YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİNİ DÜZENLEYEN KANUN TASARISI İÇİN MİLLETVEKİLLERİNE MEKTUP GÖNDERİLDİ
TBMM gündeminde bulunan "Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı"nın Meclis gündeminden düşürülmesi için tüm milletvekillerine TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı imzasıyla yasanın sakıncalarını ve hukuka aykırılıklarını anlatan birer mektup gönderildi.
Sayın Milletvekili
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından sunulan "Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı"nın yasalaşması halinde ülkemiz vatandaşları ile TMMOB açısından mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmeti alanında ulusal ve uluslararası alanda olacakları ve hukuka aykırılıkları aşağıda kısaca sunmaya çalıştık.
1. Mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı mesleği, kısıtlı kaynakların doğru kullanılması yanında evrensel nitelik taşır. Mesleğin ortaya çıkışından bu yana alanda bilgi, teknoloji ve insan gücü paylaşımı söz konusudur. Kamu güvenliği ile yakından ilgili olan bu hizmetin sunumu, ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada belli standartlara, belge istemi, prosedür ve yeterlilik kriterlerine bağlanmıştır. Kamu güvenliği ve kalkınma planları ile doğrudan ilgisi olan bu hizmetler, doğası gereği kamu hizmeti niteliği taşıdığından denetime tabidir. Bu denetimde öncelik, akademik yeterlilik ve mesleki yeterliliktedir. Mesleki yeterliliğin ispatı, tanınması ve denetimi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de meslek odaları kanalıyla yapılmaktadır. Anayasa‘nın 135. maddesi, meslek mensuplarının denetimi konusunda TMMOB ve bağlı odaları kamusal görevle yetkilendirmiştir.
2. Tasarının yasalaşması halinde, yabancı ülke vatandaşı gerçek kişi hakkında, 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun‘un "unvan tanınmadan mesleğin ülkemiz sınırlarında icra edilemeyeceğine dair" 1. ve 7. maddeleri uygulanmayacaktır. Bunun anlamı, yabancı ülke vatandaşının mühendis, mimar veya şehir plancısı unvanına sahip olmadan mesleğini icra edebileceğinin, imza ve proje sorumluluğu alabileceğinin ülkemizce kabulüdür.
3. Dünyadaki tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de mühendislik, mimarlık ve şehir plancısı unvanı akademik eğitim-öğretimle kazanılan unvanlardır. Akademik yeterliliği tespit eden de yine devletin bu alanda görevlendirdiği akademik kurumdur. Bizim ülkemizde bu kurum YÖK‘tür. Tasarı ile akademik yeterliliği tanıma alanında görevli kılınmış YÖK de devre dışı bırakılmıştır. (Akademik yeterlilik tanıma istemleri, 2547 sayılı Kanun çerçevesinde yapılmaktadır.) 6235 sayılı TMMOB Yasası ve 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Yasa, yurtdışında lisans eğitimi almış olanların Türkiye‘de mesleki faaliyette bulunabilmelerini "denklik belgesi alma" koşuluna bağlamıştır. Bu yasalar çerçevesinde, yurttaş-yabancı ayrımı yapılmaksızın herhangi bir kişi yabancı okul mezunu ise Türkiye‘de mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmeti sunabilmesi için öncelikle YÖK‘ten denklik belgesi almak zorundadır. Oysa, tasarı yabancı ülke vatandaşlarını bu zorunluluktan muaf tutmaktadır. Bununla, ülkemiz vatandaşına akademik ve mesleki yeterliliği tanınmadan mesleğini icra etmelerine izin verilmezken yabancıya bu hak verilmektedir. Bu tasarının yasalaşması halinde ülkemiz vatandaşı meslek mensupları kendi ülkemizde haksız rekabetin mağduru olacaktır. Vatandaşımız meslek insanı iş kaybına uğrayacaktır.
4. Tasarının kabulü halinde, mühendislik ve mimarlık mesleğinin icrası sırasında yabancı ülke vatandaşı gerçek kişinin sunmuş olduğu yabancı okul diplomasının sahte olup olmadığı dahi ülkemizde denetlenemeyecektir. Bilindiği üzere, YÖK‘ün denetimine sunulan diplomalarda sahte belgelere rastlanıldığı bir gerçektir. Tasarı, unvanı "tanıyacak ve denetleyecek" olan makamları ortadan kaldırmaktadır.
Tasarının gerçek ve tüzel kişilere tanıdığı muafiyet, ne ulusal çıkarlarla, ne mesleğin doğasıyla ne de söylenildiği şekli ile AB uygulamalarıyla örtüşmektedir. Dünya ve Avrupa Birliği uygulamaları incelendiğinde; mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı mesleklerinin icrası için, akademik yeterlilik, mesleki yeterlilik, meslek odasına üyelik, dil ve sınav koşulları gibi çeşitli mesleki kısıt ve kıstaslar getirilmiştir. Örneğin AB’de hizmetlerin, kişilerin ve malların serbest dolaşımı konusunda çeşitli direktifler var iken, İngiltere, Fransa ve İtalya meslek insanlarını ve pazarlarını korumak için yapılan anlaşmalarda karşılıklı tanımayı esas almışlardır. Ülkemizde ise, sözkonusu mesleklerin icrasına yönelik denetim koşulları oldukça yetersizken var olan bu koşulların da ortadan kaldırılması düşündürücüdür. Bu nedenle, tasarıyla getirilmesi düşünülen bu düzenlemenin ulusal ve mesleki çıkarlara uygun olmadığı açıktır.
