
TMMOB VE KESK MADEN KAZASI SONRASI ZONGULDAK'TA...
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessese Müdürlüğü faaliyet sahasında taşeron firma tarafından işletilen maden ocağında 7 Ocak 2013 tarihinde meydana gelen ve 8 işçinin ölümüne neden olan iş kazası sonrası KESK ve TMMOB’den oluşan bir heyet 14 Ocak Pazartesi günü bölgeye gitti.
Zonguldak Madenci Anıtı önünde TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul ve Zonguldak Şubeler Platformu adına Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) Zonguldak Şube Başkanı Tahsin Kumkumoğlu‘nun yaptığı açıklamalar sonrası heyet Valilik binasına yürüdü. Genel Maden İşçileri Sendikası‘nı ziyaret ederek Sendika Başkanı Eyüp Alabaş ile de görüşen heyet, daha sonra kazada hayatını kaybeden maden işçisi Hasan Bozacıoğlu‘nun ailesine başsağlığı ziyaretinde bulundu.
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı‘nın Madenci Anıtı önünde yaptığı konuşma şöyle:
Canlarını yitiren Sevgili Aileler, Sevgili Arkadaşlar, Sevgili KESK‘liler, Sevgili TMMOB‘liler, Sevgili Zonguldaklılar,
Buraya Zonguldak‘a öncelikle bu ülkenin mühendisleri, mimarları, şehir plancıları adına iş cinayetinde yitirdiğimiz canlarımızın ailelerine başsağlığı dilemeye geldim. Buraya, burada yaşanan acıya ortak olmaya geldim. Yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla anmaya geldim. Hepimizin başı sağ olsun.
Sevgili Arkadaşlar,
Ülkemiz, iş kazalarında dünyada üst sıralarda yer almaktadır. Birliğimiz kayıtlarına göre; 2008 yılında 43 maden çalışanı iş kazası sonucu yaşamını yitirmişken, 2009 yılında bu sayı 92‘ye çıkmıştır. 2010 yılında 105 işçi, 2011 yılında 77 işçi, 2012 yılında 61 işçi maden kazalarında yaşamını yitirmiştir. Şüphesiz bu sayılar çok daha yüksektir. Yaşamını kaybedenler içerisinde maden mühendisi meslektaşlarımız da bulunmaktadır. Belirtmem gerekir ki; yeraltı kömür madenciliği, işçi sayısı başına düşen kaza ve ölüm sıralamasında bütün sektörlerin başında yer almaktadır.
Özellikle 80‘li yılların başından itibaren uygulamaya konulan özelleştirme, taşeronlaşma, rodövans (kiralama) vb gibi yanlış uygulamalar; kamu madenciliğini küçültmüş, kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar sonucu elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyim birikimini dağıtmıştır. Yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine üretimin, teknik ve alt yapı olarak yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakılması, buna ek olarak kamusal denetimin de yeterli ve etkin bir biçimde yapılamaması iş kazalarının artmasına neden olmaktadır. Yaşadığımız son olay bunu bize bir kez daha göstermiştir.
Taşkömürü havzası, 2004 yılında Maden Kanunu kapsamına alınarak yeni bir süreç başlamıştır. Bu süreçle birlikte Kurumun uzmanlaştığı hazırlık, üretim ve yıkama gibi "asli işleriyle" birlikte tüm hizmetlerin özel sektör marifetiyle yapılmasının ve bir anlamda Kurumun tasfiye edilecek duruma gelmesinin önü açılmıştır. O güne kadar uygulanamayan özelleştirme projeleri birer birer hayata geçirilmiş ve bu aşamada hazırlık işleri ihale yoluyla özel sektöre devredilmiştir. Ancak bugüne kadar yapılan uygulamalara bakıldığında tam bir başarısızlık yaşandığı apaçık ortaya çıkmıştır. Birliğimiz, özünde ülkemizin ve emekçilerin yararına görmediği özelleştirme ve bunun bir uygulaması olan taşeronlaşma ile ilgili olarak defalarca uyarılarda bulunmuştur. Kurumun hazırlık ve üretim ekipleriyle iç içe yapılacak işlerde taşeron hizmeti alınmasının, iş güvenliği ve denetim açısından ciddi sorunlar yaratacağı kamuoyuyla paylaşılmış ve sonuçta bugünlere gelinmiştir.
Halkın alın teri ile kurulan ve ülkemizin kalkınmasında önemli işlevler gören kamu kuruluşlarımızda özellikle son dönemde yönetici kademelerine yapılan atamalarda; bilgi, beceri ve liyakat aranmasından vazgeçilmiştir. Artık, atamalarda geçerli olan ölçüt, sadece "cemaatten olmak, kendileri gibi düşünmek ya da kendilerinden olmak"tır. Bu şekilde, yetersiz kişilerin uzmanlık gerektiren makamlara getirilmesinin önü açılmış, dolayısıyla kurumlardaki çalışma barışı ortadan kaldırılmış, çalışanlar arasında haksız rekabet oluşturularak yozlaşma hızlandırılmıştır. Her dönemde belirli ölçülerde yaşanan kadrolaşma, son dönemde "kuşatma" şekline dönüşmüş ve tüm işyerlerinde iş barışını ve iş güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir.
Her zaman söyledik, bir kez daha burada söylüyoruz:
Özelleştirmeler durdurulmalı, taşeronlaşma uygulamaları acilen iptal edilmelidir.
Ucuz işgücüne dayalı ve örgütlenmeyi engelleyen çalışma anlayışı terk edilmelidir.
Ülkemizde; yüksek risk taşıyan, kuralsız ve denetimsiz çalışan, mühendislik bilim ve tekniğinden uzak, teknik elemanın gözetim ve denetimi olmaksızın, tamamen ilkel koşullarda çalışan pek çok maden işletmesi bulunmaktadır. Bu işletmelerde her an kaza olma olasılığı mevcuttur.
Kazaların önlenebilmesi için bilimsel ve teknik yatırımların yanı sıra, örgütlenmenin ve sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması, çalışma yaşamı ile birlikte çalışanların sosyal ve ekonomik yaşamlarının da iyileştirilmesi zorunludur.
Bir kez daha söylüyoruz: işçi sağlığı ve iş güvenliği denetiminden birinci derecede sorumlu olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yaşanan iş kazalarının önlenebilmesi için görevlerini tam olarak yerine getirmelidir. İş cinayetlerinin sorumluluğunu Sayın Bakan üzerine almalı ve gereğini yapmalıdır.
Bir kez daha söylüyoruz: Bize hiç kimse iş cinayetlerini takdir-i ilahi olarak anlatmasın.
Birliğimiz iş cinayetlerinin durdurulması için birlikte yürüdüğü yol arkadaşı örgütlerle birlikte bundan böyle sözünü sokaklarda söyleyecektir.


