ZMO X. ÖĞRENCİ KURULTAYI/3-4 Aralık 2016/ANKARA
Sevgili Arkadaşlar,
TMMOB yönetim Kurulu adına hepinizi sevgi ve dostlukla selamlıyorum. Bizleri bir araya getiren Ziraat Mühendisleri Odasına Sayın Başkan Özden Güngör’ün şahsında çok teşekkür ediyorum. Sizlerle bir arada olmak benim için büyük bir keyif.
Bugün TMMOB tarihinde önemli bir günün yıl dönümü.
Bundan 37 yıl önce Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları 19 Eylül 1979 tarihinde ekonomik ve demokratik hakları için bir günlük uyarı grevi yaptılar.
Bu eylem 54 ilde 736 iş yerinde yankı buldu. Mühendis, mimar ve şehir plancıların yanı sıra diğer statülerdeki teknik elemanlar, ve duyarlı kamu emekçilerinin de verdiği destekle greve katılım sayısı 100 bini aştı.
TMMOB tarihinde önemli bir yeri bulunan 19 Eylül tarihi, altı yıldan beri "TMMOB Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü" olarak kutlanmaktadır.
Bugün örgütlü olduğumuz tüm kentlerde İKK’larımız kanalıyla Mühendis, Mimar ve Şehir Plancılığı mesleğinin toplumsal sorumluluğuna vurgu yapan ve içinde bulunduğumuz koşullara bakışımızı içeren ortak bir metni kamuoyu ile paylaşacağız.
Yine bugün Rize’de ülkemiz tarihinin en büyük Çevre ve Yaşam Hakkı davası olarak geçen “Cerattepe Davası” nın duruşması var. Cerattepe’de madencilik faaliyeti girişimi 2009 ve içinde bulunduğumuz 2016 yılında 2 kez mahkemelerce iptal edilmiş ve bu kararlar Danıştayca da onanmıştır.
Buna rağmen rant çevrelerinin ısrarıyla bu konu her yasa değişikliğinde yeniden gündeme getirilmekte ve ardından yeni bir şirkete ihale yapılmaktadır.
Bu kez siyasi nüfuzda kullanılarak ÇED olumlu raporu alınmıştır. TMMOB’nin de içinde bulunduğu 751 tüzel ve gerçek kişi ÇED olumlu raporunun iptali ve madencilik faaliyetinin durdurulması istemiyle dava açmıştır.
Dava gününün uzunca bir bayram tatilinin hemen ertesi gününe alınmasının katılımı zayıflatmak amaçlı olduğu açıktır.
Karadeniz birimlerimiz bugün Artvin halkına destek için Rize’de olacak.
Birliğimiz tarafından hazırlanan Cerattepe raporunda da belirtildiği gibi Cerattepe’de madencilik faaliyeti yapılması kamu yararı içermemektedir. Bilimsel gerekliliklere aykırıdır. Çevre ve doğa katliamına neden olacaktır.
Cerattepe, zengin yaban hayatı,endemik zenginliği, ormanları, milli parkları ve su varlıkları ile koruma altına alınmalıdır.
Buradan, sizlerin huzurunda ,dayanışma günümüzde, yaşam alanlarına, doğasına, kentine ve geleceğine sahip çıkan Artvin halkının yanında olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum.
Sevgili arkadaşlar,
Konumuz TMMOB örgütlülüğü.
Bu nedenle önce kısaca örgütlenme kavramı üzerinde durmak istiyorum.
Örgütlenme ve örgütlülük, en genel anlamda, bireylerin ve toplumsal grupların ortak çıkarlar etrafında ve bu çıkarlar doğrultusunda biraraya gelme, birlik olma ve haklarını birlikte arama gerekliliğinden doğmuştur.
Örgütlenme, doğası gereği toplumsal bir oluşumdur.
Sendikalar, meslek kuruluşları, dernekler ve diğer örgütler, toplumların gelişmişliği oranında kendini kabul ettirmiş, demokratik mücadelenin güçlülüğü oranında yasalara yansımış toplumsal oluşumlardır. Siyasi iktidarlar üzerinde baskı gruplarıdır.
Buradan TMMOB’ye gelirsek TMMOB öncelikle bir meslek kuruluşudur. Anayasa’nın meslek kuruluşlarını tanımlayan 135. maddesi uyarınca 6235 sayılı TMMOB yasası ile kurulmuştur.
Anayasanın 135. maddesine göre kurulan meslek kuruluşları Kamu Kurumu niteliğindedir. Yönetim , denetim ve onur kurulunda görev alacak yöneticiler kendi üyelerinin katıldığı yargı gözetimi altında yapılan seçimlerde gizli oylama yöntemiyle belirlenir.
Bu açıdan katılımcıdırlar ve demokratiktirler. Kamu tüzel kişiliklerdir.
