VAN KENT SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ YAYIMLANDI

12.05.2014

TMMOB adına Van İl Koordinasyon Kurulu tarafından "Kimliğini arayan Kent" temasıyla 21-22 Şubat 2014 tarihlerinde düzenlenen 2. Van Kent Sempozyumu sonuç bildirgesi yayımlandı.

 

TMMOB VAN KENT SORUNLARI SEMPOZYUMU II


SONUÇ BİLDİRGESİ

 

TMMOB Van İl Koordinasyon Kurulu tarafından düzenlenen "Van 2. Kent Sempozyumu" 21-22 Şubat 2014 tarihlerinde Van Ticaret ve Sanayi Odası (VAN/TSO) Konferans salonunda gerçekleştirildi.

Sempozyum, TMMOB Van İKK Sekreteri Şemsettin Bakır, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı ve Van Belediye Başkanı Av. Bekir Kaya‘nın açılış konuşmaları ile başladı. Toplam iki gün süren Sempozyum boyunca toplam 8 otumda 30 adet bildiri sunuldu.  

"Kimliğini Arayan Kent Wan" ana teması ile gerçekleştirilen Sempozyumun ilk oturumunda, Van‘da Kent Kimliği, Kent Kültürü ve Kent Yönetimi başlığı altında,    Van kentinin kimliği, kültürü ve yönetimi konularında 3 adet bildiri sunuldu. 

İkinci oturumda, Van‘da Kent Planlaması ve Çevre Düzeni, Kent Kimliğinin Yansıtıcısı Olarak Kamusal Dış Mekanlar, Kentsel Dönüşüm ve Kentsel Mekan, Kadın Dostu Kent, Çocuk Dostu Kent, Engelli Dostu Kent ve ‘Yaşanabilir‘ bir Van için sürdürülebilir ulaşım: Kent İçi Ulaşım, Raylı Sistem, konularında 5 adet bildiri sonuldu.

Üçüncü oturumda, Van‘ın doğal afetlere hazırlık durumu başlığı altında Van‘ın Depremselliği ve Depremle Yaşamaya Alışmak, Van‘da Yapı Denetimi ve Kaçak Yapı Durumu, Van‘da Kenti ve Çevresinin Jeolojisi ve Jeolojik Sorunları, Van‘da Afet Riski ve Afet Planlaması ve Depreme Karşı Yapı Tasarımı konularında 5 adet bildiri sunuldu.

Sempozyumun dördüncü oturumunda, Etkin, Özerk, Yerinde Demokratik Bir Kent Yönetimi Başlığı altında; Demokratik Özerklik ve Yerel Yönetimler, Demokratik Toplumcu Ekonomi ve Kooperatifçiliğin Rolü, Yerel Yönetimlerde Temsiliyet Sorunu ve Karar Alma Mekanizmaları, Örgütlenme, Katılım ve Kent Hukuku ve Demokratik Özerklikte Eşbaşkanlık Sisteminin Önemi ve Rolü .    konularında 5 adet bildiri sunuldu.

Sağlıklı Yaşam, Barınma Hakkı, Ekoloji ve Çevre, beşinci oturum başlığı altında;  Sağlıkta ve Kentsel Mekanda Piyasalaştırma Süreçlerine Karşı Kamusal Sağlık Örgütlenmesi, Tehlikeli Atıklar, Katı Atıklar, Çevresel Gürültü ve Van Gölü Kirliliği konularında 3 adet bildiri sunuldu.

Van‘da Tarım, Hayvancılık, Gıda, Enerji ve Doğal Kaynaklar altıncı oturum başlığı altında; Sürdürülebilir Gıda Güvenliği ve Güvencesi, Van Kentinin Arazi Kullanımı, Van‘da Tarım ve Hayvancılığının Durumu, Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Enerji ve Telekomünikasyon Altyapıları konularında 5 bildiri sunuldu.

Kentsel ve Toplumsal Yaşamda Cinsiyet Eşitliği yedinci oturum başlığı altında; Toplumsal Yaşamda Cinsiyet Eşitliği Kadınlar ve Kent, Neoliberal Kent ve Kent Hakkı ile Çocuk ve Kadın İçin Daha Yaşanabilir Bir Van konularında 3 bildiri sunuldu.

