TÜRKİYE SOSYAL FORUMU İZMİR HAZIRLIK TOPLANTISI YAPILDI
Türkiye Sosyal Forumu İzmir Hazırlık toplantısı 25 Mart 2005 tarihinde MMO İzmir Şube toplantı salonunda gerçekleşti. TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı Sosyal Forumu oluşturan kuruluşların adına açılış konuşmasını yaptığı hazırlık toplantısında, Dünya Sosyal Forumları ile 4-7 Mayıs'ta Atina'da yapılacak Avrupa Sosyal Forumu hakkında bilgilendirme yapıldı. Türkiye Sosyal Forumu temaları hakkında görüşmeler yapıldı.
TMMOB Yönetim Kurulu Mehmet Soğancı şunları söyledi:
14 Haziran 2005 Türkiye Sosyal Forumu‘nun kurulduğunu İstanbul‘da açıkladığımızda şunları söyledik Forumun İstanbul, Diyarbakır, Ankara hazırlık toplantılarından sonra şimdi burada bu gün gerçekleştireceğimiz İzmir Hazırlık toplantısında bunları yenilemekte yarar var. Şunları söyledik.
Biz, Türkiye Sosyal Forumu (TSF) sürecini başlatmak üzere bir araya gelen toplumsal hareketler, sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve bireyler olarak, Türkiye‘de ve tüm dünyada yeni liberalizme, savaşlara ve her türlü ayrımcılığa karşı verilen mücadeleleri paylaşıyoruz. Ekonomik, toplumsal ve çevresel krizler yaratan ve savaşları küreselleştiren yeni liberal sisteme karşıyız. Çok farklı kesimlerden, çok farklı çevrelerden geliyoruz ve daha adil, daha eşit başka bir Türkiye‘de yaşama isteğinde buluşan milyonların parçasıyız.
Günümüzde savaş, yeni liberal politikaların militarist yüzü olarak karşımıza çıkıyor. Irak‘ın işgali, militarizm ile çokuluslu şirketlerin ekonomik egemenliği arasındaki bağlantıyı tüm dünyanın gözleri önüne serdi. Komşu Irak‘ta savaş ve işgal, Filistin‘in işgali, Çeçenya‘da katliam, Afrika‘da göz ardı edilen savaşlar, yakın geçmişte Balkanlar‘da yaşananlar, insanlığın geleceğinin ne büyük bir tehdit altında olduğunu gözler önüne seriyor. Kendi ülkemizde de, acılarını hepimizin birlikte yaşadığı bir Kürt sorunu yıllardır devam ediyor.
Irak savaşı yalanlarla meşrulaştırılmaya çalışıldı. Irak‘taki tüm işgal güçlerinin derhal çekilmesini talep ediyor ve Iraklıların, ambargo ve savaşın yol açtığı tüm zararlar için tazminat isteme haklarının yanı sıra, kendi kaderlerini belirleme ve egemenlik haklarını destekliyoruz.
Biz, toplumsal hareketler, kitlesel örgütler ve çevreler olarak yeni liberal küreselleşmeye, emperyalizme, savaşa, doğanın sömürülmesine, ırkçılığa, kültürel emperyalizme, yoksulluğa, ataerkilliğe, ve cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimlikleri de dahil olmak üzere cinselliğe dayalı tüm ayrımcılık biçimlerine karşı mücadeleye desteğimizi vurguluyoruz. Kadınlara yönelik her türlü şiddeti reddediyoruz. Aynı zamanda farklı yeteneklere sahip, sakatlar, körler ve AIDS gibi ölümcül hastalıklara yakalanmış insanlara yönelik tüm ayrımcılıklara da karşıyız.
Toplumsal adalet için, doğal kaynaklara eşit erişim hakkı için, insanların sağlıklı bir çevrede yaşama ve tüm canlıların varolma hakkı için, insan ve yurttaşlık hakları, tüketici hakları, katılımcı demokrasi, her iki cinsten işçilerin haklarının uluslararası anlaşmalarda garanti altına alınması, kadın hakları ve aynı zamanda halkların kendi geleceklerini tayin hakları için mücadele ediyoruz. Biz, barışın ve uluslararası dayanışmanın savunucularıyız ve kamu hizmetlerine ve temel ihtiyaçlara erişimi garanti edebilecek toplumları destekliyoruz.
Devlet terörüne ve şiddet içermeyen sivil direnişleri suç gibi gösteren ‘terör‘ yasalarına karşıyız. Sözde terörizme karşı olanlar, tüm dünyada vatandaşlık haklarını ve demokratik özgürlükleri kısıtlıyor.
