TMMOB ŞANLIURFA KENT SEMPOZYUMU GERÇEKLEŞTİRİLDİ

18.12.2025

TMMOB adına TMMOB Şanlıurfa İl Koordinasyon Kurulu tarafından düzenlenen TMMOB Şanlıurfa Kent Sempozyumu, 13-14 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirildi.

Sempozyumun açılışında TMMOB Şanlıurfa İKK Sekreteri Rojbin Şahin, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı M. Kasım Gülpınar, Harran Üniversitesi Rektörü Mehmet Tahir Güllüoğlu, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı M. Doğan Yetim ve TMMOB Yürütme Kurulu Üyesi Arif Balkanay birer konuşma yaptılar.

Aranın ardından başlayan ilk oturum "Şanlıurfa Kent Tarihi" ana başlığıyla Arş. Gör. Dr. Nazelin Pişkin moderatörlüğünde düzenlendi. Bu oturumda Prof. Dr. Mehmet Önal (Arkeolog-Harran Ören Yeri Kazı Başkanı) "Ortaçağda Harran", Öğr. Gör. İhsan Şenocak (Mimar - Emekli Akademisyen) "Urfa’da Geleneksel Sivil Mimari", Hatice Kübra İlhan (TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı - Cevher Mimarlık Ofisi) "Urfa Halilurrahman Su Yolu Aksının (Antik Daysan Nehri) Kentsel Doku Bağlamında İncelenmesi" sunumlarını gerçekleştirdiler.

İkinci oturum "Kent ve Tarım: Geleceğin Ortak Hikâyesi" ana başlığıyla Emine Aşit Büyükkırcalı moderatörlüğünde düzenlendi. Bu oturumda Hasan Maral (GAP İdaresi Bölge Başkanı) "GAP’la Değişen Coğrafya: Kırsal Kalkınma ve Kentleşme", Prof. Dr. Mehmet Ali ÇULLU (Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi) "Mezopotamya'nın Bereketi: Şanlıurfa'nın Tarımsal Mirası, Geleceği ve Dijitalleşen tarım”, Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen "Kentleşme ve Tarım: Şanlıurfa'da Toprağın Korunması ve Sürdürülebilirlik" konu başlıklarında sunumlar yaptılar.

Üçüncü oturum "Doğal Afetler ve Yönetimi" ana başlığıyla Prof. Dr. Recep Kadir Pekgökgöz moderatörlüğünde düzenlendi. Bu oturumda Doç. Dr. Arda Burak Ekmen "Deprem Zemin ve Yapı İlişkisi", Dr. Öğr. Üyesi M. Şefik İmamoğlu (Dicle Üniversitesi Mühendislik Fakültesi) "Urfa’nın Depreselliği ve Riskli Faylar", Selehaddin Şansal "Şanlıurfa’da 6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinde Yıkılmış ve Ağır Hasar Görmüş Yapıların Genel Değerlendirmesi" başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler ve sempozyumun ilk günü tamamlandı.

İkinci gün dördüncü oturumla başlayan sempozyumda "Turizm Planlama ve Kent Estetiği" ana başlığıyla Prof. Dr. Sedat Benek moderatörlük görevini üstlendi. Aslı Özbay "Tarihi Kent Merkezinin Turizm ile İlişkisi", Doç. Dr. Seyit Ahmet Solmaz (Harran Üniversitesi Turizm Fakültesi) "Şanlıurfa’da Kent Estetiği, Turizm ve Destinasyon İmajı: Görünen Şehirden Deneyimlenen Şehre", Doç.Dr. Emrah Yalçınalp (Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi) "Turizmde Marka Olmaya Giden Yol: Potansiyel ve Niyet" başlıklarında sunumlar yaptılar.

Beşinci oturum "Hava Kalitesi ve İklim Değişikliği" ana başlığında düzenlendi. of. Dr. Abdurrahman Bayram moderatörlüğünde düzenlenen oturumda Doç. Dr. Tuba Rastgeldi Doğan (Harran Üniversitesi Mühendislik Fakültesi) "Deprem Bölgesinde Bina Yıkım ve Enkaz Kaldrıma Kaynaklı Solunabilir Partikül Maddelerin İçeriği, Doç. Dr. Melik Kara (Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi) "Şanlıurfa İlinde Partikül Madde Kaynaklarının Belirlenmesi ve Çöl Tozu Taşınımları ile İlişkilendirilmesi", Çevre Yüksek Mühendisi Mehmet Demir (Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanı) "İklim Değişikliğine Karşı Stratejik Entegre Yaklaşımlar: Şanlıurfa Örneği"  konularıyla sunumlar yaptılar.

"Akıllı Kent ve Ulaşım Önerileri" ana başlığında Mesut Kaya moderatörlüğünde düzenlenen altıncı oturumda; Prof. Dr. Abdulkadir Güzel "Şanlıurfa Şehrin Kuruluşuna Etki Eden Coğrafi Faktörler", Cihan Alıcı (Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Eski Başkanı) "Akıllı Ulaşım" ve Prof. Dr. Mithat Arman Karasu "İmar Planlarının Uygulanması ve Ulaşım Sorunu :Şanlıurfa Örneği" konularında sunumlar yaptılar.