 

Van`ın Tarihi, Kültürel ve Doğal Değerler Bağlamında Turizm Kimliği sekizinci oturum başlığı altında; Tarihi Kiliseler (Akdamar Kilisesi) ve Felsefesi, Van‘da Turizm ve Sosyal Amaçlı Yerleşke "Hoşap ve Van Kalesi" ve Van‘da Turizm ve Geleceği konularında 3 bildiri sunuldu.

Sunulan bildirilerin "Wan 2. Kent Sempozyumu Bildiriler Kitabı‘nda yer alacak olup Sempozyumda dile getirilen görüş, tespit ve öneriler aşağıda özetlenmiştir. TMMOB kent yaşamını ilgilendiren imar, kültür ve turizm, çevre, kamu yönetimi ve yerel yönetim sistemini düzenleyen yasaların eksiklik ve yetersizliklerinden bahsederken insan sağlığı, doğal çevre, insan hakları- kentli hakları, katılım yaşanabilirlik gibi kavramlara referans vermektedir.

Yerel yönetimler ekonomik ve toplumsal politikaların önemli bir uygulama alanını oluşturmaktadır. Siyaset ve sermaye kesimlerinin bu ilgisi, maalesef kent mekanına ve kentsel yaşama olumlu yönde yansımamaktadır. Kentlerde yaşayanlar eğitim, sağlık, barınma ve beslenme gibi temel haklardan yoksun bırakılırken, sosyal donatı ve teknik altyapı hizmetlerinin sağlanmasında kullanılması gereken hazine arazileri gibi kamusal varlıklarımız özelleştirmelerle birilerinin hizmetine sunulmaktadır. Bununla birlikte kentsel altyapı, ulaşım, eğitim, kültür, sağlık, çevre vb. Alanlarda temel kamu hizmetleri ticarileştirilmekte, kamusal kaynaklarımız bir avuç azınlığa aktarılmaktadır. Emekçilerin, yoksulların ve tüm ezilenlerin sosyal, ekonomik ve siyasal yaşamdan tümüyle dışlandığı yıkıcı bir ortamda yoksulluk ve açlık derinleşerek sürmektedir.

Türkiye siyasi ve idari yapısında demokratikleşmeyi sağlamak amacıyla köklü bir reformu öngörmeli. Sadece devlet sistemini değiştirerek sorunların çözülemeyeceğinden hareketle, toplumun öz yeterliliğini esas almalıdır. Sorunların çözümünde geliştirilecek yöntemler için, yereli güçlendirme, halkı söz ve karar sahibi kılma felsefesiyle hareket etmelidir. Halkın karar süreçlerine dâhil olması için demokratik katılımcılığı savunur ve tüm yerel birimlerde meclis sistemini esas almalıdır.

 Salt "Etnik" ve "Toprak" temelli özerklik anlayışı yerine kültürel farklılıkların özgürce ifade edildiği bölgesel ve yerel bir yapılanmayı savunulmalıdır. "Bayrak" ve "Resmi Dil" tüm "Türkiye Ulusu" için geçerli olmakla birlikte her bölge ve özerk birimin kendi renkleri ve sembolleriyle demokratik öz yönetimini oluşturmasını öngörmeli. Demokratik özerk yönetim, bölge meclisi olarak örgütlenmeli ve meclislerde görev alan kişiler de bölge meclis temsilcisi olarak tanımlanmalıdır.

Bölgelerin her biri o bölgenin özel adı veya bölge meclisinin yetki sınırları içinde bulunan en büyük ilin adıyla anılmalıdır. Demokratik özerklik modelinde il valileri, hem merkezi hükümetin hem de bölge yürütme kurulunun aldığı kararları uygulamakla görevli olmalıdır. 

İnsanlığın gelişme tarihi içinde tarımsal teknoloji gelişerek ilk kez artı ürün gerçekleşmeye başladığı zaman iki olgunun eş zamanlı olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Bunlardan birincisi kentlerin doğuşudur, ikincisi ise toplumda eşitsizliğin yaşanmaya başlamasıdır. O zamandan günümüze kadar, bu iki olgu, hep yan yana olmuştur. Kent mekanı kapitalizmin egemenliği yeniden ürettiği alanlardan biridir ve mekan politikaları merkezden üretilmektedir.

Bugün Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki kentleşme sürecinde ekonomik, teknolojik, siyasal, sosyo-psikolojik nedenlerin yanı sıra ekonomik cazibe merkezi haline gelen kent ve çevresi, kırsal alandan kentleşme ve varoşlara akın eden milyonlarca kişinin yerleştiği bölgeler olmuştur. Kırsal alandan kent merkezlerine hızlı ve plansız göç kent kimliğinin oluşmasını olumsuz yönde etkilemiştir.