5. Ülkemiz vatandaşlarına, 6235 sayılı TMMOB Yasası, 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Yasa ve 2547 sayılı YÖK Yasası uygulanacakken yabancılara uygulanmaması mesleki hizmetlerin sunumunda eşitsizlik yaratacağından Anayasa‘ya aykırıdır. Tasarı ile getirilen yabancı-yurttaş ayrımı hukuki bir eşitsizliği doğurmaktadır.
6. Tasarı, firmalar açısından da eşitsiz bir düzenleme öngörmektedir. Türkiye menşeli tüzel kişilikler yabancı çalıştırmak istediklerinde 3458 sayılı Kanuna tabi olacaklar ve bunlara çalışma izni prosedürü uygulanacaktır. Yabancı menşeli şirketlerde ise hem çalışma izni hem de mesleki yeterlilik prosedürü aranmayacaktır. Türkiye menşeli şirketler için haksız rekabet ve eşit olamayan bu prosedür uygulaması da Anayasa‘nın eşitlik ilkesine ve Devletin çalışma barışını sağlama görevine aykırıdır.
7. Tasarı, denetimsiz hizmet sunumunun önünü açmaktadır. Denetimsiz hizmet sunumu haksız rekabetin önünü açtığı gibi hizmet kalitesini de düşürecektir. Çünkü, akademik ve mesleki yeterlilik kriterinin aranmaması, -maliyet unsuru olarak görülen mesleki hizmetin- geri kalmış ülke vatandaşlarınca ifasını doğuracaktır. Sonuç, geri kalmış ülkelerden getirilen meslek adamlarının emeğinin sömürülmesi yanında kendi meslek mensuplarımız aleyhine haksız rekabet kendi yasama organımızca yasal hale getirilmiş olacaktır. Böylece, yabancı sermayeden beklenen istihdam sorununu çözme beklentisi, kendi meslek adamlarımızın işsiz kalması ile sonuçlanacaktır. Ülkemizde çalışan yabancı ülke vatandaşı mühendislerin dağılımına bakıldığında, kilit personel hariç genelde geri kalmış ülke vatandaşlarının çalıştırıldığı görülecektir.
8. Yasa tasarısı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanan, 25 Şubat 1995 tarih ve 22213 sayılı mükerrer Resmi Gazete‘de yayımlanarak, 26 Mart 1995 tarihinde yürürlüğe giren Dünya Ticaret Örgütü Hizmet Ticareti Genel (GATS) Anlaşması bir "iç hukuk" düzenlemesi haline gelmiş olacaktır. Tasarı ile getirilen düzenlemeler, söz konusu Anlaşma eki Ülke Taahhüt Listelerimizde yer alan ve yabancıların hizmet sunumuna açık olan sektörlerde yer alan kısıtlarımıza aykırı bir durum yaratmaktadır. Yabancı ülke vatandaşı teknik insanların "Bayındırlık ve İskan Bakanlığı‘nın ve TMMOB‘nin uygun görüşü alınmasına istinaden" ve ilgili meslek odasına "geçici üyelik"le çalıştırılmasından ibaret olan kısıt; bu tasarı ile ortadan kaldırılmaktadır. Karşılıklılık ilkesi olmaksızın yabancı ülke vatandaşlarına açılan kapı, daha sonraki süreçte yabancı ülke vatandaşları açısından uluslararası mahkemelerde kazanılmış hak olarak değerlendirileceğinden, açılan kapı bir daha kapatılamayacaktır.
Gümrük Birliği ile malların tek taraflı olarak ülkemize girişine 1995 yılında o dönemin siyasal iktidarı izin vermiştir. Bu dönemin siyasi iradesi ise, bu kez hizmetlerin ülkemize koşulsuz girişine izin vermektedir. 4817 sayılı Kanun (8/e maddesi ile) ile 2003 yılında kişilerin serbest dolaşımı kapsamında sadece AB vatandaşlarına tanınan serbesti - ülkemize koşulsuz istisnai giriş şartı- söz konusu tasarı ile tüm yabancı ülke vatandaşları için genişletilmektedir.
Ülkemizde gerçek kişilerin yanı sıra, küçük ve orta ölçekli sermaye yapıları için de çeşitli koruyucu tedbirlerin geliştirilmesi ihtiyacı varken, yabancı ülke vatandaşlarına ve yabancı sermayeye "kayırıcı" muamele yapılması kabul edilebilir değildir.
Bu nedenle; tasarı sahiplerinin Meclise bu yasayı sunarken öncelikle cevaplaması gereken sorular bulunmaktadır:
- Kendi vatandaşımız mühendis, mimar ve şehir plancısı neden kendi pazarında ve uluslararası pazarda korunmamaktadır?
- Neden başka ülkelerin vatandaşımıza tanımadığı serbestileri, ülkemiz başka ülke vatandaşlarına sağlamaktadır?
- Ulusal düzenlemeler ile verilen bu serbestlik, AB mevzuat uyum çalışmaları sonucunda geri alınması gerektiğinde ne olacaktır?
- Bu süreçte meslek alanlarımıza verilen zararı; kim, nasıl telafi edecektir?
Bu sorunun yalnızca TMMOB‘nin öznel bir sorunu olmadığını bilmenizi isteriz.
Saygılarımızla,
Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı


