİRİRİZ.
TMMOB Kocaeli İKK Sekreteri Yalçın Ergen
ÜRETEREK BÜYÜYEN VE PAYLAŞARAK GELİŞEN BİR ÜLKEDE İNSANCA YAŞAMAK İÇİN 14 EKİM‘DE ANKARA‘DA "TMMOB MİTİNGİNDE" BULUŞUYORUZ...
Türkiye 1980 li yıllardan itibaren uluslararası sermayenin küresel istemlerine uygun olarak enerjiden haberleşmeye, eğitimden sağlığa, tarımdan sosyal güvenliğe kadar hemen tüm alanlarda yapısal bir değişim programına tabi tutulmaktadır. İçinde yaşadığımız dönemde, küresel emperyalist sisteme eklemlenme doğrultusunda; sermaye dolaşımının ve hizmet sektörleri ticaretinin serbestleştirilmesi, bunların önündeki engellerin kaldırılması, ulusal sınırların yok edilmesi, kamu yönetiminin ve denetiminin daraltılması ilk yapılanlar olmuştur.
Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası ve İMF gibi küreselleşmeye önayak olan kuruluşların denetimi altında uygulanan yapısal uyum politikaları ve ekonomik programlar ile; üretime ve yatırıma dayalı,toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bütçeler yerine; ranta, faize ve dış borç ödemeye dayalı bütçeler oluşturulmakta, KİT ler satılmakta yada kapatılmakta, sanayi yatırımları azalmakta, çiftçi tarladan uzaklaşmakta, işsizlik gün geçtikçe büyümekte, dışa bağımlılık artmakta, çıkan krizlerin dayanılmaz boyutları yoksullaşma sürecini kronik hale getirmektedir.
. Hükümet kamu çalışanları ile yaptığı toplu görüşmelerde sefalet ücretinde ısrar etmekte, IMF‘ye verilen sözlerin dışına çıkılamayacağı söylemekte, kamu çalışanlarını gözden çıkartmaktadır.Kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal taleplerinin karşılanması ve insanca yaşanacak bir ücret için toplugörüşme değil, toplu sözleşme hakkı verilmelidir.
Bilim yoluyla elde edilmiş tüm bilgilerin akıl ve deneyim yolu ile somut sentezlere vararak insana ve insanlığa yararlı oluşumları yaratma gücü ve çabası içindeki mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları;bilimi, ekonomiyi, zamanı ve fiziksel kaynakları en iyi şekilde değerlendirip, en ekonomik, en güvenli, çevresel ve sosyal olarak en kabul edilebilir çözümleri bulurlar ve aldıkları kararları uygularlar.Bu gerçeğe karşın, ülkemizde gelişmenin önkoşulu olan planlama, üretim ekonomisi ve sanayileşme yerine ikame edilen rant ekonomisinin yarattığı plansızlık ve karmaşa ortamında, mühendislerin ve mimarların yaşam koşulları yanında, mesleki kimlikleri de erozyona uğratılmaktadır.
Bizler; çağdaş, bağımsız, onurlu, kalkınmış ve demokratik bir Türkiye‘de insanca ve barış içinde yaşamak için, "Başka bir yaşam mümkün. Başka bir Türkiye mümkün. Başka bir dünya mümkün." demek için bir araya gelirken; unutma "Sen Yoksan Bir Eksiğiz" diyoruz.
14 Ekim‘de yapacağımız mitingde ; "Emeğe, İnsanımıza, Üyemize, Yaşama, Mesleğimize, Ülkemize Sahip Çıkıyoruz." demek için halkımızı Ankara‘ya çağırıyoruz...
TMMOB Samsun İKK Sekreteri Nural Özcan