Kentleşme üzeninde bir nevi tekel olan devlettir, kent çapında olsa, bu yeni düzen örgütü açık ki tarım tekeli olarak doğmuştur. Kentler üretimi düzenleme aygıtlarıdır, yeterince üretim, en azından çalışanların bir kat fazlasına ilave artık ürün sunabilecek seviyeye gelince, devletin maddi temeli doğmuştur. Devlet denilen olay, aslında fazla üretimden geçinenlerdir, kent buna da uygun mekândır. Köy toplumunda son derece güçtür bu tür ilişkiler. köy yapısı buna el vermez.

Kentin ekolojik açıdan sorun teşkil eden en önemli yönü, çevreden kopuk bir diyalektiği yaşamasıdır. Köy çevreyle birebir yaşar. Kent giderek tarım ve çevreden koparılmış kapitalist sömürü düzeninin gösterişli dev binaların alanı haline getirilmiştir.

 

6360 sayılı yasanın yürürlüğe gireceği yerel yönetimler seçimlerine kısa bir süre kalması nedeniyle sadece kentlerin değil köylerde yaşayan halkımızı da çok yakından ilgilendiren bir Büyükşehir süreci başlayacaktır. Büyükşehir yapısı ile birlikte kentimizin yönetiminde önemli değişiklikler beraberinde getirecektir. Bununla birlikte küresel pazarın nesnesi haline gelen kentlerde kentsel mekana, planlama süreçlerine ve kentin yönetimine ilişkin bir çok sorun varlığını sürdürecek kentlerin yaşam kalitesi bundan etkilenecek ve yönetim stratejilerinde iyi bir planlama yapılmaz ise sınıflar arası uçurumu giderek artıracaktır.

 

Özelikle son yıllarda kentlerin planlama, mimarlık, sosyal, kültürel ve ekolojik doğal değerlerin sınır tanımayan bir şekilde tahrip edilmesi, dönüşümü ve meslek odalarının etkinliğinin azaltılması çabaları karşısında TMMOB`un sosyal ve meslek sorumluluğu daha da artırmaktadır.

TMMOB,  kentlerimizde var olan sorunların aşılması, sağlıklı kentsel çevrelerin oluşturulması ve kentsel yaşam kalitesinin iyileştirilmesi doğrultusunda, toplumun büyük bölümünü dışlayan, halkın katılım ve denetimine kapalı yerel yönetim biçiminin aşılmasını, kent halkının ve meslek örgütlerinin demokratik katılımı ve denetimini sağlayacak bir anlayışın geliştirilmesini, öncelikli ve temel gerek olarak görmektedir.

Kıyıdan 100 metre mesafeye kadar yapılaşmanın yasak olduğu belirtilmesine rağmen Van Gölü sahilinin sıfır noktasında yapılar inşa ediliyor. Kamu kurumları sahilin halka açık olması gereken ve sahilin halk tarafından kullanılması elverişli kesimlerinde eğitim ve dinlenme tesisleri adı altında yapılar inşa etmişlerdir, bu yapıların  çevreleri de halk girmesin diye tel örgülerle çevrilmiş durumdalar. Halbuki her ne kadar tesis yapmış olsalar bile Van Gölü kıyı şeridini halka kapatılmamalıdır.   

Van Gölünde son yıllarda önemli bir kirlilik yaşanmakta ve kıyıları işgal altına alınmaktadır. Gölde meydana gelen bu kirliliğin giderilmesi ve kıyılarının korunmaya alınması için, Van Gölü Havzasında turizmin geliştirilmesine yönelik tedbirlerin araştırılması amacıyla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 98 inci ve TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılması çalışmalar yapılmalıdır.

Van Gölü‘nün kendisine has bazı özellikleri vardır. Gerek çevresindeki bazı değerler, gerekse gölün kendi özgün özeliği dolayısıyla "Van Gölü Koruma Yasası" hazırlanması gerekiyor.