Son oturum "Şanlıurfa’nın Kentsel Sosyolojisi" ana başlığında Yaşar Karadaş moderatörlüğünde düzenlendi. Bu oturumda Prof. Dr. Mahmut Kaya (Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü) "Göç, Kent ve Sosyal Dışlanma", Prof. Dr. Esra Siverekli (Gaziantep Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi) "Şanlıurfa’nın Sosyo - Ekonomik ve Demografik Görünümü", Doç. Dr. Fatma Çakmak "Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) "Kent ve Din İlişkisi" sunumlar yaptılar. 

Şanlıurfa'nın tarihsel, mekânsal, çevresel ve toplumsal sorunlarının çok yönlü biçimde ele alındığı, yoğun katılımlı geçen TMMOB Şanlıurfa Kent Sempozyumu'nda kentin mevcut durumu ve geleceğine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. İki gün süren sempozyum boyunca, disiplinler arası bir yaklaşımla kentleşme süreçleri ele alınırken; Şanlıurfa’nın özgün yapısı, karşı karşıya olduğu sorunlar ve çözüm önerileri bilimsel bir zeminde tartışıldı. Yoğun katılımla gerçekleşen oturumlar, katılımcıların soru ve katkılarıyla zenginleşti. Teşekkür Konuşması sonrası sempozyum son buldu.

Sempozyumda TMMOB adına bir konuşma gerçekleştiren TMMOB Yürütme Kurulu Üyesi Arif Balkanay şunları ifade etti:

"Saygıdeğer Konuklar,
Değerli Meslektaşlarım,
Kıymetli Katılımcılar,

TMMOB Yönetim Kurulu adına hepinizi sevgi, saygı ve dostlukla selamlıyorum.
Bugün, insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan bu kadim kentte, Urfa’da bir aradayız.
Göbeklitepe’nin binlerce yıllık bilgeliğini, Harran Ovası’nın bereketini, Balıklıgöl’ün kültürel hafızasını ve Mezopotamya’nın ortak mirasını taşıyan bu kent, yalnızca Türkiye’nin değil tüm insanlığın geçmişine ışık tutan eşsiz bir merkezdir.

Böylesi bir tarihsel zenginliğin ortasında kentimizin bugününü ve geleceğini bilimsel bir zeminde tartışacak olmak, sempozyumumuzu çok daha anlamlı kılmaktadır.

Bu etkinliğin Urfa İl Koordinasyon Kurulumuzun ev sahipliğinde gerçekleşiyor olmasını değerli buluyor; İKK sekreteryasına, odalarımızın yöneticilerine, çalışanlarına, düzenleme kurulundaki tüm arkadaşlarıma ve sempozyuma katkı sunacak tüm bilim insanlarına içtenlikle teşekkür ediyorum.

Değerli Konuklar, Kıymetli Meslektaşlarım,

TMMOB olarak kent sempozyumlarını yalnızca teknik bilgilerin paylaşıldığı toplantılar olarak görmüyoruz.

Bu sempozyumlar, kentlerin sorunlarını bütünlüklü bir yaklaşımla ele aldığımız, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı birikimini toplum yararı doğrultusunda ortaklaştırdığımız önemli platformlardır.

Çünkü bizler, mesleki birikimini kamusal sorumluluk olarak gören bir örgüt geleneğinin temsilcileriyiz.

Kent sempozyumları, mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı alanlarının yalnızca teknik meselelerini değil; kentlerin sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel bütünlüğünü ele aldığımız ortak üretim zeminleridir.

Bizler bu sempozyumlarda, “nasıl bir kentte yaşamak istiyoruz?” sorusuna yanıt ararken, aynı zamanda “nasıl bir geleceği birlikte kurabiliriz?” sorusunu da tartışıyoruz.

Çünkü TMMOB örgütlülüğü için kentler yalnızca yapılar bütünü değil; toplumsal yaşamın, adaletin, dayanışmanın ve ortak hafızanın mekânıdır.

Urfa’nın güçlü tarihsel kimliği, tam da bu nedenle bizim için özel bir anlam taşımaktadır.

İnsanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan bu bölge; tarımın, yerleşik hayatın, üretimin ve kültürel etkileşimin ilk biçimlerine ev sahipliği yapmıştır.

Ancak böylesine köklü bir hafızanın üzerine kurulan bugünün kenti; hızlı nüfus artışı, düzensiz göç, denetimsiz yapılaşma, ekonomik dönüşüm ve iklim krizi gibi çok boyutlu baskılarla karşı karşıyadır.

Son yıllarda artan nüfus, kent merkezinde ve çeperlerinde yoğun yapılaşma baskısı yaratmış; barınma ihtiyacının büyümesi plansız konut alanlarını tetiklemiştir.

Göç hareketleri sosyal hizmetlerin kapasitesini zorlamakta; altyapı, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel alanlarda ciddi yetersizliklere yol açmaktadır.

Hizmetlere erişimdeki eşitsizlik ise mekânsal parçalanmayı ve toplumsal kutuplaşmayı artırmaktadır.