Bu meslekleri yapabilmek için ilgili meslek kuruluşuna üye olunması zorunludur. Meslek kuruluşları mesleki ve etik açıdan üyelerinin sicillerini tutar.
Bu kuruluşlar ilgili mesleğin uygulama esaslarını belirlemeye yetkilidir.Meslekle ilgili işlerde ihmali ve suçu bulunan üyelerine uyarı, kınama, para cezasından meslekten men etmeye kadar yaptırımlar uygulayabilir.
12 eylül anayasası ile kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadî teşebbüslerinde aslî ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına üye olması zorunluluktan çıkarılarak isteğe bağlı kılınmıştır.
Ama onlarda mesleği uygularken Odaların belirlediği esaslara uymak zorundadır. Aksi halde zorunlu üyelere yönelik tüm yaptırımlar onlara da uygulanabilir. Yani ilgili Oda bir kamu çalışanı meslektaşa da meslekten men cezası verebilir.
TMMOB ve TMMOB’a bağlı Odalar’da aynı statüdedir. TMMOB 18 Ekim 1954 yılında kurulmuştur.
Bünyesinde mühendis, mimar ve şehir planlama meslek disiplinlerini barındırmaktadır. İlk kuruluşunda TMMOB’ye bağlı 10 oda vardı. Bugün Oda sayımız 24 ve bu odalar 85 farklı mühendis, mimar ve şehir planlama disiplinini içerisinde barındırmaktadır.
Birliğimize, Bilgisayar, Çevre, Elektrik, Fizik, Gemi Makinaları İşletme, Gemi, Gıda, Harita ve Kadastro, İnşaat, Jeofizik, Jeoloji, Maden, Makina, Metalurji, Meteoroloji, Kimya, Orman, Petrol, Tekstil (1992), Ziraat Mühendisleri Odaları ile Mimarlar Odası, Peyzaj Mimarları Odası, İç Mimarlar Odası (1976) ve Şehir Plancıları Odası bağlıdır.
Bugün itibarıyla TMMOB’a bağlı Odaların toplam üye sayısı 490 bini aşmıştır. 1998 yılında çıkarılan TMMOB öğrenci kolu Yönetmeliği ile siz öğrencilerimizin de Odamız öğrenci üye olarak Oda faaliyetleri ve olanaklarından faydalanabilmesinin önü açılmıştır. Şu an için tüm Odalarımıza kayıtlı öğrenci üye sayımız 100 bine yaklaşmıştır.
TMMOB yasasına göre Birlik ve Odalarımızın görevleri şu şekilde tanımlanmıştır.
- Mühendis ve mimarları meslek kollarına ayırmak, meslek ve çalışma konuları aynı ya da birbirine yakın bulunan mühendis ve mimarlık grubu için Odalar kurmak.
- Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının ortak gereksinmelerini karşılamak, mesleki etkinlikleri kolaylaştırmak,
- Mesleğin genel yararlara uygun olarak gelişmesini sağlamak,
- Meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak
- Meslek disiplinini ve ahlakını korumak;
- Kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak.
- Meslek ve çıkarları ile ilgili işlerde, resmi makamlar ve öteki kuruluşlar ile işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve önerilerde bulunmak,
- Meslekle ilgili bütün mevzuatı, normları, bilimsel şartnameler, tip sözleşmeler ve bunlar gibi bütün bilimsel evrakı incelemek ve bunların değiştirilmesi, geliştirilmesi, ya da yeniden konulması yolunda önerilerde bulunmak.
Bu görevlerden ilki TMMOB tarafından diğerleri ise ilgili uzmanlık alanına göre Odalar tarafından TMMOB’la koordinasyon içerisinde yerine getirilir.
Yani TMMOB ayrı bir Oda değildir. TMMOB’nin asli görevi Odaların faaliyetini koordine etmektir. TMMOB mühendik, mimarlık ve planlama Odalarının yani mesleklerin birliğidir.
Bu nedenle TMMOB yönetim Kurulunun bileşeni de oldukça demokratiktir. TMMOB yönetim Kurulu her Odadan bir temsilciden oluşur.
Bu uygulama ile üye sayısı fazla olan bir meslek Odasının karar alma aşamasında ve alınan kararların uygulanmasında üye sayası az olan Odalar üzerinde tahakküm kurmasının önüne geçilmiştir.
Örneğin üye sayısı 100 bini aşmış olan İnşaat Mühendisleri Odasının da üye sayısı 1200 civarında olan Petrol Mühendisleri Odasının da kararların alınmasında 1 birer oyu vardır.
Aynı demokratik yöntem TMMOB genel Kurulu bileşeninde de göz önüne alınmıştır. Genel Kurulda her oda her yüz üyeye karşı 2 delege ile temsil edilir. Ancak Genel Kurula her bir Odadan katılacak delege sayısı yüz kişiyi aşamaz.