Dünyayı geri dönüşsüz bir ekolojik yıkımın eşiğine getiren, daha fazla kâr elde etmek için aşırı üretim ve aşırı tüketimi tek geçerli kural sayan, doğanın sınırlarını yok sayan yeni liberal küreselleşmeye karşıyız. Yaşamın ve doğanın sürdürülebilir olmasını amaçlayan ekolojik politikaları destekliyoruz.
İşçilerin, köylülerin, halk hareketlerinin ve evlerini, işlerini, topraklarını ve haklarını kaybetme tehdidi ile karşı karşıya olan tüm insanların mücadelelerinin haklılığına inanıyoruz. Yerkürenin pek çok yerinde olduğu gibi, Türkiye‘de de köylüler çokuluslu şirketlere ve yeni liberal tarım politikalarına karşı direniyor, gıdalar ve tohumlar üzerinde egemenlik ve demokratik toprak reformu talep ediyor. Yoksul köylülerin bu mücadelesini destekliyoruz.
Toplumsal hareketlerin, azınlıkların ve halk örgütlenmelerinin daha adil ve daha eşit bir Türkiye için mücadelelerini paylaşıyoruz. Din, yasa ve etnisite temelinde şiddet, sekterlik ve milliyetçiliği besleyen her türlü ayrımcılığa karşıyız. Kültürel, dinsel ve geleneksel ayrımcı uygulamalar yoluyla kadınlara yönelik şiddet ve baskının sürdürülmesini kınıyor, inanç ve düşünce özgürlüğünü savunuyoruz. Herkesin kendi anadilinde konuşma hakkını savunuyoruz. Farklılıklarımıza rağmen bir arada olmamız bizim zenginliğimiz.
Küresel kapitalizm, meşruiyet krizinden bir kaçış olarak, merkezinde kâr amacı olan halk karşıtı bir düzeni sürdürmek için zorbalığı ve savaşı kullanıyor. Hükümetlerin militarizm, savaş ve askeri harcamalara son vermesini istiyor; ve insanlığa yönelik bir risk ve yeryüzündeki yaşama bir tehdit olan ABD askeri üslerinin kapatılmasını talep ediyoruz.
Dünyadaki fakir ülke borçlarının sürdürülemez durumunu ve hükümetlerin, çokuluslu şirketlerin ve uluslararası finans kuruluşlarının bu durumu zorlayıcı şekilde kullanışını kınıyoruz. Yoksul ülkelerin borçlarının toptan ve koşulsuz olarak silinmesini, uluslararası spekülatif para hareketlerinin denetim altına alınmasını talep ediyoruz.
Yeni liberal politikaların Türkiye‘de uygulanma biçimlerinin en açık göstergesi olan özelleştirmeler, IMF‘nin direktifleriyle yürütülüyor. Sendikasızlaştırmaya ve taşeronlaştırmalara karşı verilen mücadelelerin yanındayız. Başta eğitim ve sağlık olmak üzere emeklilik ve sosyal güvenlik sisteminin savunulmasını, kamu mallarını korumak üzere özelleştirmelere karşı mücadeleyi haklı buluyoruz. Emekçilerin kazanımlarının ellerinden alınmasına karşı ortak bir duruş sergilenmesi gerektiğine inanıyoruz. İşçi haklarına saygı gösteren, insanca yaşam için gereken bir ücret sağlayan, şirket kârlarına dayalı rekabeti değil toplumsal dayanışmayı öne çıkaran bir Türkiye için mücadeleleri destekliyoruz.
İnsanlığın ürettiği tüm değerlerin sermaye lehine yağmalanmasında en büyük sorumluluğa sahip olan G8 Zirvesine, IMF ve Dünya Bankası‘na karşı sesimizi yükseltiyoruz. Biz, ortak düşmanımız olan DTÖ‘ye karşı birleştik. Toplumsal hareketler, yerli halklar, çiftçiler ve aktivistler her türlü yaşam biçimi üzerindeki imtiyazlara ve biyolojik çeşitliliğin, gen kaynaklarının, suyun ve toprağın çalınmasına karşı mücadele ediyor. Biz, kamu hizmetlerinin ve insanlığın ortak değerlerinin özelleştirilmesine karşı mücadele için birleştik. Özelleştirmeye karşı mücadelemizi; ortak değerlerimizi, çevreyi, tarımı, suyu, sağlığı, kamu hizmetlerini ve eğitimi savunan çabalarımızı birleştiriyoruz.
Türkiye Sosyal Forumu sürecinde yer alan bizler, herkesi toplumsal hareketler ağı oluşturmak, mücadele yeteneğimizi güçlendirmek üzere bu çağrıya destek vermeye ve TSF sürecine katılmaya çağırıyoruz.
BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN! BAŞKA BİR TÜRKİYE MÜMKÜN! BAŞKA BİR YAŞAM MÜMKÜN!
MÜCADELEYİ KÜRESELLEŞTİRİN! UMUDU KÜRESELLEŞTİRİN!