Van‘ın bugün ve gelecek kuşaklar açısından yaşanabilir bir kent haline bürünebilmesi için öncelikle kamu yararından, şehircilik ilkelerinden yana; doğal varlıkları, ekolojik, tarihi, kültürel, toplumsal değerleri koruyan, yaşatan, geliştiren, bir arada yaşama kültürünü büyüten katılımcı, müzakereci, dinamik ve eşitlikçi bir planlama anlayışının hayata geçirilmesi gerekmektedir. Planlama, özellikle kamu eliyle yaratılan rantın belirli kişilere dağıtım aracı olarak kullanılmamalı, kamu yararına aykırı, yasa dışı plan değişiklikleri durdurulmalıdır. Kamuya ait arazi ve yapıların satışı ya da özelleştirilmesi yöntemleri ile elden çıkarılmasına son verilmelidir.

Kent merkezindeki ulaşım, kent içi trafik ve hava kirliliği açısından gelecekte de önemli bir sorun oluşturacaktır. Bu konuda ortak görüş oluşturmak üzere çalışma yapılmalıdır.  Kent içi ulaşımda bütüncül yaklaşımdan yoksun noktasal, plansız ve parçacıl kentsel gelişmeler ile kentin kontrolsüz büyümesinden kaynaklanan sorunların çözümüne "erişilebilirlik" amacı ile yaklaşmayan, bunun yerine özel araç odaklı, günübirlik geçici çözümler üreten yaklaşım Van‘ı bir sorun yumağına dönüştürmüştür.  

İnsan odaklı, doğa ile uyumlu planlama yaklaşımı benimsenerek, ulaşım hizmetine yaya, engelli, yaşlı, yoksul demeden, her kesimin eşit erişiminin sağlanması temel amaç olarak belirlenmelidir. Kentsel mekânın oluşturulmasında güvenli, entegre toplu taşıma sisteminin geliştirilmesi, raylı sistemin ulaşım sistemi içerisindeki payının arttırılması, bisiklet yollarının, yaya yollarının sürekliliği, güvenliği ve erişilebilirliğinin sağlanması, kent içi arazi kullanım politikası olarak yolculuk talebinin azaltılması temel ilkeler olarak uygulamaya geçirilmelidir.

Kentin doğal afetlere hazırlıklı olması için tüm kurum, kuruluş ve kişilere önemli görevler düşmektedir.

Kent yatırımlarında çevre ve halk sağlığı birinci öncelikli olarak değerlendirilmelidir. Hava, Su ve Toprak kirliliği sürekli olarak izlenmeli, hava ve su kalitesi toplumla paylaşılmalıdır. 

Van‘ de kentsel dönüşüm, üst ölçekli planlarla uyumlu olmalı, kent kültürünü yansıtan projelere yer verilmeli, proje demokrasisi uygulanarak ilgili tüm çevrelerin ve halkın katımı mutlaka sağlanmalıdır.

Van, yenilenebilir enerji kaynakları anlamında Türkiye‘nin ikinci önemli güneş enerjisi potansiyeline sahiptir. İthal kaynaklara dayalı enerji üretimi yerine, kent ve ülke çıkarları doğrultusunda yerli ve yenilenebilir enerji potansiyeller değerlendirmelidir.

Bölgede tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi, tarımsal alanların korunması, tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi Van ekonomisinin geliştirilmesi açısından da büyük bir önem taşımaktadır.

Tarihi ve kültürel zenginlikleri ile büyük bir turizm potansiyeline sahip olan Van‘nın, mevcut hali ile yetinilmemeli, turizme daha çok önem verilmelidir. 

Van kent kimliği, "Tarım, Hayvancılık ve Turizm kenti " olarak mutlaka değerlendirilmeli ve kentin gelecek planlamaları bu yönde yapılmalıdır.

 

Kentin çeşitli alanlarda sorun ve eksiklikleri bulunmaktadır. Ancak tüm bu sorunlardan daha önemlisi, bu sorunları çözebilecek kurum ve yönetsel anlayıştan yoksunluk durumudur. Valilikten İl Özel İdaresine, Belediyelerden Üniversiteye  ve Kentin Sivil Toplum Örgütlerine kadar kurum ve kuruluşlar arasında büyük bir kopukluğun yaşandığını göstermektedir. Sağlıklı bilgilenme ve iletişim eksikliklerinin bile aşılamadığı bir kentte demokratik katılım ve yönetimden söz edilemeyeceği gibi, sorunların doğru tanımlanarak uygun çözüm yollarının geliştirilebilmesi olanağı da güçleşmektedir. Bu kentin yeniden olumlu bir ivme kazanabilmesi için, öncelikle yönetim anlayışının değişmesi gerekmektedir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

TMMOB


Van İl Koordinasyon Kurulu (İKK) adına
İKK Sekreteri Şemsettin BAKIR