Sevgili arkadaşlar
Odalarımız yukarıda belirttiğim görevleri ülke geneline yayılan ve yöneticileri seçim ve diğer demokratik usullerle belirlenmiş Şubeleri , il ve ilçe temsilcilikleri vasıtasıyla yerine getirirler. Bugün itibarıyla TMMOB’ye bağlı 24 Odanın 1248 Şube ve il-ilçe temsilcilikleri bulunmaktadır.
Oda Birimlerinin, diğer Odaların birimleriyle yerellerde yapacaklar ortak faaliyetler ile merkezi TMMOB etkinlikleri TMMOB il/İlçe koordinasyon Kurulları tarafından yerine getirilir. Bu kurullarda da her meslek Odası birer üye ile temsil edilir. Bugün itibarıyla ülke genelinde hizmet yürüten 51 İKK’mız bulunmaktadır.
Gördüğünüz gibi TMMOB ülke geneline yayılmış, devasa ve fonksiyonel bir örgütlenmedir.
Kuruluş yasamızda de belirtildiği üzere TMMOB ve Odalar çalışmalarını iki ana eksende yürütür.
Bunlardan birincisi mesleğimizin ve meslektaşlarımızın hak ve çıkarlarını ülkemiz ve halkımızın çıkarları temelinde korumak ve geliştirmektir.
İkincisi ise mesleki birikimlerimizin toplum yararına kullanılmasının zeminini yaratmaktır.
Bu iki ana eksen çerçevesinde Odalarımız,
Mühendislik hizmetlerini denetler. Bu konuda mesleki denetim hizmetleri verir. Üyelerinin uzmanlık alanına göre sicillerini tutar.
Meslek İçi Eğitim Merkezleri kanalıyla verdikleri eğitimlerle üyelerin bilgilerini sürekli günceller.
Üyelerinin özlük ve ekonomik hakları için mücadele eder. Mühendis asgari ücretini belirler.
Örneğin SGK ile yapmış olduğumuz protokole göre bu yıl için mühendis, mimar asgari ücreti brüt 3300 TL olarak belirlenmiştir.
Mesleki, teknik konularda yayın faaliyetleri yürütür.
Mesleki konularda ülke genelinde yüzlerce eğitim, konferans, panel, söyleşi etkinliği gerçekleştirir.
Meslekle ilgili konularda uzman üyeleri kanalıyla bilirkişilik hizmetleri verir.
Meslek alanlarıyla ilgili konularda kamuoyunu bilgilendiren raporlar hazırlar.
Mühendislik, mimarlık eğitiminin bilimsel ölçütlere ve ülke gereksinimine uygun olarak verilmesi için çalışmalar yürütür.
Enerjiden, sanayileşmeye, tarımdan, ormancılığa, madencikten, kentleşmeye, işçi sağlığı ve iş güvenliğine varana değin, mesleğimizi ve ülke sorunlarını ilgilendiren onlarca alanda, konunun tüm taraflarının katılımına açık kongre ve sempozyumlar düzenler. Sunulan bildirileri ve sonuç bildirgelerini ilgililerle paylaşır.
Siyasi iktidarların kamu zararı doğuracak meslek alanlarımızla ilgili uygulamalarına karşı her dönem onlarca dava açar. Ülkemizin sanayisini, tarımını, ormanlarını, meralarını, hayvancılığını, kentsel ortak alanlarımızı, sosyal devlet anlayışını bitiren Özelleştirme ve serbestleştirme uygulamalarına ve bu konuda yapılan düzenlemelere karşı hukuki mücadele yürütür.
Üreten, kalkınan, gelişen hakça bölüşen, bağımsız ve demokratik bir ülke talebiyle bu ülkenin halktan emekten yana mücadele eden tüm güçleriyle birlikte demokrasi mücadelesinde de yerini alır.
Sevgili arkadaşlar,
TMMOB bütün bunları yaparken, TMMOB ve Odaları
Yasasında geçen kamu kurumu niteliğini halkın yanında olmak olarak anlar. Ayrılmaz bir parçası olduğu halkımızın, refahını, mutluluğunu, sağlığını ve güvenliğini her şeyden üstün tutar.
TMMOB ve Oda çalışmalarında, meslek ve meslektaş sorunlarının, ülkenin ve halkımızn sorunlarından ayrılamayacağı, temel ilke olarak kabul edilir.
TMMOB ve Odalarımızın, bütün iktidarlar ve rant çevrelerinden örgütsel bağımsızlığı esastır.
Gücünü yalnızca örgütlü üyelerinden, demokratik merkeziyetçi form içindeki katılımcılıktan alır. Kamu merkezi bütçesinden pay almaz. Bütçesi kamu yararına yürütülen mesleki denetim faaliyetleri ve üye ödentilerinden oluşur.