Tüm bu tabloyu yalnızca demografik değişimle açıklamak mümkün değildir. Urfa’nın yaşadığı dönüşüm, 1980 sonrası uygulanan neoliberal politikaların doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Kamu planlamasının geri çekilmesi, üretim odaklı politikaların terk edilmesi ve doğal kaynakların ticarileştirilmesi; kentin hem ekonomik yapısını hem de çevresel sürdürülebilirliğini derinden etkilemektedir.

GAP’ın başlangıçta öngördüğü kalkınmacı hedeflerin tamamı hayata geçirilememiş; bölgesel eşitsizlikleri azaltma yönündeki amaçlar zamanla geri plana itilmiştir.

Bugün Harran Ovası’nda karşı karşıya kaldığımız su krizi; tarımın sürdürülebilirliğini tehdit etmekte, üreticiyi yoksullaştırmakta ve kırsal göçü artırmaktadır.

Kaçak sondajlar, yanlış sulama teknikleri, yeraltı su seviyesindeki düşüş ve iklim krizinin etkileri bu coğrafyanın geleceğini ciddi biçimde risk altına almaktadır.

Değerli Konuklar,

Urfa yalnızca tarım ve üretim kenti değildir.

Aynı zamanda eşsiz bir kültürel miras alanıdır. Göbeklitepe, Haleplibahçe mozaikleri, Balıklıgöl havzası ve tarihi Urfa evleri; kontrolsüz projeler, yanlış planlama kararları ve rant baskısı nedeniyle tehdit altındadır.

Kültürel mirasın korunması bir lüks değil, bu kentin tarihsel sorumluluğudur.

Ancak turizmin ekonomik getirisine indirgenen yaklaşımlar, binlerce yıllık hafızayı geri dönüşü olmayan biçimde tahrip etme riski taşımaktadır.

Tüm bu örnekler bize şunu göstermektedir: Kentin kültürel mirası nasıl plansız müdahaleler karşısında kırılgansa, aynı plansızlık ve rant baskısı kentin tamamını da benzer biçimde savunmasız bırakmaktadır.

Kent bütünlüğünü gözetmeyen, bilimsel temelden uzak kararlar yalnızca kültürel dokuyu değil; yaşam alanlarımızı, yapılarımızı ve güvenliğimizi de tehdit etmektedir.

Bunun en yıkıcı sonuçlarını 6 Şubat depremlerinde gördük ne yazık ki…

6 Şubat depremleriyle birlikte yılların rant odaklı politikalarının, imar aflarının, denetimsizliğin ve bilimsiz planlamanın acı sonuçlarını çok daha görünür hâle getirmiştir.

Urfa, bu büyük yıkımın etki alanında yer alan kentlerden biridir.

Hepiniz hatırlarsınız; 6 Şubat depreminin hemen ardından yaşanan sel felaketinde 21 yurttaşımızı yitirdik.

Peş peşe yaşanan bu acı tabloya karşı yaptığımız tüm açıklamalarda ve hazırladığımız raporlarda ısrarla vurguladık: Bu felaketin temel nedeni, çarpık ve rant odaklı kentleşme politikalarıdır.

Tam da bu nedenle özellikle bir kez daha vurgulamak isterim:

TMMOB, sağlıklı, yaşanabilir ve güvenli kentler yaratılmasını; kentsel yaşam kalitesinin yükseltilmesini ve kent halkı ile emek–meslek örgütlerinin karar alma süreçlerine demokratik katılımını sağlayacak bir anlayışın geliştirilmesini temel bir gereklilik olarak görmektedir.
Bugün kentlerimizin her zamankinden fazla toplumcu, demokratik ve halkçı bir yerel yönetime ihtiyacı vardır.

Bu anlayış; katılımcılığı güçlendiren, toplumun farklı kesimlerine karar alma, uygulama ve denetleme süreçlerinde söz hakkı tanıyan politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi demektir.

Kentlerin geleceği ancak bilimsel planlama, kamusal denetim, toplumsal katılım ve kamu yararı temelinde şekillenebilir.

Bu nedenle dirençli bir Urfa için, merkezi ve yerel yönetimlerin TMMOB ve bağlı odalarla birlikte, aklın, bilimin ve tekniğin izinde kamucu politikalar doğrultusunda ortak hareket etmesi zorunludur.

Değerli Konuklar,

Sempozyum vesilesiyle bugün attığımız her adım, ortaya koyacağımız her öneri, alacağımız her karar Urfa’nın geleceğine doğrudan etki edecektir.

Bu sempozyumun çıktılarının yalnızca raporlara, arşivlere ya da seminer notlarına dönüşmesini değil; kentin geleceğini şekillendiren yol haritalarına, uygulama planlarına, politika önerilerine dönüşmesini diliyoruz.

Sözlerimi tamamlarken; Urfa’ya yaraşır sağlıklı, güvenli, adil, dirençli ve kültürel mirasını koruyan bir kent düzeni için birlikte mücadele edeceğimizi bir kez daha vurguluyor, sempozyumumuzun başarılı geçmesini diliyor, hepinizi sevgi, saygı ve dostlukla selamlıyorum."