“Birlikte üretme, birlikte karar alma, birlikte yönetme” temel ilkemizdir.
TMMOB, dar meslekçi bir meslek örgütü olmadığı gibi, dar anlamda siyaset de yapmaz.
TMMOB ülkemizi, sanayi ve tarımımızı, dolayısıyla mühendislik gereklilikleri ve uygulamalarını gerileten yeni liberal saldırılara karşı mücadele eder. Bu açıdan geniş yorumlu bir meslek ve siyaset yaklaşımına sahiptir
TMMOB ve Odalarımız demokrattır, antiemperyalisttir, toplumcu bir karaktere sahiptir.
TMMOB ırkçılığın, gericiliğin, faşizmin karşısındadır. Barıştan, bir arada yaşamdan; insan haklarından; siyasal, toplumsal, akademik özgürlüklerden ve kapsamlı bir demokratikleşmeden yanadır.
Sevgili arkadaşlar,
Bütün bu özelliklerinden ve çalışmalarından dolayı tıpkı bugün olduğu gibi rant çevrelerinin ve siyasi iktidarların sürekli hedefindedir.
TMMOB’ye yönelik saldırılar 15 yıldır ülkemizi yöneten AKP iktidarı döneminde had safhaya ulaşmıştır.
Ardı ardına yapılan mevzuat düzenlemeleriyle mesleki denetim yetkilerimiz kısıtlanmış, bazıları başka kurumlara devredilmiş, gelir kaynaklarımız kısıtlanmıştır. Bunlar yetmemiş, kuruluş yasamız değiştirilerek İl Odacılığı getirilerek merkezi gücümüz yok edilmeye çalışılmıştır.
Bütün bu girişimler Örgütlü gücümüzle ve duyarlı kamuoyunun verdiği destekle sürdürülen etkin mücadele ile bertaraf edilmiştir.
Bu saldırıların sonuncusunu bu yıl temmuz ayında çıkarılan uluslararası işgücü yasasının tasarı aşamasında yaşadık.
Bu yasa taslağına sıkıştırılan maddelerle yabancı mühendis ve mimarların akademik ve mesleki yeterlilik aranmadan, yani diplomalarının bile denkliği sorgulanmadan ülkemizde çalıştırılmasının önü açılmak istenmiştir. Bu konuda TMMOB’den görüş alınmasını öngören TMMOB yasasının ilgili hükümleri ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.
Ülkemiz vatandaşı mühendis ve mimarların karşılaması gereken kriterler yabancılardan istenilmeyerek yabancı ülkelerin mühendis ve mimarlarına ayrıcalık getirilmeye çalışılmıştır.
Bu konuda siz öğrencilerimizin de katkısıyla yürütülen mücadelemiz sonucu yasa taslağından mesleğimiz ve Odamızla ilgili hükümler çıkartılmıştır.
Bu hususta mecliste bize destek veren tüm milletvekillerine Odanız üyeleri Sn.Orhan Sarıbal, Sn. Okay Kaytancıoğlu, Sn. Kamil Okyay Sındır, Sn. Ali Akyıldız’ a örgütümüz ve mesleğimiz adına çok ediyorum.
Bütün bu saldırılar, TMMOB siyaset yapıyor gerekçesiyledir.
Biz dar anlamda siyaset yapmıyoruz. Yasamızın bize verdiği yetkiyle halkımızın, ülkemizin bugününe ve yarınına sahip çıkıyoruz.
Tüm yaşam çevremizin, milli parklarımızın, sit alanlarımızın, kültürel ve tarihi mirasımızın, yer altı ve yer üstü zenginliklerimizin, tarım alanlarımızın ve sanayi alt yapımızın rant odaklarının talananına açılmasına karşı duruyoruz.
Barış içerisinde bir ülke ve barış içerisinde bir dünya istiyoruz. Bu nedenledir ki darbe girişiminin ardından, “Ne Darbe Ne Dikta, Yaşasın Tam Bağımsız Demokratik Türkiye Dedik. Darbelerin panzehiri daha fazla demokrasidir dedik.
Meclisi devre bırakan OHAL uygulamasına ve ülkemizin KHK’lerle yönetilmek istenmesine karşı çıktık. KHK’lerle kamuda görevden almaların bir cadı avına dönüşmesine karşı olduğumuzu bildirdik.
Başta kürt sorunu olmak üzere ülkemizdeki tüm sorunların barışçıl yöntemlerle çözülmesinden yanayız. Nereden gelirse gelsin tedhiş ve bombalama eylemlerini şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz.
Her türlü dinsel gericiliğin karşısındayız. Laik ve çağdaş bir yaşam istiyoruz.
Bu kimliğimizden dolayı sadece iktidarın değil yandaş basının da saldırılarına muhatap oluyoruz. Verdiğimiz hukuksal mücadele ve yaptığımız basın açıklamaları sonrasında AK-İT ler Kara-İt ler bizlere manşetten saldırıyor. Köşe yazarları bizleri hedef gösteriyor.
Ancak bizler yılmayacağız, sinmeyeceğiz doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz.
Sevgili arkadaşlar,
Öğrenci üye statüsüyle içinde yer aldığınız TMMOB örgütlülüğü genel olarak böylesi bir yapıya sahiptir ve bu nitelikler bir gelenek olarak sizler tarafından devralınmalıdır.
Konuşmamın girişinde örgütlenmeyi anlatırken, bir örgütlenmenin yasalara yansıması o örgüt mensuplarının verdiği demokratik mücadelenin gücüyle de bağlantılıdır demiştim.
Gerçekten de TMMOB böylesi bir mücadelenin ürünüdür ve yasal çerçeveye oturması çok kolay olmamıştır.
Ülkemizde mühendis ve mimarların 100 yılı aşkın bir mücadele tarihi vardır. Tarihimizde ilk mühendis mimar örgütlenmesi 1908 yılında kurulan “Osmanlı Mühendis ve Mimar Cemiyeti”dir.
TMMOB’nin kurulduğu 1954 yılına kadarki mesleki kuruluşlar iki temel alanda mücadele etmişlerdir.
Bunlardan birincisi Mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin bu konuda ehliyeti olmayan kişilerce yerine getirilmesinin ve bu kişilerin mühendis ve mimar sıfatını kullanmalarının önüne geçilmesi, mühendislik ve mimarlık unvanının yasal bir statüye kavuşturulmasıdır.
İkincisi ise ülkemiz mühendislerinin yabancı mühendislere karşı hak ve hukuklarının korunması, ülkemizde yabancı mühendislerin ve mimarların çalışmasına kısıtlama getirilmesidir.
Bu konuda yürütülen girişimlerin ilk ürünü 1927 yılında alınmış, bu tarihte 1035 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun çıkarılmıştır.
Bu kanunda yüksek mühendislik ve yüksek mimarlık tanımlanmış ve bu tanımlamalara uymayanların mühendislik ve mimarlık ünvan ve yetkisiyle mesleki uygulamada bulunmaları yasaklanmıştır.
Bu yasa 1936 yılında 3077 sayılı yasayla, 1938 yılında da 3458 sayılı yasalarla değiştirilmiştir. Bu yasalarla doktorlar ve avukatlardan sonra mühendis ve mimarlar yüksek öğretim sonrasında elde edilen meslekler olarak mesleki tanınırlığa kavuşmuştur.
Bu tarihten itibaren mühendis ve mimarlar, örgütlenmeleri aracılığıyla Odalaşma doğrultusunda mücadele ve çalışmalarını yürütmüştür. 1954 yılında 6235 sayılı yasa ile TMMOB kurulmuştur.
Böylece mühendisler ve mimarlar toplum nezdinde varlıklarını kabul ettirmek, mesleki çıkarlarını korumak doğrultusunda çalışmalar yürütecek görev ve yetkileri yasa ile belirlenmiş bir yapılanmaya ulaşmışlardır.
Ülkemiz mühendis ve mimarlarının yabancılara karşı hak ve hukuklarının korunması mücadelesi günümüzde de sürdürülmektedir. TMMOB’nin kurulmasıyla birlikte yasamızın 34. ve 35. Maddelerinde, yabancı mühendis ve mimar çalıştırılırken TMMOB’nin görüşünün alınması öngörülerek nisbi bir kazanım elde edilse de, bu konuda ülkemizin dışa bağımlı ekonomik politikalarından dolayı kalıcı çözümler elde edilememiştir.
Ülkemizde yabancı mühendis ve mimar çalıştırılmasına karşı ilk örgütlü gösteri “İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi binasının projelerinin Amerikalı Mühendis ve mimarlara yaptırılmak istenmesi üzerine 1949 yılında yapılmıştır. Türk Yüksek Mühendisler Birliği üyeleri Ulus’tan Kızılay’a kadar kalabalık bir yürüyüş düzenlemişlerdir.
Meslektaşlarımızın tarihimiz boyunca üstlendiği rol ve mücadelenin aldığı seyir ülkemizde izlenen ekonomi politikaları ve bu politikalarla bizlere biçilen rol ve öneme göre değişiklik göstermiştir.
Mühendisler ve mimarlar ülkemizde cumhuriyetin ilk dönemlerinde ve ardından çarpık ve dışa bağımlı da olsa sanayileşmenin hızlandığı 1950’lerden 1970’lere kadar ayrıcalıklı bir konuma sahipti.
Bu dönemlerde TMMOB’nin temel çalışma ekseni ülkemiz sanayisinin geliştirilmesi üzerine olmuştur.
Ancak bağımlı kalkınma politikasının ve plansız eğitimin sonucunda meslek gurubumuzun belirli bir azınlığı bu ayrıcalığı korurken bir bütün olarak mesleklerimiz ayrıcalıklarını yitirmiştir.
Mühendis ve mimarlar 1958 yılında çıkarılan 10195 sayılı kararname uyarınca kamuda istihdam ediliyor ve oldukça yüksek paralar alıyorlardı. 1969 yılında ise kamuda çalışan teknik elemanlar 657 sayılı devlet memurları kapsamına alınmıştır.
TMMOB kuruluşundan 1970’lere kadar, biraz da üyelerimizin toplum içerisinde görece ayrıcalıklı konumundan dolayı salt mesleki bir çizgi izlemiş kendini toplumla mesafeli bir çizgide tutmuştur. Sanayileşme olgusunu içermekle birlikte mücadele mesleki taleplerle sınırlı kalmıştır.
1960’ların ikinci yarısında TMMOB’nin gündemine özel mühendislik akademileri damgasını vurmuş, mühendis odaları özel yüksek okulların kapatılması için kampanyalar ve yürütmüşlerdir.
1970’lı yıllara gelindiğinde ise gerek dışa bağımlı ve ulusal sanayiyi dışlayan politikaların sonuçlarının mühendis ve mimarların yaşamına doğrudan yansıması, gerekse de ülkemizde sürdürülen bağımsızlık, demokrasi, devrim mücadelesinin getirdiği toplumsal uyanış, mühendis, mimar kitlesini de yakından etkilemiştir.
1973 yılında “halkımızın bugün yaşadığı sorunların nedeni, emperyalizme bağımlılık, ülkemizin yönetiminde bir avuç yerli-yabancı banka, ticaret, sanayi, emlak ve toprak sahibi tekellerin söz sahibi olmasındandır” diyen devrimci, demokrat, yurtsever mühendisler TMMOB yönetimine gelmiştir.
Çıkış bildirgesinde tüm insan gücümüzün ve ülke kaynaklarımızın en etkin biçimde halkımızın hizmetine sunulduğu, bu kaynakların kullanımında tüm çalışanların söz sahibi olduğu, yabancı denetiminin ortadan kalktığı bir ülke istendiğinin altı çizilmiştir.
Bu dönemde talepler salt mesleki sorunlarla sınırlı bakış açısına sahip değildi. Dönemin Birlik Başkanı Teoman ÖZTÜRK’ün önderliğinde, mühendis ve mimarlar, emperyalizm ve burjuvaziye karşı tüm yurtta sürdürülen mücadelenin etkili bir unsuru olmuştur.
Grevli, toplu sözleşmeli sendikalaşma hakkı başta olmak üzere her türlü ekonomik ve demokratik hak arama çabasına destek verilmiştir. Politik ve toplumsal sistemin emekçi halklardan yana değiştirilmesi için uğraş verilmiştir.
Uzmanlık alanlarımız üzerine, uçak sanayiinden, altın madenciliğine, tarımdan, enerji ve sanayileşmeye varıncaya değin her konuda dolu dolu raporlar yayımlanmıştır. Kalkınma planlarında yer alması çin için DPT’ye görüşler sunulmuştur.
Tüm bu çalışmalar haftalık olarak yayımlanan . ve baskı sayısı 50 bini aşan birlik haberleri ile kamuoyuna duyurulmuştur.
Mühendis ve mimar kitlesi ile organik bağlar kurulmuştur, ülke genelinde yüzlerce temsilcilik oluşturulmuştur.Düzenlenen teknik eleman kurultaylarında teknik eleman örgütleri, sendikalar ve üyelerle meslek, meslektaş ve ülke sorunları tartışmaya açılmıştır.
1972’de Adalet Partisi’nin, TMMOB üyelerinin % 73’nü oluşturan kamu çalışanlarının, “TMMOB siyaset yapıyor” gerekçesiyle Odalara üyeliğini yasaklayan ve bir anlamda TMMOB’yi etkisiz kılmaya ve kapatmaya çalışan yasa değişikliklerini, parlamento ve kamuoyunda yürütülen etkin mücadele ile geri püskürtülmüştür.
Konuşmamın başında da belirttiğim üzere ülke genelinde greve gidilmiş, mühendis ve mimarların talepleri kamuoyuyla paylaşılmıştır. 1 Mayıs’larda, DGM’ye ve TCK’nın 141. ve 142. maddelerine hayır mitinglerinin düzenlenmesinde etkin görevler üstlenilmiştir.
Ülkemizin kalkınması ve bağımsızlığı için faşizme karşı mücadele eden bütün örgütlerle dayanışma ve mücadele birliği içerisinde yer alınmıştır.
Bu mücadelede bedeller de ödenmiştir. TMMOB lokalleri, TMMOB yöneticileri kurşunlandı, yaralandı, baskılara, sürgünlere, kıyımlara maruz kalındı.
18 Aralık 1978’de Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Akın ÖZDEMİR ve birçok TMMOB üyesi ve yöneticisi faşist katillerce katledildi.
12 Eylül döneminde bir çok TMMOB yöneticisi, tutuklanmış, ceza evlerine konulmuş, buna rağmen TMMOB kadroları TMMOB ve Odaları açık tutmayı başarmıştır.
Kendilerini özlemle ve saygıyla anıyoruz.
Mücadeleleri mücadelemiz olacaktır.
Sevgili arkadaşlar,
TMMOB 12 Eylül sonrasında da her türlü baskı depolitizasyon ve yıldırma politikalarına rağmen emekten yana çizgisinden, bilimi ve tekniği emekçi halkın çıkarları doğrultusunda kullanmak temel ilkesinden ödün vermemiştir ve vermeyecektir de.
Aslında mesleğimizi ve toplumsal iş bölümü içerisinde üstlendiğimiz rol göz önüne alındığında bu durumun yadırganacak bir tarafı yoktur.
Çünkü bizler bilimi ve doğal kaynakları insanlığın hizmetine sunan bir mesleği uyguluyoruz.
Etrafımızda gördüğümüz insan eliyle yaratılmış her eşyada, mekânda, aklımızın, bilgimizin, deneyimlerimizin emeği var. İnsanla ve onun yaşamıyla iç içe geçmiş bir meslek alanının insanlarıyız. Gündelik hayatı inşa ediyor, yeniden yaratıyor ve geleceği yeniden kurguluyoruz.
Bu nedenle toplumcuyuz. Ranta karşıyız, üretimden yanayız.
Bizler ülkemizin imarında, yapılaşmasında, altyapısında, sanayileşmesinde, enerji üretim ve dağıtımında,tarımda, teknoloji üretiminde, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının değerlendirilmesinde kısacası ağırlıklı olarak üretimde ve yatırımda görev alan meslek disiplinleriyiz.
Dolayısıyla, özellikle son 30 yıldır uygulanan insanı, doğayı, bilimi, üretimi ve yatırımı dışlayan politika ve uygulamalardan doğrudan etkileniyoruz.
Küresel sermayenin ve bağlı kuruluşlarının denetiminde uygulanan yeni liberal politikalarla ve özelleştirmelerle bizlerin varlık nedeni olan ülke sanayisi, madenleri, tarımı, hayvancılığı ve ülke ormanları bitirilmektedir. Meslek uygulama alanlarımız gün geçtikçe daraltılmaktadır.
Bu politikalar sonucu nitelikli işgücü olan mühendislikte de işsizlik artmıştır. Esnek, güvencesiz çalışmaya dayalı sömürü biçimleri meslek alanlarımızı da kapsamıştır.
İş güvencesine sahip olmamak, çalışma koşullarının giderek ağırlaşması, yetersiz ücret, işsizlik tehlikesi, sigortasız çalıştırılma, insan onuruna yaraşır emeklilik sürecini yaşayamama bunlardan bazılarıdır
Meslektaşlarımız mesleki yetersizlik sorunları; siyasi baskı ile kadro atamaları, tayin ve sürgünler; fazla mesailerde ücret verilmemesi; fazla çalıştırma, iş saatleri ihlali; sosyal hak ihlalleri ve özlük haklarına yönelik sorunlarla yüz yüzedirler.
Biliyorsunuz, AKP döneminde üniversiteleri ve meslek alanlarımızı ilgilendiren birçok düzenleme de yapıldı.
Teknik öğretmenlere mühendis unvanı verilmesi, teknoloji fakülteleri, uzaktan eğitim gibi mühendislik eğitiminin temelini aşındıran düzenlemeler söz konusudur.
Mühendislik bölüm ve fakültelerinin gerçek bir gereksinime dayanmayan hızlı artışı, mühendis işsizliğini, düşük ücretleri, güvencesiz ve hatta meslek dışı alanlarda çalışmayı beraberinde getirmektedir.
AKP iktidarı döneminde, üniversite sayısı iki kattan fazla artmıştır. Mühendislik bölümlerinde öğrenim gören öğrenci sayısında da benzer artışlar söz konusudur. Ancak eğitime ayrılan ödenekler, öğretim görevlisi sayısı ve üniversite koşulları gibi göstergelerde eşdeğer bir artış yoktur.
Eğitim-öğretimdeki teori-pratik uyuşmazlığı, öğretim elemanı eksikliği, labaratuvarların olmayışı, deneysel malzeme eksikliği, bilimsel bilginin geri plana atılması vb. bir dizi olgu, mühendislik öğretimini kemirmektedir.
Kamuda, eğitimde ve toplumsal yaşamda laikliğin bitirilmesi yönünde önemli adımlar atılmıştır. Din, sömürüyü gizleyen bir zırh olarak ve mezhepçi bir tarzda kullanılmaktadır.
Sevgili Arkadaşlar,
Bu noktada antiemperyalist, demokrat, halkçı-toplumcu-kamucu mühendislik yaklaşımının titizlikle sahiplenilmesi, Odalarımız, TMMOB ve ülkemizin geleceği açısından önem taşımaktadır.
Eğitim-öğretim ve meslek alanlarımıza yönelen bu gerici liberal kuşatmaya karşı bilimi rehber alarak hep birlikte karşı durmak zorundayız.
Unutmayalım ki, karanlığın, olumsuzluğun diyalektik karşıtı aydınlıktır; motorları maviliklere sürebilmek, güneşli güzel günler görmek ancak örgütlü mücadele ile olanaklıdır.
Ülkemiz koşulları, öğrenci gençliğe;
- Üniversite özerkliğinin sağlandığı,
- Eğitimin her kademede eşit ve parasız olduğu,
- Eğitim ve öğretimin akademik, demokratik, bilimsel ve laik bir yaklaşımla yeniden düzenlendiği;
- Mezuniyet sonrası yer alacağı çalışma yaşamında sömürülmediği,
- Emeğini halkı ve ülkesinin kalkınması için kullandığı,
- insanca, özgürce yaşayabildiği “bir başka Türkiye” mücadelesinde
önemli görevler yüklemektedir.
Yaptığımız tüm etkinliklerin tüm öğrenci üyelerimize açık olduğunu hatırlatmalıyım. Odalarımızın yürüttüğü merkezi öğrenci kurultayları ve yaz eğitim kampları ülkemizde yürütülen özgün çalışmalar arasındadır.
Bilmiyorum aranızda konaklayan varmı? Ankara’da siz öğrencilerin hizmetine sunduğumuz bir tesisimiz var. Teoman Öztürk Öğrenci Evi.
Kız ve erkek öğrenciler için 2 ayrı bloktan oluşan öğrenci evinde internet ve TV bağlantısı olan 161 adet çift kişilik banyolu yatak odası ve 2 adet çift kişilik banyolu engelli yatak odası bulunmaktadır. Öğrenci evimizde 336 öğrenci konaklayabilmektedir.
Öğrenci evimizde, kafeterya, mutfak, yemekhane, çamaşırhane, kütüphane, bilgisayar odası, revir gibi bölümleryanı sıra 500 kişilik konferans salonu, 250 m2 çok amaçlı salon, 575 m2 fuaye alanı, 1600 m2 forum alanı da yer almaktadır.
Hedefimiz ileride olanaklarımız olursa aynı çalışmayı diğer illerimize de taşımak doğrultusundadır.
Sizlere yönelik bu tür çalışmaların ana amacı sizlerin sosyal, kültürel ve mesleki gelişminize öğrencilik hayatınızdan başlayarak katkıda bulunmaktır.
Sizler ileride örgütümüzün asli üyesi ve yöneticileri olacaksınız.
Burada gelişen ilişkinin birlikte çıkılacak uzun bir yolun ilk adımları olduğu asla unutulmamalıdır.
Bizler, 1970’lerden beri Teoman Öztürk ve arkadaşları tarafından yaratılan bir değerin bayrağını devraldık, o değerlerin bir gelenek halinde sürmesini sağladık.
Bundan sonra da bu bayrağı birlikte taşıyacağız, daha sonra sizler yeni kuşaklarla birlikte taşıyacaksınız.
Şimdi bireysel-toplumsal sorumluluklarınızı geliştirmeniz, Odanızla, Odalarınızla bütünleşmeniz, öğrenci üye komisyonlarını işler kılmanız sorumluluklarınız arasındadır.
Bu bayrağı, örgütün asli unsuru olduğunuzda, üyesi olduğunuzda ağabeylerinizle birlikte taşımanız arzumuzdur.
Sözlerime son verirken, 1970’lerde Başkanımız Teoman Öztürk’ün söylediği gibi;
“Yüreğimizdeki insan sevgisini ve yurtseverliği; baskı, zulüm ve engelleme yöntemlerinin söküp atamayacağının bilinci içinde; bilimi ve tekniği emperyalizmin ve sömürgenlerin değil, halkımızın hizmetine sunmak için" her çabayı güçlendirerek sürdürme yolunda inançlı ve kararlıyız”
Diyor, hepinize yeniden saygılarımı sunuyorum.
Emin Koramaz
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı


